Bir çeşit sanal birikinti alanı

Osman Ender Kalender

2016’nın ardından

2013, 2014 ve geçtiğimiz yıl hakkında yaptığım gibi, bu yıl da bir önceki yılın bir değerlendirmesini yaparak, kendi kendimi gaza getireyim dedim. Arşivleme açısından da faydalı aslında.

Geçen sene yazımın girişinde şöyle yazmıştım:

Kişisel kazanımlarımı buraya yazsam da toplum olarak kaybettiğimizi düşündüğüm bir yıl oldu geçen yıl. Bu yüzden gerçek anlamda mutlu olduğum söylenemez. Akademi, eğitim, insan hakları, gelir dağılımı, eşitlik, adalet… Hemen hemen her alanda ülkemizin gittikçe daha diplere yuvarlandığı düşünüldüğünde bilgi, fikir ve eser üretmeye çalışan insanların daha çok çabalamak zorunda olduğu anlaşılıyor. Kimbilir belki de bu yüzden her yıl bir öncekinden daha yoğun geçiyor.

Bu yıl bu durumun değişmesi bir tarafa, her şeyin daha da kötüye gitmesi ne acı… Lakin artık bu hâlin çıktısı yoğunluk değil, yılgınlık olabiliyor…

Her neyse. Gelelim verilere. Hepsinden önce bu blog ile başlayalım. Blog 2016 yılı boyunca 60.704 defa görüntülenmiş. 14 yazı yazmışım, ki bu sayı geçtiğimiz yıllara göre epey az. Sanırım az olmasında daha pek çok platformda yazmaya başlamamın etkisi var. Herkese Bilim Teknoloji, ODTÜlü dergisi ve bazı başka yazılarımı yayımladığım Medium gibi. Misal, Medium’da yayımladığım 29 yazı var (bazısı blogda da olmak üzere).  Herkese Bilim Teknoloji’de ise 19 köşe yazım mevcut, ki bunların tamamı sadece orada. (Bir de artık şiirlerimi blogumda değil, mahlasla başka bir adreste yayımlamam da etkili elbette :) Bilen biliyor sanırım. )

Tüm platformlarda en çok okunan yazılarımı şöyle listeleyebilirim:

  1. Sık Kullanılan Safsata: Peki şunun hakkındacılık #Whataboutism
  2. Üniversitede Astroloji – (Yalansavar)
  3. Menopoz gerekli midir? – (HBT)
  4. Göz göre göre sahtecilik – Çeşitli satış platformlarında yapılan tez sahteciliği üzerine.
  5. Harf devrimi üzerine – (HBT)
  6. Yok öyle şirin tatil beldeleri – Kuzey Ege’nin dramı…
  7. Bilim okuryazarlığı – 405 Blog için kavram hakkında söyleşi.
  8. Kazıklanma rutini – Bizim günlük kazıklanma talihsizliğimiz…
  9. Kim milyoner ve olasılıkçı olmak ister?  – Yarışmada izlenecek strateji hakkında matematik hesabı

 

Yayınlar, Eserler, Faaliyetler…

Bu yılın benim açımdan en heyecanlı olayı öykü kitabım Tek Kişilik Firar oldu. Hakkında bazı değerlendirmelere soldaki Goodreads bağlantısından ulaşılabilir. Kitap hakkında çok güzel söyleşilerde bulunduk (Remiz Kitap Gazetesi, Oda TV) ve hakkında güzel şeyler yazıldı (BKK,  Artful Living, Sözlük, Teknomani).

Yükseköğretim ve Bilim dergisinde başta astroloji olmak üzere sözdebilimlerin topluma verdikleri zarar hakkında bir makalem yayımlandı.

Yalansavar Podcast Serisi birinci sezonu müthiş geçti.  Bu bölümlerden dördünde ben de yer aldım (2, 5, 9 ve 13).

Muhabbet Teorisi‘ni de hedeflediğim kadar sıklıkla olmasa da takipçilerini üzmeyecek bir periyotta yayımlamaya çalıştım (MT 05’ten MT 15’e tam 11 Bölüm!). Osman Ender Kalender, Kaan Öztürk, Çağrı Yalgın, Umut Yıldız, Selçuk Topal, Bilge Demirköz ve Betül Kacar bu yılın muhabbet teorisyenlerinden oldular.

Mart’ta Ankara Kent Radyosu‘nun konuğu oldum ve Güneş Tutulması ile Deprem ilişkisini konuştuk (Dinle).

CNN Türk‘te Ekin Olcayto’nun konuklarından biri oldum ve astrolog konukların da olduğu programda astrolojiyi tartıştık (İzle).

Bir romanımı internetten ücretsiz tefrika etmeye başladım. RAFTAN, aynı zamanda fantastik unsurlar içeren ilk romanım. Şu an 8 bölüm yayında!

Türkiye’nin yeni bir çizgiroman dergisi var: YABANİ!  Bu yıl iki öykümle yer aldım Yabani’de.

Daha evvel 3 defa ikincilik aldığım TBD bilimkurgu öykü yarışmasının derece alan öyküleri DÜNYALILAR adlı bir kitapta toplandı. Şiddetle tavsiye ederim. Çok güzel yerli bilimkurgu örnekleri var. Hakkında bir inceleme…

Bir adet öykü de Pera Müzesi için yazdım. Kathrine Behar’ın veri girişi adlı sergisinden aldığımız ilhamla öykü yazmamız istendi ve ortaya COGITO çıktı. COGITO, Yabani’nin Aralık sayısında da yayımlandı ve epey beğeni topladı.

 

2017’de…

Twitter takipçilerim biliyor: Sigarayla vedalaştım! Benim için harika bir gelişme oldu bu…

Son üç ay, hem şahsi nedenlerle hem de gündemdeki moral bozucu olaylar nedeniyle son derece durgun bir zaman oldu benim için. Yaşadığımız günlerde bir şeyi öngörmek pek kolay değil… Ancak eğer moral ve huzurum yerinde olursa, Domingo yayınevi için yeni bir çeviri yapmayı planlıyorum. Kırmızı Kedi Yayınevi ile mantık alanında bir kitap için anlaşmışlığımız çoktan mevcut… Oturup bitirmem gerekiyor bu kitabı. İkinci bir öykü kitabı için de kolları sıvamayı çok istiyorum.

Lakin yazmak çok zor geliyor bir süredir. Dinlenmek de bir ihtiyaç. Bir süredir dinlenmek için resim yapıyorum. Kelimeler, fikirler değil, renkler, boyalarla uğraşmak çok daha huzurlu olabiliyor…

Daha çok okuduğum ve yazdığım günler hemen gelsin istiyorum.

 

Herkese mutlu, umutla dolu bir yıl dilerim!

 

2015’in ARDINDAN

Her yıl bir önceki yılın nasıl geçtiğini yazmak adet olmuş. 2013‘te yapmıştım. Geçen yıl da öyle.

Kişisel kazanımlarımı buraya yazsam da toplum olarak kaybettiğimizi düşündüğüm bir yıl oldu geçen yıl. Bu yüzden gerçek anlamda mutlu olduğum söylenemez. Akademi, eğitim, insan hakları, gelir dağılımı, eşitlik, adalet… Hemen hemen her alanda ülkemizin gittikçe daha diplere yuvarlandığı düşünüldüğünde bilgi, fikir ve eser üretmeye çalışan insanların daha çok çabalamak zorunda olduğu anlaşılıyor. Kimbilir belki de bu yüzden her yıl bir öncekinden daha yoğun geçiyor.

Eserler ve Çeviriler

2015’in Ağustos ayında Kırmızı Kedi Yayınevi’nden Astrolojinin Bilimle İmtihanı adlı kitabım çıktı. Kitap fazlasıyla ilgi gördü ve pek çok günlük gazetede ve haftasonu ekinde kitap hakkındaki röportajlarım yayımlandı. Mirgün Cabas’ın programına konuk oldum.

Mayıs’ta yayımlanan İrrasyonel ilk çevirim oldu ve Yalancılar ve Sahtekârlar Ansiklopedisi de Aralık’ta yayımlanarak 2015 yılına yetişti. Her ikisi de Domingo’dan yayımlandı. Entropol Kitap olarak 2015 yılında düzenlediğimiz mikro bilimkurgu öykü yarışması da meyvesini CCLXXX olarak verdi. Türk edebiyatında bir ilk olan bu kitabın organizasyonunu da editörlüğünü de Özgün Muti ile birlikte yaptık.

Yazın anlamında da yoğun geçen yılın en kötü haberi dört yıllık bir yolculuğun sonunda Açık Bilim dergisinin faaliyetlerini durdurmamız oldu. 2015 yılında Açık Bilim’e 4 yazı yazdım. Yalansavar’a ise 2 yazı. 2015’te matbu yayınlarda da çeşitli yazılar kaleme aldım. Istanbul Art News‘in Eylül sayısında IAN CHRONICLES ekinde davranışsal iktisada ilişkin bir yazım çıktı. ODTÜLÜ Dergisinin 56. ve 57. sayılarında bilimkurgu-sosyoloji ve enerji hakkında birer yazı kaleme aldım.

Türkiye Bilişim Derneği’nin bilimkurgu öykü yarışmasına son defa katılma kararı almıştım. Jübilem güzel oldu ve yüz elli adlı öykümle (üçüncü defa) ikincilik ödülü kazandım.

2016’da neler olacak?

Muhabbet Teorisi‘ne yeniden dönüyoruz. Açık Bilim’den açığa çıkan zamanı yazarak değil, konuşarak değerlendirmek daha sağlıklı olacak gibi görünüyor. Bu yıl ekibe yıllar yıllar önce Türkiye’nin ilk çevrimiçi dergilerinden birini (Sankidergi’yi) birlikte yaptığımız Osman Ender Kalender de katıldı. Vakti oldukça Kaan Öztürk, Çağrı Yalgın ve Ömer Cansızoğlu da iştirak edecek. Zaman zaman da konuk almayı planıyorum.

2016 akademik alana ağırlık vermek istediğim yıllardan birisi. Her şeyden önce doktora tezimi bitirmeliyim. Biri felsefe diğeri kısmen sosyoloji alanına giren iki adet akademik makalem için gönderdiğim hakemli dergilerden yanıt bekliyorum. Konu: Sözdebilimler.

Öykü kitabım için de bir yayınevinden yanıt beklediğimi yeri gelmişken ekleyeyim.

Bu bloğa dair

Bu yıl önceki iki seneden çok daha fazla ziyaretçi almış emektar blogumda 39 yazı yayımlamışım ve 83.000 kez ziyaret edilmiş. En çok okunan yazılar şöyle:

  1. Marcih Wichary’nin yazdığı ve onun müsadesiyle Türkçe’ye çevirdiğim, F klavyeler hakkındaki oldukça popüler yazı.
  2. Banka uygulamalarının haddinden fazla istekte bulunduğuna dikkat çektiğim ve her birinin hangi isteklerde bulunduğunu derlediğim yazı.
  3. Mart’ta gerçekleşen F4 kazalarının ardından medyadaki hatalara dikkat çektiğim şu eleştiri yazısı: Uçan Tabut F4’e Linç Kampanyası

 

Herkese mutlu ve huzurlu bir yıl diliyorum.

SankiDergi Özlemiyle: Yeni Projeler

Bundan tam iki sene önce bir hevesle “SankiDergi” projesini yaratmıştım… İlkbiz Yayınevi’nde çalışırken şu an ismini hatırlayamadığım ama bizim “tükkan”a gelip giden bir adam vardı. CD’lerin sadece yuvarlak olmayabildiğini, istenilen şeklin verilebildiğini anlatırken bana yabancı bir internet dergisini gösterdi…

İlk Aşk ve Çocuk: SankiDergi

Yıldırım aşkı! Sayfaların çevrilerek okunabildiği bir internet dergisi! İnanılmaz! Üstelik şık ve harika!

İşte SankiDergi’nin doğması için gereken sevişme buydu.

Fikri masaya yatırdım, disiplin başlıkları, içerik, neler yapılacağı… Kimlerle röportaj yapılabilir? İlkbiz’in yani bizim kendi yazarlarımızdan başlardık, gerisi gelirdi…

Çizgimiz olacaktı. Okur dostu bir dergi olacaktı bu. Okuru bilgilendirmek hatta iyiye, doğruya sürüklemek. Kesinlikle magazin olmayacaktı. “Kültür” anahtar kelimeydi.

İsim. Evet evet… En önemlisi isim… Bir kaç arkadaştan isim için fikir almak gerekiyordu. Nitekim dergiyi enine boyuna anlattığım arkadaşım, meslektaşım (uçak mühendisliği olan mesleğim var ya; hani epeydir kendisiyle ilgilenmediğim…) Mustafa Serdar Tekçe bombayı patlattı. SankiDergi!

Bizim aerodinamikte Sanki Bir Boyutlu akımlarımız gibi aslında bir boyutlu olmayan ama bir boyutlu akım özelliklerine yakın özellikler gösterdiği için sanki bir boyutlu gibi olan, ya da aslında dengede olmayan ama dengeli saydığımızda sorun çıkarmayan haller gibi sankidengeli olan hal! O zaman dergi gibi elimize alamadığımız ama aynen dergide olduğu gibi sayfaları bilgisayardaki ellerimiz olan faremizle sayfalarını çevirebildiğimiz… Evet evet! SankiDergi!

Bir de logo yapmak gerekiyordu şimdi buna… 17 adet farklı logo yaptım, 30-40 adet arkadaşa gönderip en iyi üç tanesini seçmesini rica ettim… Tesadüflerin de hayatta yeri vardır, logomuz 17 oyla seçildi, 17 logo arasından…

logo.jpg

Ailemiz oluşurken

Velhasıl önce Asena Kumsal Şen ve Bahar Arıs katıldı SankiDergi ekibine. Kısa süre sonra görsel tasarımına karar verirken büyük ölçüde yardımcı olan Asena Kumsal Şen ayrılmak zorunda kaldı, ancak ilk sayıda yer aldı. İçerikler hakkında istişare ettiğimiz Bahar Arıs ile birlikte ilk sayıyı çıkardık. Bugün de Aviation Türk’te birlikte çalıştığımız Bahar, “Bir İnsan Masalı” adında, sonu hazin biten kadınların hayatlarını konu aldığı (Lady Di, Prenses Süreyya vb.) yazı dizisiyle en çok okunanlar arasında yer aldı. Dostum Osman Ender Kalender de kısa süre sonra dergi ekibinde yer aldı, o esnada ara tatilde olduğu için destek veremeyen Murat Pınar, ikinci dönem okuluna döner dönmez derginin bel kemiklerinden birini oluşturmak için hazırdı. İlk üç sayıdan inanılmaz dönüş almıştık. Üstelik okurlarla ilişkilerimiz hat safhada iyiydi. Onlar bize, biz onlara birbirimizi yıllarıdır görmeyen dostlar gibi davranıyorduk, herkes dergiye iyi kötü katkıda bulunmak için çeşitli içerik / fikir desteklerinde bulunuyordu. Özellikle okurlarımız arasında olup daha sonra değerli bir dostum haline geliveren Türkiye’nin en şirin ve en hanımefendi Gastronotu, hatta “ablam” Bahar Yaka ekibimize dahil oldu. Daha sonra yönetmeni olduğum her dergide kendisinin o şirin yazılarına yer vermeyi ihmal etmedim. (Bugün Aviation Türk’te de gurme diye bir bölüm var ve yine Bahar Yaka imzası kapı gibi karşımızda duruyor). Akşam gazetesi, Elle dergisi gibi ulusal yayınlarda astroloji duayenliği yapmış Su Karakuş da ailemiz içinde yer alınca SankiDergi artık aslında bir HarbiDergi olmuştu. Hele bir de değerli fotoğrafçılarımız Ozan Oğuz Haktanır ve Özgün Sarı ile! Özellikle Anime serisinin mimarı Alper Çetintaş ve müzik köşemizin editörü Atilla Yılmaz’ı hesaba katmak zorundayız ki bu dergi tüm eklemleriyle hareket edebilsin…

Bu listeye sonraki sayılarda çeşitli katkılarda bulunan Melih Yasin Yüksel, Jale Ceylan, Seçkin Beğen, Duygu Nebioğlu’yu da mutlaka katmak gerek. Herkese ama herkese teşekkür etmek de beraberinde gelmeli…

Zira en başta İlkbiz’deki yazarımız Kaan Erkamla başladığımız röportajlara Rock Müziğinin geçmiş ve gelecekteki en iyi yorumcularından Hayko Cepkin, değerli sanatkarımız ve benim de üniversitedeki saygıdeğer hocam Şeyhmus Okur, Türkiye’nin ilk film sesçilerinden Bayram Karaman, dansta dünyaya adımızı duyuran Aytunç Bentürk, Barış Manço’nun Kurtalan Ekspresteki bıraktığı koltuğu da başarıyla doldurabilen, aynı zamanda sempatik ve değerli dostum olan Asrın Tuncer ile devam ettik.

Başarının Sırrı: İstikrar

İstikrar rakamlarla değil, fikirlerdeki tutarlılıkla olur. Hem ben, hem ekibim, kısaca tüm sankidergi olarak çizgimiz dışına çıkmayı daima reddettik. Daima toplumsal olaylarla yakından ilgilendik ve duyarlı olduk. (Bir seferinde bayan okurlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutlamayı unutmuştuk ama duyarlı okurlarımız gereken uyarıyı hemen yaptılar :) )

Bize yazan okurlarımıza otomatik yanıt sistemiyle “mesajınız alınmıştır teşekkür ederiz” demedik… Her birimiz -kimin konusu ya da ilgi alanı ile ilgiliyse- okurumuzla doğrudan ilgilendik. Derginin her köşesinde grafik sanatlarıyla ilgilenen değerli sanat dostlarının küçük de olsa eserlerine mutlaka yer verdik, aslında çok yetenekli olmasına rağmen sağda solda dayısı olmadığı için eserlerine gereken ilgi gösterilmeyen tüm sanatçılarımıza yetenek bölümümüzde yer verdik, ticari kaygı güdenlerle pek münasebette bulunmadık…

9 sayı çıkan dergimize tek reklam bulamadık, o ayrı mesele… çünkü biz magazin yapmadık ve yeni dünya düzeni bizi böyle cezalandırdı.

Zira benim sağlık sorunlarım yüzünden dergiye son verdik, ancak sağlık sorunlarımı aşmamda okurlarımızın etkisi oldu desem herhalde kimse inanmaz. Bize derginin neden çıkmadığını üzülür ve meraklı vaziyette soran okurlarımıza arkadaşlarımız benim sağlık sorunlarımı neden gösterdiler… Herhalde o kadar çok geçmiş olsun mektubunu okuyan bir insanın artık ruh hali cennetten düşmedir!

Ben en çok okurlarımızı özledim, dergi ekibindeki diğer arkadaşlarım da öyle.

Şimdi Yeni Proje!

Sankidergi.net adını kaybettik, yenileyemeyecek kadar ümitsizlik içerisindeydik. Beni sürekli galeyana getirmeye çalışan Osman Ender Kalender ile bugün yeni bir isim ile, yeni bir dergi çıkarmak gibi bir düşüncemiz var.

Gerçi Osman Ender Kalender mezuniyetinin keyfini sürerken artık bu düşünceden uzaklaşmış olabilir; ancak ben şu an Flash ile olmada da en azından PDF biçeminde ya da yardımcı programlar aracılığıyla yaratılmış yeni bir derginin araştırması içindeyim…

Kısa süre sonra ayrıntıları buradan vermeye devam edeceğim.

Böyle bir projeye ilgi duyarsanız muhakkak bana bildirin çünkü bir derginin yazı kurulu ona can verir ve hiçbir dergi tüm ekibin sinerjisi ve işbirliği olmadan çıkmaz…

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google