Blog

ÖYKÜ: KETOKE KUNURA

Korku denen duyguyu epeydir yaşamıyordum. Unutmuştum. Bu toprakların halkı bu duyguyu hiç yaşatmamıştı bana. Ne olmuştu peki? Ne olmuştu da ellerine geçirseler tüm etlerimi lime lime edecek, tüm kemiklerimi acımadan kıracak, belki kanımla topraklarını sulayacak, cesedimi de köpeğe benzer hayvanlarına verecekmiş gibi nefretle, hiddetle kovalamışlardı beni? Devam et

BİLİMKURGUDA (VE OLASILIKLAR EVRENİNDE) DÜNYA DIŞI YAŞAM

18 Kasım 2017’de ODTÜ Amatör Astronomi Kulübü ve ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu ortaklığında gerçekleştirilen ODTÜ Astrobiyoloji Konferansı‘nda konuşmacı olarak yer aldım. Öncelikle (başta Aylin ve Berfin olmak üzere) tüm organizatörlere teşekkür ederim. Gerçekten başarılı bir organizasyon olduğunu söylemem gerek. Diğer konuşmacılarla tanışma fırsatı bulduğum için da çok memnun oldum (Etkinlik Hesabı). Devam et

ÖYKÜ: ÇOĞULLUK

Yapay zekâ, yani insan zekâsı bir gün makine zekâsını geçebilecek mi? Kulaklara bilimkurgu gibi gelse de son otuz yıldır bilim robotlarının yürüttüğü ateşli tartışmalardan biri bu.

Bazılarına göre, karbon bazlı nöronlardan oluşan yapay işlemcilerin kabiliyetleri günbegün artacak ve bir gün makine zekâsına erişebilecek. Ve hatta bu yapay bilgisayarlar, kendileri gibi ve hatta daha zeki yapay bilgisayarlar doğurabilirlerse bizim zekâmızı aşabilecekler de (“doğurmak”: bizim klonlamamıza ihtiyaç duymadan, kendi biyolojik üreme mekanizmalarını kullanarak çoğalmalarını ifade eden terim). Devam et

ÖYKÜ: Gerçek Sevgi

Kadının gözlerine baktı yine. Bıkmadan, usanmadan bakacağı yeni bir çeyrek saate başlıyordu… Evet… Çeyrek saat boyunca, hiç gözünü kırpmadan, hayran hayran bakacaktı.

“Konuşmadan gözlerinle beni sevdiğini söylesen…” Devam et

26 ŞUBAT GÜNDEM ÖZEL: ÖTEGEZEGENLER VE FERMİ PARADOKSU

26 Şubat’ta Deniz Bayramoğlu’nun konuğu olarak Gündem Özel programındaydım. Artık “Stüdyo arkadaşım” diyebileceğim Ethem Derman Hoca’mla ve daha evvel birlikte bir panel gerçekleştirdiğimiz saygıdeğer astronom dostum Sinan Aliş ile bu vesileyle buluştuk. Yavuz Ekşi ve İpek Çay ile de program vesilesiyle tanıştık. Umut Yıldız da Skype üzerinden bizlere katıldı. Devam et

Hayatın İçinde Mimarlık: MİMARLIK VE BİLİMKURGU

Urbanista tarafından organize edilen Hayatın İçinde Mimarlık dizisinin üçüncüsüne Devrim Kunter ile birlikte konuk olduk. Akbank Sanat’ta gerçekleştirilen etkinlik boyunca bilimkurgu, tasarım, sanat, teknoloji ve kültür arasındaki etkileşimleri hemen her yönüyle ele almaya çalıştık. Devam et

Coğrafya mı Kaderdir?

Yunanistan seyahatlerimin birinde çok ama çok güzel bir tesadüf sonucunda Nea Karvali adı verilen bir kasabada kaldım. Nea “yeni” demek. Yunanistan’daki pek çok diğer yerleşim biriminde olduğu gibi, isimde eğer Nea geçiyorsa orası Lozan mübadillerinin yerleşim yeridir ve Türkiye’den her nereden göçmüşlerse oranın ismini “yeni” olarak vermişlerdir (Nea Marmara, Nea Moudania gibi bilindik yerler olduğu gibi, Nea Karvali gibi günümüzde Türkiye sınırları içerisinde kullanılmayan isimlere sahip yerleşim birimleri de mevcut). Devam et

REVİZYON

Denemediğimi kimse söyleyemez. Denedim. Çok defa. Milyonlarca kez hatta.

Lakin hep bir engel vardı. Mahiyetini anlayamadığım, kökenini, nedenini bilmediğim bir engel. Sanki içime işlemişler en başından beri. Özümde, ta en derinlerde, bir türlü aşamadığım bir şey. Devam et

Remzi Kitap Gazetesi’ndeki Röportajım

“Tek Kişilik Firar” için “Johnny’lerden, Richard’lardan çok, Hasan’ların, Fik­ret’lerin öyküsü” tanımlaması yapıyorsunuz. Neden?

“Johnny’i tanıtmaya gerek yok, onu herkes kitaplardan, filmlerden tanıyor. Yabancı olan Hasan… Bence bilimkurguyu Hollywood’tan ve Amerikan eserlerinden takip etmek, çok kötü bir alışkanlığa sebep oldu. Bilimkurgu yazmaya heveslenenler, oradaki isimler yerli olursa hikâyelerinin gerçekçiliğini yitireceğine roportajinanıyorlar. Tamam… Bazen buna mecbur kalabiliyorum. NASA’da geçen bir öyküm var mesela. Orada Johnny olmak zorunda zaten. Dayanamayıp bir adet Umut yerleştirsem de, Voyager 1 ile ilgili olan bu öyküde karakterlerim yabancı ‛veyahut beynelmilel‛ olmak zorundaydı. Ya da uzak gelecekte bir öykü kurgularken, artık milliyetlerin önemini yitireceği varsayımıyla hareket ediyorsanız karakterler ve öyküleri de bugün bildiğimiz kültürlerin ürünü olmayacaktır. Ancak Türkiye’de geçebilecek bir öykü için bunu yapmaya gerek yok bence. Ben bir Amerikalının, bir Fransızın düşünme biçimini kendi insanımızınkini bildiğim kadar bilemem. Hem bilsem ne olacak? Bizim en çok kendimizi anlamaya, anlatmaya ihtiyacımız var. Kendi geleceğimizi tahmin etmeye… Uzaylılar Dünya’yı istila ettiğinde sadece New York’u etmeyecekler ki. İstanbul’da da bir şeyler olacak. Uzaylı istilasında Johnny’nin ne yaptığını değil, Hasan’ın ne düşündüğünü, Leylâ’nın ne yaptığını yazmaktan keyif alırım. Eminim okur da bunu okumaktan keyif alacaktır.” Devam et

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google