Category: HAVACILIK

Yeni SHY-M İstihdam Sıkıntısı Yaratabilir

Bilindiği üzere havacılık işletmelerinin bakım yönetimi ve uçuşa elverişliliğin devamı konusu ülkemizde SHY-M yönetmeliği ile yürütülüyor.

SHGM de hem Türk sivil havacılığının daha iyi bir noktaya gelmesi, hem de EASA’ya uyum amaçlı olmak üzere bir süredir bir dizi yönetmelik değişikliği ve talimatın altına imza attı.Read More

Eskişehir Yolcusuna Alternatifler

Eskişehir, Türkiye’nin en güzel şehirlerinden birisi. Eskişehirli olduğumdan değil, bir yabancı gözüyle de baksam onu hiç şüphesiz ilk üçe koyarım. Zaten Eskişehir’i görüp, benim gibi düşünmeyenle hiç karşılaşmadım. Üniversitesi, sanayisi, son on yılda neredeyse baştan yaratılan çehresi, insanı ile diğer illere örnek olabilecek, muhteşem bir şehir.

Ben Eskişehir’de doğdum büyüdüm. Eskişehir insanı eğitim, kültür, insaniyet gibi bir çok hususlarda modern ve çağdaş insana ait olduğu düşünülen tüm özelliklere sahiptir.

Read More

İntihal

İntihal konusu şu sıra herkesin gündeminde. ÖSYM başkanı Ali Demir, milletvekili ve bakanlarla ilgili çeşitli haberler yapılıyor… Ancak konumuz her zamanki gibi siyasiler ve siyaset değil.

Bir akademisyenin, bir sanatçının işleyebileceği “yüz kızartıcı suç” intihaldir. Bir fikir insanı baklava çalmalı belki ama asla fikir çalmamalıdır. Zira onun onuru, işi, itibarı zaten fikridir.

İntihal kelimesi arapça olduğu için yabancı gelebilir: En güzel açıklaması fikir hırsızlığıdır.Read More

Gökyüzüne Yerli Kalkan

15 Haziran 2010 tarihli Savunma Sanayii İcra Komitesi kararıyla Alçak ve Orta İrtifa Hava Savunma Sistemi temini için Aselsan ve Roketsan ile başlanan görüşmeler tamamlandı ve imzalar atıldı. Alçak ve Orta İrtifa Hava Savunma Sistemlerimizin tasarım ve geliştirme işi Aselsan’ın ana ve Roketsan’ın belirlenmiş alt yükleniciliğiyle yerli firmalarca yapılacak.Read More

THY Air Bosna ile Ne Yapacak?

2008 yılının sonunda Bosna Hersek Havayolları’nın %49 hissesini alan Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı, satın alma yoluyla büyümeye yönelik bir adım atmıştı. Read More

Korsanlık ve Vandallık

Başka bir ülkede yaşayan kuzenimle birlikte geçtiğimiz günlerde Florya’da idik. Florya’da olmaktan, hemen üzerimizden geçen uçakların alçalışını bu kadar yakından görmekten son derece mutlu idi. Bana döndü ve: “Bir psikopat canı sıkılsa bu uçağı düşürmez mi?” diye sordu.

Düşündüm. Düşerdi. Merminin kritik bir noktaya isabet etmesi inişi emniyetsiz kılabilirdi.

“Öyle bir psikopat yoktur” diyecektim, diyemedim. Daha dün gazetelerde bir yaşındaki bir çocuğun tecavüze uğradığını, bir hafta önce İstanbul’da delinin birinin telsize karışıp yaklaşmadaki uçakları sağa sola çevirdiğini, muhtelif zamanlarda da, eylem yaparken gözaltına alınıp sadistçe hakaret ve işkencelere maruz kalanların olduğunu, trafikteki bir anlaşmazlık sebebiyle cinayet işlendiğini okuduk/duyduk.Read More

Balıkesir Pazarında Borajet

Edremit Kuzey Ege tatil yöreleri için bir üs niteliği taşıyan, Balıkesir’in en gelişmiş ilçelerinden birisi. Akçay, Altınoluk, Güre ve Zeytinli gibi kendi beldeleri yerli turistlerin ve yazlıkçıların uğrak yeri. Balıkesir’in Ayvalık, Burhaniye, Gönen gibi diğer ilçelerini de tatil için siz hiç tercih etmemişseniz bile çok kez duymuşsunuzdur.

Söz konusu ilçe ve beldelerin sağlık turizmindeki yeri de giderek büyümeye başladı. Kaz dağlarının oksijen deposu olma özelliği, şifalı olduğuna inanılan kaynak suları ile bölge yerli insanımız tarafından çok daha fazla tercih edilir oldu. Artık Edremit Havalimanı’na İstanbul’dan ve Ankara’dan yapılacak seferler yüksek potansiyel taşıyor, ve Borajet de bunu görüp değerlendirdi. (Benim gördüğüm bir diğer potansiyel de Eskişehir, zira yukarıda saydığım ilçe ve beldelere Eskişehirlilerin de talebi büyük).Read More

THY Uçuş Emniyet Filmi Tam İsabet

THY’nin yeni uçuş emniyet filmi geçtiğimiz hafta gündeme bomba gibi düştü. Gündemde yer etmesi normal, zira film boyunca görünen futbolcular dünyanın tanıdığı, bildiği futbolcular. Üstelik yaramaz çocuklar şeklinde nitelendirilmişler ve afacan çocuklar gibi ellerine geçirdikleri şeyleri amaçları dışında kullanıp, oyun haline getiriyor, ve konuşan kadın tarafından da sürekli uyarılıyorlar.

Benim düşüncem, filmin gerçekten de oldukça eğlenceli olduğu yönünde.

Ayrıca olayı bir pazarlama stratejisi olarak nitelendirirsek eğer, oldukça da başarılı, çünkü aslında THY daha önce gerçekleştirdiği sponsorlukları bu defa kendi yolcusuna tekrar servis ediyor.Read More

Neden Yap(a)mıyoruz?

Bu hafta neler yazacağıma dair başka fikirlerim vardı ancak bir Embraer takipçisi olarak görmüş olduğum bir haber tamamen fikrimi değiştirdi.

Kabak tadı verir mi bilmiyorum ama ben “özgün uçak” konumuza yeniden dönmek istiyorum.

Bana takıntılı diyecekseniz eğer, bunu kabul ederim: Ben “biz yapamayız” deyip, üstelik çok bilmiş gibi görünüp, konuyla ilgili bilgi sahibi olmayan diğer vatandaşlarımızın da özgüvenini kıran insanların varlıklarına dayanamıyorum… O yüzden zaman zaman da bu konuya değiniyorum. “Türk Uçağı mı? Neden Olmasın” başlıklı, iki yazılık serinin ardından, “Türk Savunma Sanayii Büyüyor”, “Araban Batsın” başlıklı çeşitli yazılarla zaman zaman bu konuyu da deştim.Read More

Bir Türk Markası Dünya’da En İyi Olabilir mi?

THY Genel Müdürü Temel Kotil geçtiğimiz günlerde Rize’de katıldığı bir Kariyer Günleri toplantısında THY’nin yeni vizyonunu tekrar dile getirdi:

“Avrupa’nın en iyi havayolu olmak”

Ve hatta ekledi: “Bir Türk markası dünyada en iyi olabilir mi? Bal gibi olur.”

Kendisine katılıyorum. Herhangi bir marka, dünyada en iyi olabilir. Zira bunun onun milliyetiyle bir ilgisi yoktur. Forbes Global 2000’de ya da Fortune Global 500’de iç karışıklıkları ya da yıllardır gerginlikleri bulunan Pakistan, Tayland, Güney Kore firmaları da mevcut. Yani bir şirket iyi yönetildiği ve büyüyebildiği sürece en iyi markalar, en büyük firmalar, en algılanır farklılığa sahip hizmetleri sunan şirketler haline gelebilirler.

THY gibi, önce kamu şirketi olup daha sonra halka arz olan ve özelleştirilen firmaların ilk olarak ilgilenmesi gereken konulardan birisi “Değişim Yönetimi”.

“Değişim Yönetimi” kavramıyla ilk olarak yükse lisans yaparken karşılaşmış olsam da gerçek anlamda bunun içeriğinin ne olduğunu Garanti Bankası’nın değişim öyküsünü okuduktan sonra anladım.

1991-2000 yılları arasında Garanti Bankası’nın Genel Müdürlük koltuğuna oturan Akın Öngör de –her ne kadar başından beri özel bir iştirak olsa da- THY ile bir çok özelliği benzer bir banka ile başlamıştı.

1991-1994 yılları arasında “Türkiye’de en iyi olmak”
1994-1997 yılları arasında “Bir dünya bankası olmak”
1997’den sonra “Avrupa’nın en iyi bankası olmak” vizyonunu benimseyen yönetim,

1993 yılında bankayı Capital Intelligence tarafından “A” ratingi alan “ilk çok şubeli banka” yaptı.

1995 yılında yüksek prestijli Euromoney dergisi tarafından “Türkiye’nin en iyi bankası” seçtirdi.

1996 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Global 500 Ödülü” alan dünyadaki ilk banka oldu. (Bu ödül doğal hayatı korumaya yönetil katkılarından dolayı şirketlere UNESCO tarafından verilir.)

1997 yılında Financial Times tarafından yayınlanan dünyanın en prestijli kuruluşları arasına Türkiye’den iki firma girdi: Garanti Bankası ve Mercedes Benz. Türk menşeili ve sermayeli tek firma olmuş oldu. Euromoney tarafından yine Türkiye’nin en iyi bankası” olarak seçildi.

1998’de Garanti’deki bu değişim, dünyanın en prestijli işletme okulu Harvard Business School tarafından vaka olarak okutulmaya başladı.

1999’da hem Global Finance dergisi hem de Euromoney Garanti Bankası’nı “Türkiye’nin en iyi bankası” seçti.

Bu sırada bankanın ilişkilere dayalı, “talimat verilirse yaparız, yoksa biz bilmeyiz” şeklindeki yerleşik ve insiyatif alamayan hiyerarşisi, katı görünümü, en alt seviye personel ile en üst yönetici arasındaki kademe sayısı… Hepsi baştan aşağıya değişti.

Ve daha sayılamayan onlarca, yüzlerce başarı. (Daha fazlasını merak edenler Akın Öngör’ün yazdığı ve yenice yayınlanmış olan “Benden Sonra Devam” adlı hatıratını okuyabilirler.)

Ama Akın Öngör –ve ekibi- (kendisi mutlaka böyle söylememi isterdi) bunu nasıl yaptı?

–    Personele değer verip, onlara fikirlerine inanmayı öğreterek,
–    Tüm çalışanların katıldığı vizyon toplantıları ile onlara kurumu benimseterek,
–    Eğitime yaptığı yatırım ve personel arasındaki adelet,
–    Performansa dayalı ödüllendirme ve terfi sistemi,
–    Tüm şirkette açık iletişim,
–    Diğer müdürlerle sürekli iletişim ve yöneticilerin birlikte karar aldığı “ortak akıl toplantıları”
–    Riskleri çok önceden belirleyerek buna yönelik önlemler almaya verilen önem…

Dahası yine kitapta var…

Şimdi… Garanti o yıllardan bugüne gerçekten büyük bir marka olmayı başardı. Yani evet, bal gibi olur. Ona katılıyorum. Başarılı bir yönetimle her firma, çevresine de uyum sağladığı ve hatta onu değiştirerek proaktif bir değişim sergilediği müddetçe bir gün prestijli bir konuma gelir.

Bir Türk markasının bir dünya markası olması yeni bir şey değil.

Garanti personelinin kendi kurumları hakkındaki yorumları ve iş tatmini ile, THY çalışanlarının yorumları ve iş tatminleri arasında naçizane gözlemlerime göre önemli bir fark var. Tabi burada “finans” ile “havacılık” çok ayrı sektörler olduğu gibi, “bankacılık” ve “taşımacılık” da birbirinden çok farklı iş kolları. Buna lafım yok. Ancak… İşletmelerin temel fonksiyonları arasında bir fark yok. Görünüşe göre vizyonları arasında da bir fark yok.

Bu yüzden THY’nin de “En iyi olmak” gibi bir vizyonu belirlemişken, bu vizyona uygun davranması gerek… Hele ki bir kamu kuruluşu iken halka arz sonucu özel bir anonim ortaklık olarak yönetilmeye başlayan THY’de değişim yönetimi çok önemli.

THY Yöneticilerine Akın Öngör’ün kitabını şiddetle tavsiye ediyorum.

İyi haftalar.

TGS Personeli Eğitilmeli

Algıda seçicilik, çevrede bulunan tüm uyarıcılardan (sesli ya da görsel uyarılar, olaylar, durumlar vb.) alakadar olduklarınızı özellikle algılamanız anlamına gelir. Onca ses arasında isminiz telaffuz edildiğinde bunu hemen farketmeniz ve dönüp bakmanız bunun en bilinen örneğidir.

Havacılık sektörünün bizzat içindeyseniz –ve benim gibi de pimpirikliyseniz- uçağa bindiğinizde çevrenize dikkatle bakıp yanlış ya da noksan olabilecek şeyleri de kolaylıkla seçebilirsiniz.Read More

Pisti Görmek Tarihe mi Karışacak?

Hava şartlarından dolayı başka yedek meydana inmek, uçuşa dahil olan tüm tarafların istemediği bir durum değil mi?

Bir defa yolcu varmak istediği yere varamıyor, ki hem uçuş ve kabin ekibi, hem de firma taradında, bu kuralları bilmeyen bazı yolcuların itirazıyla birlikte zaman zaman çok sıkıntılı bir duruma dönüşebiliyor. Öte yandan zaten yolcular olarak hızı ve rahatlığı dolayısıyla uçakları tercih etmiş olmamıza rağmen gecikmeli ya da kısmen karayolu ile gerçekleşen seyahat isteyebileceğimiz bir durum değil.

Bugün teknolojinin varmış olduğu noktada hava koşullarının azalttığı görüşe rağmen uçakları sağ ve salim bir biçimde indirebilmek için bazı teknolojilere sahibiz ancak bu teknolojiler, pilotun eğitimi, hava meydanındaki donanım ve uçaktaki donanıma bağlı olarak yine de belli bir görüş limitine kadar işliyor. Üstelik beraberinde bazı riskleri de hala barındırıyor. Gerçekte çok çok iyi çalışan bir sistem olsa bile herhangi bir olumsuzluk ve hata halinde pilotun inişi iptal edebilmesi ve pas geçebilmesi için belli bir vazgeçme marjı bırakılıyor.

Teknoloji, yerinde duramayan ve bu yüzden seyahat eden insanoğlunun karakterini de doğal olarak kazandığından bugün bu alanda da yeni teknolojilere merhaba demek üzereyiz:

Aviyonik devi Honeywell tarafından geliştirilen ve şu an sertifikasyonu beklenen Gelişmiş Görüntüleme Sistemi/Sentetik Görüntüleme Sistemi (Encanced Visual System/Synthetic Visual System: EVS/SVS) olarak adlandırabileceğimiz sistem ile alçak bulutların yaratabileceği kabusların önüne geçilecek.

En kötü hava şartlarında bile pilotun inme ya da pas geçme adına karar verme marjını genişletecek olan sistem, temel olarak uçağın burun kısmında yer alan kızılötesi alıcılar sayesinde pist ışıklarını algılanmasına dayanıyor. Işıkların saçmış olduğu kızıl ötesi dalgaları algılayan termal sensörlerden gelen bilgi, kokpitteki ekranda görselleştiriliyor ve bu sayede gerçek görüş sıfır iken bile pilotlar piste göre konumlarını algılayabiliyorlar.

Sistem sadece ışıklardan aldığı kızıl ötesi bilgiyi görselleştirmiyor: Dahili veritabanı ve uçağın diğer sistemleri ile haberleşebilmesi sayesinde bölgedeki tüm maniaları ve hatta yüzeylerdeki irili ufaklı yükseltileri de pilotlara detaylı olarak görselleştirerek –ve hatta tehlikeli yaklaşmalarda sesli ve görüntülü olarak pilotları uyararak- durumsal farkındalık adına bir devrim yaratıyor. Yani GPWS’in görevlerini de yerine getiriyor.

Bu yönüyle Honeywell’in kendi ürettiği GPWS’lerin yerini alması için de piyasaya süreceği sistem tam anlamıyla test edilir ve onaylanırsa “pisti görmek” konusunu tarihe karıştıracak gibi görünüyor. Havaalanı için herhangi bir donanım gerektirmeyen sistemin karar verme marjını 100 ft. irtifaya kadar düşüreceği tahmin edilirken, FAA onayı için daha ne kadar süre test edilmesi gerektiği henüz bilinmiyor.

DHMİ’nin halka arzı

CNBC-e’ye çeşitli açıklamalarda bulunan Orhan Birdal, halka arz konusunda bir takım ön çalışmaları olduğunu söyledi.

Buradan anlamamız gereken şey DHMİ’nin özelleştirilmesine karar verilmiş olduğudur.

Naçizane düşüncem şudur ki, bir devlet kurumunun kendine ait küçük bir kısmı halka arz etme yoluyla, SPK ilkelerince bağımsız ve özel bir denetleme kurumunun tüm hesap ve kitabını kontrole tabi tutmasını kabul edebilecek değildir.

Söylenen şey daha önce de yaşandı: PETKİM, TÜPRAŞ ve hatta THY halka arz bahanesiyle özelleştirilen kurumlar oldular. Aynı zamanda bir “havalimanı işleticisi” olan DHMİ’nin de özelleştirilmesine karar verilmiş olmalı ki, halka arz konularından bahsediliyor.

Ne olacağını zaman gösterecek ama tarih de tekerrürden ibarettir. Tek cümlede söylemek gerekirse: Konu halka arzdan ziyade, DHMİ’nin özelleştirilmesidir.

Ulaşılamama hakkı

Aklıma gelmişken muhtemelen bu yazıyı okuyan herkesin ortak bir problemine de değinmek istiyorum:

Şu sıralar ben bana gelen reklam mesajlarından, duyurulardan, evden/işten/cepten ulaşıp yeni bir hizmetini duyurmak isteyen firmalardan bıkmış ve usanmış durumdayım.

Gereksiz (Junk/Bulk/Spam) e-posta’dan sonra ciddi bir gereksiz kısa mesaj sorunu da hepimizin hayatına peydah olmuş durumda.

Özellikle telafuz etmek istiyorum; geçtiğimiz hafta TTNET’ten aradılar, cep telefonu hattı yerine geçecek yeni bir hizmetleri için. Karşımdaki kişi bana hangi operatörü kullandığımı söyledi, söylemek istemediğimi söyledim. “Nasıl yani, söylemeyecek misiniz?” diye de garipsedi arkadaş. Ben de bunun şahsıma ait bir tercih olduğunu ve bu tercihi hangi yönde kullandığımı kimseye söylemek zorunda olmadığımı söyledim. Tavsiye ettiği ürün ile ilgili detaylı bilgi almak istemediğimi, kendim internetten inceleyerek eğer ilgilenirsem kendim arayabileceğimi söyledim ve kapattım.

Bugün bir Pazar günü ve hepimizin dinlenme hakkının olduğu gün: Sevgili arkadaşlar tekrar aradılar.

Telefondaki bayana aynı konu için beni geçen hafta da aradıklarını söyledim ve sistemlerinde bu bilgiyi kaydettikleri bir yer olup olmadığını sordum. Varmış: Orada “düşüneceğim ve sonra karar vereceğim” not alınmış. Arkadaşlar da “karar verdim mi?” diye beni arıyorlar.

Bundan kurtulmanın bir yolu yok mu? Bir telefon hizmeti aldığım zaman ulaşılamama hakkımı yitirmiş mi oluyorum? Bir numaram varsa önüne gelen mesaj çekebilir ya da arayabilir mi?

Bu yazıyı okuyan hukukçu arkadaşlar varsa insanların bu haklarına yönelik ne yapması gerektiğine dair bir bilinçlendirme hareketine girişmeleri gerektiğini duyurmak, tavsiye etmek isterim.

Bana benim iznim olmadan mesaj çeken onlarca firmaya ne yapmalıyım?

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google