Category: BİLİM / FELSEFE

Yanılsamalı Korelasyon

Şüphesiz istatistik sıkça başvurduğumuz yöntemlerden birisi. Dünya’daki her olgu ya da her kişiyi tek tek değerlendirmek mümkün olmadığı gibi bir yargıya varmak için istisnasız kaideler elde etmeye çalışmak da mümkün değildir.

Bazı soruların kesin yanıtları yoktur. Bazı yanıtlar ise kesinlikle bir sorunun getirisi değildir.

Günlük düşünme alışkanlıklarımız içerisinde de istatistik yola başvururuz. İstatistik -ki aslında deneyimleme olarak da adlandırabilinir- bizlerin öğrenme mekanizmalarından en önemlisidir. Doğduğumuz günden bu yana deneyimleme sayesinde dünyayı kavrar ve yargılar oluştururuz. İlk bilgilerimiz teorik değil, pratiktir.

Aslında bir çok bebek, bilişsel bir sürece ihtiyaç duymadan yer çekimi ve bazı başka dinamik / kinematik etkilerin bilgisi ile doğar. Örneğin bir deneyde hareket eden bir nesne patikasının belli bir kısmını bir perdenin arkasında kaydetmektedir. Durumu izleyen bebek, sabit hızla seyir halindeyken perde arkasına giren cisim, aynı hızla yol alarak perdenin arkasından çıktığında şaşırmamaktadır. Ancak çıkmazsa, ya da daha yavaş çıkarsa, ya da daha hızlı çıkarsa şaşırma anlamına gelen hareketlerde bulunmaktadır.

Ancak bilgiyi üst bilince taşıyıp onu meta olmaktan kurtarmak için -ki buna öğrenim / eğitim adı veriliyor- gözlem ve teyit gerekiyor. Bu gözlemlerin bilgi oluşturmada kullanılması için herhangi bir etkinin belli bir durumu olumlayıp olumlamadığını ya da tetikleyip tetiklemediğini düşünmek ve bunu doğru bilgi olarak algılamak standart davranıştır.

Örnek olarak birlikte bir test yapalım. Lütfen aşağıdaki yargılara bir göz atınız ve sizin için doğru olup olmadığını belirtiniz:

Önerme 1:Bir sınıfta notu 4’ün üzerinde olan çocukların oturma planına bakılıyor ve ön sıralarda oturan 10 kişinin 8’inin notunun 4’ün üzerinde olduğu düşünülüyor. O halde ön sıralarda oturanların daha başarılı olduğu söylenebilir mi?

Önerme 2:Bir doktor hastanede bir hastalığın belirtileri konusunda araştırma yapıyor ve bakıyor ki X hastalığını taşıyan 50 kişiden 40’ı Y’den şikayetçi. O halde “Y, X hastalığının bir belirtisidir” denebilir mi?

Bir çoğunuz muhtemelen bu soruların yanıtlarına “evet” demiştir ya da bir hinlik olduğunu düşünerek ama nedenini bilmeden “hayır” demiştir. Kararsız kalanlarınız olduğu gibi, mantıksal düşünmeye daha yatkın olanlarınızdan gerçeğin “hayır” olduğunu nedenleriyle de bulmuş olan olabilir.

Cevabın niçin “hayır” olduğuna bakalım.

Önerme 1’deki sonuçlara göre ön sıralarda oturanların %80’i başarılı. Ancak önerme içerisinde arka sıralarda oturan öğrencilerle ilgili bir bilgi yok. Ya arka sıralarda oturan 8 kişiden 7’si başarılıysa?

Önerme 2’de de benzer şekilde, hastalık üzerinden değil de, şikayet üzerinden gidilseydi belki başka bir sonuç elde edilebilirdi. Mesela, yukarıdaki önermeye göre X hastalığına sahip kişilerin %80’i Y’den şikayetçi. Ancak Y şikayeti olanların kaçının X hastası olduğuna bakılırsa? Diyelim ki Y’şikayetine sahip 200 kişiden 40’ı X hastasıydı ve 160’ı da değil… Aynı oranda tam ters bir istatistik olmaz mıydı?

İşte bu her iki soruya “evet” diye yanıt verdiyseniz ya da aklınız evete kaydıysa “yanılsamalı korelasyon” hatası yapmışsınız demektir.

Bu hatadan kaçınmanın bir yolu, mantıksal tablolar oluşturmaktır. Tablonun mantıksal formu aşağıdaki gibidir:

P=1 ve Q=1

P=1 ve Q=0

P=0 ve Q=1

P=0 ve Q=0

Önerme 1 için revize edelim:

4’ün altında 4’ün üstünde Toplam
Ön Sırada 2 8 10
Arka Sırada 1 7 8

Önerme 1’deki hatayı yapan araştırmacı örnek gruplarını doğru almamıştır.

Önerme 2 için revize edelim:

X Hastası X Hastası Değil Toplam
Y Belirtisi var 40 160 100
Y Belirtisi yok 10 20 30

Önerme 2’deki hatayı yapan araştırmacı araştırmayı tek yönlü gerçekleştirmiştir.

Bu örneklerin de gösterdiği gibi, hepimiz algılarında bazı kalıp düşüncelere inanmakla yanlışlık konusunda ısrar ediyor olabiliriz.

Bazı kişilik ya da stres bozuklukları da yanlış öğrenme biçimimizin sonuçlarıdır.

Örneğin, bir araçta kaza geçiren kimselerin travmatik stres bozukluğu yaşayıp o araca tekrar binmekte sıkıntı yaşamalarının sebebi, kendi deneyimlerimizin istatistiğini tutmak, önerme 1’de olduğu gibi örnek gruplarını doğru almamaktır. Söz gelimi yaşadığı bir otomobil kazası sebebiyle otombil kullanamayan kişi, otomobil kullanırken kaza yapmayan milyonlarca kişiyi değil, otomobil kullanırken kaza yapan bir kişiyi hesaba katarak kaza yapmanın %100’lük bir ihtimal dahilinde olması gibi bir yanılsamaya sahiptirler.

Benzer şekilde duygusal ilişkilerinde yara alan kimseler de önerme 2’deki hatayı yaparlar ve “telefona akşamları cevap vermemek” gibi bir belirtiyi, aldatma olgusunun kanıtı sayarlar. Oysa herhangi bir nedenle telefona cevap veremeyen ama aldatmayan kişilerin istatistiği daha yüksektir.

Yanılsamalı korelasyon hatasının bir diğer türü de parametre eksikliğidir. Muhtemelen elde kalan aşıları pazarlamak isteyen resmi ya da özel kurum ve kuruluşların yaptırdığı maksatlı haberlerden birinde ya da belki de sadece haberi hazırlayan muhabirin istatistiğin temelleri konusundaki zayıf bilgisi yüzünden büyük bir yanlış yapıldı. Gazetedeki haber; ülkeleri “domuz gribi nedeniyle hayatını kaybedenler sayısı”na göre sıralamıştı.

Listede X,Y,Z,T,W ülkeleri, a,b,c,d,e ölü sayılarıyla sıralanarak listelenmişti.

70 milyonluk Türkiye’de X kadar insanın hayatını kaybetmesiyle, sadece 1000 kişilik nüfusu olan Vatikan ülkesinde aynı sayıda insanın hayatını kaybetmesi arasında oldukça büyük bir fark var. “En çok ölüm Çin’de gerçekleşti” demek muhtemelen Çin’in süreci iyi yönetememesi anlamına da gelmemektedir. Lüksemburg’un %10’luk nüfusunu kırabilecek bir salgının yarattığı bilanço, Çin’deki her sene kızamık kaynaklı çocuk ölümlerinden daha az bile olabilir. Bu yüzden herhangi benzer bir olayda ülkelerdeki ölü sayıları, ülkelerin nüfuslarıyla oranlı olarak verilmelidir.

Bir başka örnek de demiryollarının karayollarına göre daha güvenli olduğu iddiası… Böyle bir istatistik, sadece yılda gerçekleşen kaza sayısı ya da ölüm sayısı ile ifade edilirse, yanılsama yaratır. Demiryolu ve karayolu güvenlik açısından karşılaştırılacaksa kaza / kilometre, kaza / sefer sayısı, ölüm / kilometre gibi oranlar kullanılmalıdır.

O halde:

Kendimiz bir yargıya varmadan önce onun için geçerli bir deney / deneyim dizisinden faydalanıp faydalanmadığımızı sorgulamamız (Önerme 1) veya yargımızı geçersiz kılabilecek ters bir durum söz konusu olup olmadığını gözden geçirmemiz (Önerme 2) gerekiyor. Rakamsal karşılaştırmalarda ise sadece rakamın bir şey ifade etmeyebileceğini de aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor.

4. Ulusal Tasarım Kongresinden Notlar

Türkiye’nin ilk ve tek hakemli kongresi Ulusal Tasarım Kongresi’nin dördüncüsü, bu yıl “Tasarım ve Kriz” temasıyla gerçekleştirildi.

Daha önce de yine buradan haber verdiğim üzere ben de kongrenin ilk gününde “Havacılık Sektöründe Krizle Mücadele Yöntemi Olarak Tasarım” adlı çalışmamı sundum. Çalışmanı PDF olarak indirmek ve incelemek isteyenler için aşağıda linkini sunuyorum. Ancak kongre hakkında bazı önemli notları da siz değerli okurlarıma aktarmak istiyorum:

İstanbul Teknik Üniversitesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümü tarafından gerçekleştirilen organizasyon, yine bu bölümün bulunduğu İTÜ Taşkışla Kampüsü, Mimarlık Fakültesi binasında gerçekleştirildi. Benim beklediğimin çok çok ötesinde vasat olan organizasyondan madde madde notlar aktarmak gerekirse:

– Kongrenin gerçekleştiği salonların etrafındaki tuvaletlerde peçete, kağıt havlu vb. hiçbir şey yoktu.
– Çay arası denen saatlerde salonların önündeki masalar boştu. Katılımcılara sadece açılış anında çay-kahve dağıtıldı. Bir de konuk konuşmacının geldiği saatte. Yani “şekilcilik” ön plandaydı.
– Bildiri kitabında tüm bildiriler elbette ki vardı, ama çağ olarak iletişim teknolojilerinin ilerlediği bir çağdayız. En azından kongredeki oturumların kamera ile kayıt altına alınması gerekirdi diye düşünüyorum. Yapıldıysa –özürdilerim- haberim yok…
– Kongre’nin bildiri ile katılım ücreti 100 TL, bildirisiz katılım ücreti 150 TL idi. Ancak kimin ödediği, kimin ödemediği belli değildi. Ben ödedim, ama sorduğum bazı başka katılımcılar ödememişti. Yine bildirisiz olarak katılanlardan ödeyen de görmedim.
– Bu ücretler –eğer ödendiyse- ödenmesine rağmen öğle yemeğinde bildirili-bildirisiz kim katıldıysa 4,5 TL yemek ücreti alındı. Böyle bir organizasyon için bence “ayıp” kavramının karşılığıdır.

Kongrenin tek güzel tarafı, meraklı, hevesli, bilinçli fakülte öğrencilerinin kongreyi başından sonuna kadar takip etmesiydi. Bizler gençlerimiz için faydalı olabildiysek ne mutlu. Zira kongreden sonra bana gelip teşekkür eden öğrenciler, kongrenin tüm aksaklıklarını unutturdular.

Hatta bir öğrenci İzmir’den sırf bu kongre için İstanbul’a gelmişti. Kongreden sonra geldi, merak ettiklerini sordu… Ne kadar güzel! O kadar yolu tep, kongredeki konuşmacıları dikkatle dinle, hatta bir de kongre sonrasında yakala, sorularını sor… Tebrikler… Ancak kendisi de herhalde kötü organizasyonun yarattığı saygısızlık havasından bozulmuş.

İşte, Türkiye’nin temel meselesi: Yapılmak için yapılması…

Umarım buradaki eksiklikleri kendileri de görmüşlerdir… “Amaaaan, biz düzenledik, oldu” demedilerse…

Bildirim için lütfen tıkayın:
http://www.savunmasanayi.net/UTK_Uyar.pdf

İyi haftalar.

Yerli uyduya yersiz tepki…

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz hafta İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi bünyesinde gerçekleştirilen bir projenin meyvesi olarak, Türkiye’nin ilk küp uydusu –ki bu bir öğrenci uydusu olma özelliği taşımaktadır- göklerdeki yerini aldı…Read More

4. Ulusal Tasarım Kongresi

4. Ulusal Tasarım Kongresi için başvurduğum “Havacılık Sektöründe Krizle Mücadele Yöntemi Olarak Tasarım” adlı bildirim kabul edilmiş ve sözlü sunuma hak kazanmıştır.

8-9 Ekim’de İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı Fakültesi’nce düzenlenecek olan Türkiye’nin ilk ve tek hakemli kongresi 4. Ulusal Tasarım kongresinde sunacağım bildiride, 2002 yılında başlayan yakıt fiyatı artışları ve geçtiğimiz yıl gerçekleşen resesyon krizinin havayolu firmalarını ne gibi tasarruf yöntemlerine ittiği ve hangi tip tasarım ve teknolojilerin iyileştirildiğinden bahsettim.

Bildirimi kongrede sunulduktan sonra buraya koyacağım.

Esenkikler.

Otonom Mükemmeliyet: Doğa, İnsan ve Yapay Seçilim (Yaban elenim)

Bitkilerin ve hayvanların evcilleştirilmesiyle değişen Dünya tarihi yapay seçilim ve doğanın otonom mükemmeliyeti ile bugünkü coğrafyaları etkilemiştir.

Bugünlerde okurken büyük keyif aldığım nadir kitaplardan birisi diyebileceğim bir bilgi deposunu okuyorum. Tübitak yayınlarından çıkan Jared Diamon’a ait “Tüfek, Mikrop ve Çelik”. Tarımı daha önce keşfeden insan topluluklarının nasıl doğaya egemen olduğu kitabın ana fikri. Ancak kitabı okurken çok daha fazla şey hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz.Read More

Bildirim kabul edildi

Türkiye’nin hakemli ilk ve tek akademik kongresi “Ulusal Tasarım Kongresi”nin bu yıl ekim ayında gerçekleşecek dördüncüsü için yaptığım başvuru ve gönderdiğim özet neticesinde, ben de konuşmacılar arasında yer aldım.

“Tasarım ve Kriz” olan bu seneki kongre temasına binaen gönderdiğim “Kriz sonrasında havacılık sektöründeki değişimler” isimli çalışmamın tam metnini hazırlayarak Haziran ayı ortasına kadar göndermiş olmam gerekiyor.

Nihai neticeyi yine önümüzdeki günlerde buradan duyuracağım.

Sıtmayı Kökünden Kazımak

Genetik modifikasyonun çok daha mümkün hale gelmesiyle bilim adamları hayal güçlerinin uygulanabilir kısımlarının sınırlarını genişletti. Ancak hayaller birer birer gerçek olup kurgu dünyasını terk ederken, akla hayale sığmayacak olumsuzlukların hiç kurgulamadığımız bir şekilde dünyamızda dâhil olması riski var!

Avrupa’nın ilk beş üniversitesi arasında yer alan Londra İmparatorluk Bilim Koleji (Imperial College of Science London) bünyesindeki bilim adamları günümüzde bile başta Afrika kıtasında olmak üzere milyonların kişinin ölümüne sebep olan sıtma ile mücadelede yeni bir yönteme başvurdular: Sıtmayı kökünden kazımak.

Hayal gücünün sınırlarını zorlayan bu çalışma insanları genetik olarak sıtmaya karşı daha dirençli hale getirmenin risk ve zorluklarından kaçınarak, sivrisinekleri sıtmaya karşı dirençli hale getirmeyi temel alıyor. Genetik olarak modifikasyona uğramış yeni sivrisinek türleri sıtmayı kendi vücudunda yok ediyor ve böylece ısırmış oldukları insanlara da sıtma bulaştırmamış oluyorlar. Read More

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google