Category: HAVACILIK

“Mil” satarım, “Çil” satarım

Temel Amerikan vatandaşı olmuş; orada onu hemen askere de almışlar. Vietnam savaşında bunları cepheye sürmeden önce, komutanları hepsini toplamış ve “Arkadaşlar, devletimiz sizleri teşvik etmek amacıyla ceset getiren askere $10 verilmesini kararlaştırmıştır” demiş.

Askerler hem savaşın gazıyla, hem de bu kararın gazıyla ormana dalmışlar. Az sonra ceset getiren 10 doları kapıyormuş. Bu olayın üzerinden iki üç gün geçmiş, öldüren asker cesedi sürükleyip geliyor, parasını da hemen karargahtan tahsil ediyormuş. Derken Temel gelmiş ve peşisıra kamyonlar dolusu ceset getirmiş. Komutan dahil, herkes şaşkın. Temel de epey yorgun, tahsilat yapmak üzere komutanın yanına gelmiş, ancak komutan durumdan pek de memnun görünmediği gibi, endişeliymiş de:

“Sevgili Temel, çok iyi ettin, bunca adamı vurup getirdin; ancak savaş ekonomisi sebebiyle ekonomimiz de çok iyi değil. Bu yüzden gel sen bu cesetleri bu seferlik yarı fiyatına ver”

Temel hiç düşünmeden itiraz etmiş. “Hatta olmaz komutanum!”
“Neden?”
“Haçen ben zaten 5 dolara aldum”

***

Türk’ün aklına kimse erişemez.

Avrupa’da, özellikle Amerika’da bireysel hukuk hariç kimse bir şey bilmez. Şirketlerin patronları bile, hukuk danışmanının konuştuğu, anlattığı kadar bilir. Ötesi avukatların, hakimlerin, savcıların işidir.

Bizde ise “kanuna karşı hile” yani hukuksal adıyla “muvazaa” çoktur; Bir kere miras davasıyla uğraşan kişi, yasaları, yasaların açık noktalarını, bu noktaları kullanarak menfaat sağlamayı hemen öğrenir, uygular. Zira cin fikirli de çoktur. İki üç avukat arkadaşa danışıp, akıllarına gelen cin fikirin yasal müeyyidesini sorarlar; sorun yoksa tamamdır…

Mil satışı işi de bir çeşit muvazaadan başka bir şey değildir. Bankalar ya da havayolu firmaları, müşteri sadakati adına bu kampanyayı oluştururlarken, muhtemelen gözden kaçtığı için, ya da bir süreliğine kampanyaya olan ilgiyi yüksek tutabilmek için, ancak kart sahibinin ya da en azından aynı soyadına sahip olanının bilet alabilmesini hükmeden maddeyi eklememişler.

İşte bunun sonucunda bazı internet sitelerinde, bildiğiniz “uçak bileti” satılıyor. Airport TV’nin yaptığı haberde de görüldüğü üzere, bu işi yapan bayan “neresi” diye soruyor. Mile göre fiyat hesaplayacaklarmış… Vallahi bravo.

***

Ben hukukçu değilim, ancak olayları mukayese ederek bir sonuca varabilirim. Bu karşılaştırmayı gelin birlikte yapalım:

Şu an açık arttırma sitelerine girip herhangi bir X ya da Y marka bilgisayarı ya da cep telefonunu satın alabilirsiniz. Oysa onu satan kişi o işin yetkili bayisi değildir. Buradan anlıyoruz ki kişilerin kendi elindeki ürünleri o site aracılığıyla satmasına yasal bir engel yok.

Benzer şekilde mil kampanyalarına da göz atıyoruz: “Mili kazanan kimse bu bileti kendine ya da birinci dereceden bir akrabasına alabilir” gibi bir madde de söz konusu değil.

Bu kazanç vergilendirilmiyor da; ancak açık arttırma sitelerinde satılan bir çok şey de aynı şekilde verilendirilmiyor. Hukukçular çok daha iyi bilecektir ama “ikinci el” olarak satışı yapılan mallardan elde edilen kazancın vergisini sanırım söz konusu site bir gider pusulası düzenleyerek bir şekilde ödüyor…

Şayet ne o siteden satış yapmaya, ne de mil programına dahil olan müşterinin istediği şahsa bilet almasına engel olan bir yasa yoksa, bu yolla gerçekleştirilen eylem suç değildir. Sadece kurnazlıktır, belki muvazaadır, uyanıklık ve cinfikirliktir. Ancak suç değildir.

***

Bence acentalar, bu kurnaz arkadaşlarımızın el altından değil de, internet yoluyla bu satışı yapıyor olmalarına sevinmeliler. Yoksa söz konusu kampanyanın “müşterinin kendi adına ya da “en azından aynı soyisme sahip akrabasına” uygulanması gerektiği gerçeği ile tanışamayacaklar, bu açıklarını kapatamayacaklardı.

25.01.2009
Tevfik Uyar

http://www.airporthaber.com/v3/readarticle.php?newid=238

Kuş Kuşa çarparsa…

Geçtiğimiz hafta bir A320’nin de deniz uçağı olabileceğini gördük… Daha doğrusu pilotun onu mükemmel bir şekilde, deniz uçağıymışçasına indirebilmesini. Herhalde uçağın yüzey gerilmesi, onu taşımaya yetse yolcuları kayma botu ile indirmeye gerek kalmayacak, sıradaki limana yanaşabilecekti… Kahraman ilan edilen pilota nacizane bendeniz de gıyabında saygılarımı sunuyor, tebriklerimi iletiyorum.

Bu olayla birlikte kuş çarpması hakkında bildiklerimi hatırlamaya, bilmediklerimi ise öğrenmeye çalıştım. Sizlerin ilgisini çekebileceğini düşündüğüm bazı küçük notları aktarıyorum:Read More

Müslümanlara Uçuş Vetosu

 

Amerikalılar daima teröre karşı psikozlar yaşar… Bu psikozlar genelde paranoya olarak kendini gösterir.

Amerikalılar daha önce de psikozlar yaşamıştır. Önce kızılderililer, daha sonra zenciler, komunizm ile kapitalizmin mücadele ettiği zamanlarda yahudiler… Şimdi de müslümanlar “ve terörizm”.

Bu paranoya öyle ayan beyan bellidir ki; Hollywood’dan çıkma doğal felaket filmlerinin senaryolarında da görüldüğü gibi, bir doğal afet meydana geldiğinde Beyaz Saray’ın ilk algısı bunun bir terör saldırısı olabileceğidir.Read More

A320’lere Kıvrık Winglet Geliyor

Boeing 737 ve 757’lerin wingletlerini tasarlayan ve uçaklara entegrasyonunu gerçekleştiren, son olarak da 767’ler için programa başlayan API’den (Aviation Partners Inc.), A320’lere de kıvrık wingletler geliyor…

Kanat ucu girdaplarını (Tip vortex) engelleyerek indüklenmiş sürüklemeyi, dolayısıyla da yakıt sarfiyatını azaltan kanat ucu plakaları (wingletler), ekonomik krizle beraber büyük önem kazandı. Winglet tasarım ve uygulamasının küçük ama önde gelen firması ise bugün yaklaşık 3000 uçakta winglet entegrasyon uygulaması gerçekleştirmiş olan Aviation Partners Inc. (API).Read More

Dövizin ittirdikleri ve yitirdikleri…

Dövizdeki dalgalanma kimini boğdu, kimini hala yüzdürüyor…

Küresel kriz bazı havayolu firmalarını ve sektörün diğer alanlarındaki firmaların bir kısmını gerçekten sarsmış durumda, ancak bazı küçülmek isteyen ama imajını korumak isteyen firmalar için ise ideal bir fırsat, bir anlamda da bahane oldu. Bir çok yer personel çıkarıyor; oysa eskisinden daha az kazanmama saplantısı olarak yorumlanabilecek durumların varlığı da önemsenmeyecek kadar az değil.

Yakıt fiyatlarının yükselmesiyle başlayan krizin, yakıt fiyatlarının düşmesiyle Avro ve dolar kullanan ülkelerde sona erdiği söylenebilir. Tabi yine de yerel para birimi farklı olmasına rağmen rezerv para birimleriyle (EUR, USD) yakıt alımı yapan ülkelerde durum çok da değişmedi. Likidite krizi ise sadece kredi kullanmak isteyen firmaları etkilemiş durumda. Bu yüzden THY de dâhil “krizi fırsata çevirmek isteyen” devlerin ayakta kalması gayet normal görünüyor.

Hangi ülkede olunursa olunsun tüm alış ve satışlarını dövizle gerçekleştiren firmalar ise biraz resesyondan etkilense de genel anlamda büyük bir sorunla karşı karşıya değiller. Havayolu firmaları, rekabet dolayısıyla, artan maliyetleri biletlere kolay kolay yansıtamıyorlar. Bakımı ve yedek parçayı dövizle ödeyen, maaşı dövizle veren, yer hizmetlerini dövizle alan havayolu firmaları yolculara yerel para birimleri üzerinden bilet kestiği için maliyet dengeleri gayet değişken ve kırılgan bir şekilde olumsuz bir seyir içinde. Ancak tüm hesaplarını dövizle yapan sektör kuruluşlarında sarsılma o kadar da kötü değil.

Zira bakınız… İş jeti ve bakım sektörü çok da etkilenmiş değil. Hangi ülkede olursa olsunlar, cironun ve harcamaların büyük bir kısmı döviz üzerinden. Bu firmalarının cirolarının yükselip alçalması sadece hizmeti alanların gücüne endeksli. Havayolları ise yolcudan hala aynı ücreti alıyor; ancak bu ücretin döviz karşılığı EUR ve USD’nin yerel para birimlerine olan paritesine bağlı olarak düşüyor.

Sektördeki büyüme terazisi

Genelde paralel olarak büyüyen Havayolu / MRO çaprazlarında denge MRO yönünde değişiyor. Hala büyük bir pazar var. Uçmaya başlayacak yeni uçaklarla da pazar büyüyecek. Resesif dalgalanma en son MRO’lara vuracak gibi görünüyor ancak öngörülere göre kriz etkisini 2010-2012 arasında yitirmeye başlayacak. Bu sırada MRO’ların resesyondan kayıpları havayolları kadar yüksek olmayacak.

Üstelik bakım sektörünün rezerv para birimlerini ulusal para birimleri olarak kullanan ülkelerde büyümesi beklentilere daha uygun. Zira daha dün Lufthansa Technik, 50 milyon avroluk bir yatırım sonrasında inşa ettiği Hamburg’daki tesisinin açılışını yaptı. CFM56 tipi motorların overhaul edileceği tesis için açıklanmış resmi beklenti yılda 80 overhaul ve uzun dönemde 2000 yeni bakım anlaşması…

Türkiye için de fırsat

MRO kuruluşları ile adını duyurmaya başlayan Türkiye’nin hem Ortadoğu hem de Avrupa pazarına kolaylıkla açılma avantajını kriz ortamında kullanması için uygun şartlar oluşuyor. Dilimize yerleşen “Krizi fırsata çevirmek” sözü gerçeğe akarsa, hem sektörümüzün büyümesi, hem de istihdam yaratması açısından tüm ülkemiz için bir kazançtır.

Tevfik Uyar

AB Radikal Kararı Onayladı

AB’nin yeni önlemleri dünyadaki havayolu firmalarının büyük bir çoğunluğunun maliyetlerini önemli ölçüde arttıracak.

Çağımızın en büyük felaketi olan küresel ısınma ile sürdürülen küresel mücadele sürüyor. Kyoto sözleşmesini henüz imzalamayan dünya devleri olmasına rağmen bu sözleşmeye en büyük hassasiyeti gösteren Avrupa Birliği idi ve en büyük üreticisi EADS ve bünyesindeki şirketler ile küresel ısınmaya karşı teknolojik alanda da mücadele veren Avrupa Birliği, şu ana dek mücadelesinin faturasını kimseye yansıtmamıştı. Ancak bu defa durum farklı…Read More

Boeing 757’lere Motor Şoku

ABD Ulusal Ulaştırma Güvenlik Kurulu (NTSB), FAA’i uyardı. 6 Ağustos tarihinde Delta Airlines’a ait bir Boeing 757’nin motorunun susması sonrasında yapılan araştırma gösterdi ki, tüm Boeing 757’lerin motorları elden geçirilmeli…

Son zamanlarda art arda meydana gelen kaza ve kırımların havacılığa olan güveni sarsıp sarsmayacağı tartışılırken, diğer yandan kazaların sebebini anlamak ve engellemek için yüksek eforlu çabalar sarfediliyor. Bir kaç ay önce ABD’de meydana gelen bir Boeing 757-232 kırımının sonuçları gecikmeden geldi. Arızanın kaynağındaki kırılmaların neden gerçekleştiği tam olarak aydınlığa kavuşmasa da önleyici tedbirler ve sebebi anlamaya yönelik işlemler belirlenmiş durumda.Read More

Ankara Öksüz Kalmamalı

Hayalkırıklığına sebep olan Airshow eleştiri oklarına hedef oluyor… Peki Ankara Havacılık için önem taşıyamayacak mı?

Geçtiğimiz hafta THK’nın Türkkuşu tesislerinde gerçekleştirilen Airshow Havacılık Fuarı akıllara iki soru getirdi: “Ankara Havacılık için önem taşımıyor mu?”, “Türkiye’ye iki Havacılık fuarı fazla mı?” Bir yanda ülkenin ticari başkenti, en kalabalık nüfusa sahip şehri, üretim, ithalat ve ihracatın, turizmin batı merkezi İstanbul var. Diğer yanda ise bürokrasinin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, doğrudan ya da dolaylı olarak TSK ile iş yapan ya da kısmen ya da tamamen TSK tarafından kapsanan / desteklenen firmaların yer aldığı Ankara var. Üstelik bu şehir, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti. Ancak görülüyor ki, Türkiye’nin başkenti Ankara’da gerçekleşen bu fuar, ne halktan, ne yerli firmalardan, ne de uluslar arası devlerden ilgi görmüş değil… Bu sebepleri elbette irdeleyeceğiz, ancak bir yandan da bardağın hem dolu hem de boş taraflarını da görmek lazım. Read More

Yakıtını topraktan çıkarmak…

Petrol can yakınca, ‘tabiat ana’ yardıma koştu. ABD İleri Savunma Araştırma Projeleri Ajansı (DARPA) ve Enerji ve Çevre Araştırma Merkezi (EERC), biyoyakıtı jet yakıtına dönüştürmeyi başardı.

Geçtiğimiz hafta Kuzey Dakota Üniversitesi’ndeki Enerji ve Çevre Araştırma Merkezi (EERC) ile ABD İleri Savunma Araştırma Projeleri Ajansı’nın (DARPA) birlikte yürüttüğü proje için bir araya gelen bilim adamları, hindistan cevizi, soya fasülyesi ve kanoladan elde edilen biyoyakıtı, jet yakıtına dönüştürmenin yolunu bulduklarını açıkladılar. Daha önce biyoyakıt ile jet yakıtının karıştırılmasıyla elde edilen hibrit yakıtla Virgin Atlantic tarafından gerçekleştirilen uçuş testi başarıyla sonlandırılmış, uçak biyoyakıtın donmasını engelleyen özel bir koruma sistemiyle birlikte 30 dakika havada kalmıştı.. Ancak bu defa motor yapısında bir değişiklik gerçekleştirilmeden ya da ek bir cihaza ihtiyaç duyulmadan kullanılabilecek, bir çok yönüyle jet yakıtına eşdeğer bir biyoyakıt elde edilmiş oldu. Üstelik elde edim maliyeti çok düşük…Read More

Kasım Ayı İlklerin Ayı Olacak

Tıp, bilgisayar/elektronik, malzeme ve nanoteknolojiden sonra gelişimin hiçbir zaman durmayacağını düşündüğüm alan havacılık. Zira bir önceki cümlede saydığım tüm alanlardaki gelişmeler bir şekilde havacılık sahasında kendine uygulama alanı bulabiliyor. Gerek uçuş emniyetinde daha ileri seviyeye erişme ihtiyacı, gerek maliyetleri düşürme ihtiyacı, gerekse tek seferde çok daha fazla yolcuyu ya da yükü, çok daha kısa sürede gideceği yere ulaştırma ihtiyacı havacılıktaki ilerlemenin motoru halinde.

Tüm bu gereksinimleri karşılamak için havacılığın teknoloji ve üretim alanındaki firmaların araştırma geliştirme departmanları harıl harıl çalışıyor. Havacılığın aynı zamanda stratejik değeri yüksek askeri bir konu olması, gelişmelerin hızına hız katıyor. Öyle ya… “Zafer semadan gelecek” demişti Hezarfen Ahmet Çelebi, kendisine niçin bu işlerle uğraştığını soran IV. Murat’a, Viyana kalesini bu yolla düşürebileceklerini anlatmaya çalışırken…Read More

Embraer Yükselişini ABD’de Sürdürüyor

Brezilya’nın kendi uçak endüstrisini kurma amacıyla 1940’larda devlet teşvikiyle ortaya çıkan ulusal sanayi, 1994’e kadar devlet ve ordunun desteğiyle, zaman zaman havacılık devleriyle girişilen ortaklıklarla varlığını sürdürebilecek dinamizmi hiç kaybetmedi. 1994’te özelleştikten sonra ise devleşerek bugünlere geldi.

Askeri amaçlarla kurulan Embraer, başta Brezilya, İtalya ve Kolombiya hava kuvvetleri için olmak üzere, kurulduğu günden bu yana askeri uçak araştırma, geliştirme ve üretim faaliyetlerinde bulunuyor. EMB 312 Tucano eğitim uçağı, EMB 314 Super Tucano muharebe uçağı, İtalyan Hava Kuvvetleri envanterinde de yer almış olan ve adını NATO’nun Kosova operasyonunda duyuran AMX, Embraer’in askeri şaheserlerinden. Şu an geliştirme aşamasında olan Embraer C-390 ise yeni askeri nakliye uçakları arasında yerini almayı bekliyor.Read More

Kazalar devam ediyor…

Bu hafta geçtiğimiz haftayı değerlendirmeye Rolls Royce ile donatılmış Boeing 777’ler için yeni yayınlanan AD ile başlayacaktım; ancak bilgisayarın başına oturmamla birlikte Rusya’dan fena bir haber geldi. Bir Boeing 737 daha düştü ve 88 kişiye mezar oldu.

Biri vatandaşımız olmak üzere 88 kişinin hayatına mal olan Moskova-Perm uçuşunu gerçekleştiren 737-500 Aeroflot’a ait. Aeroflot, on sene öncesinin istatistiklerine göre Avrupa’nın bir çok firmasından güvenli, köklü ve sağlam bir havayolu firması idi. Ancak geçtiğimiz beş sene içerisinde kaza oranlarını oldukça yükseltmiş durumda. Kazanın sebebi henüz net olarak belirlenmiş olmasa da dünya medyası ve uzmanlar faturayı çoktan Aeroflot’a kesmiş bulunuyor. Oysa havacılık bilgi ve bilgilenen kitle kalitesi itibariyle böylesine doğrudan konuşmaya müsaade eden bir alan değil.Read More

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google