Articles Tagged with: takvim

BANKANIZ SİZİ GÖZETLİYOR OLABİLİR (Mİ?)

Dün bir ihtiyaç üzerine Akbank müşterisi haline geldim ve doğal olarak da hem tabletime hem de telefonuma internet uygulamasını yüklemem gerekti. Google Play Market aracılığıyla Akbank Direkt Uygulamasını indirmek istediğimde konumumdan, fotoğraflarıma, kameramdan, mikrofonuma, cihaz çağrı bilgilerimden diğer uygulama bilgilerime, kısacası özel olan neyim varsa hepsine erişmek istediğini fark ettim.  Indirmedim tabi.

Bu izinleri vermek demek, uygulamayı yönetenlerin sevgilimi günde kaç kez aradığımdan, işe saat kaçta gittiğime kadar bilmesi demek. Hatta bu verilere erişen birinin kameram ya da mikrofonum aracılığı ile beni dinlemesi, izlemesi bile olası.

Bunun üzerine twitter aracılığıyla kendilerine bu izinleri neden istediklerini sordum ve klasik bir paradoksal yanıtla karşılaştım: “işte”

Screenshot_2015-01-24-12-55-43

Akbank’ın dahiane yanıtı…

 

Daha sonraki sorularıma da yanıt vermediler.

Hangi Banka ne istiyor?

Aşağıda herkes için tüm banka uygulamalarının isteklerinden oluşan bir galeri oluşturdum. İzin arsızı bankalar olarak Akbank, Garanti Bankası ve Kuveyt Türk öne çıkıyor. Bu bankalar telefonunuzdaki tüm kritik bilgilere erişmeyi talep ediyorlar.

Kolaylık olsun diye bankaların istedikleri izinleri aşağıdaki tabloya yerleştirdim. Dileyenler aşağıdaki ekran görüntülerinden teyit edebilirler.

Tablo

Yukarıdaki tabloda hangi bankanın uygulamasının hangi izni talep ettiği yazıyor. Sıralamayı talep edilen izin sayısına göre gerçekleştirdim.

 

Tek bakışta tüm banka uygulamaları ve talep ettiği izinler (alfabetik)

Peki bu izinler ne anlama geliyor?

Bu izinlerden en kritik olanlarının ne anlama geldiğini Google’ın kendisinden öğrendim. Kritik olanlar küçük yorumlarla buraya aktarıyorum. Hepsine bakmak sitemiyorsanız yazının sonuna devam edin…

Bu izni isteyen uygulama aşağıdakileri yapabilir:

  • Hassas günlük verilerini okuma
  • Sistemin dahili durumunu alma
  • Web yer işaretlerinizi ve geçmişinizi okuma
  • Çalışan uygulamalara ilişkin bilgileri alma

Yani hangi uygulamayı ne kadar kullandığınız, sık ziyaret ettiğiniz web siteleri vb. bu uygulama tarafından okunabilir. “Bunun ne sakıncası var” diye sorabilirsiniz ama aslında dünya görüşünüzden, yaşam tarzınıza kadar pek çok şeyi öğrenebilmekeri açısından epey sakıncası var: İsteyen bankalar kilo takibi için bir program kullanıyorsanız, namaz saatlerini öğrenmek için bir ezan programına başvuruyorsanız veya “seks hikayeleri” okuyorsanız bunu öğrenebilirler.

Bu izne sahip olan uygulama telefon defterinizin tamamına erişebilir.

Bu erişime sahip olan uygulama sahipleri kimin kimle tanışıklığı olduğuna dair bir haritayı kolaylıkla oluşturabilirler. Bu sizin ağ toplumunda hangi ağa bağlı olduğunuzun doğrudan bir göstergesidir. Eşinizin dostunuzun telefon numaralarının da uygulama sahibinin eline geçmesinden bahsetmiyorum bile. “İlla ki böyle yapıyorlar” demiyorum ama size bir şeyler pazarlamak için sizi arayan bazı şirketlerin numaralarınızı nereden aldığını merak ediyorsanız eğer, bu bir yanıt olabilir.

Google’a göre bu izne sahip olan bir uygulama, cihazınızın takvim bilgilerini kullanabilir. Buna aşağıdaki işlevler dahil olabilir:

  • Takvim etkinliklerini ve gizli bilgileri okuma
  • Takvim etkinlikleri ekleme veya varolanları değiştirme ve cihaz sahibinin bilgisi olmadan davetlilere e-posta gönderme

Aile üyelerinizin doğum günlerinden evlilik yıldönümünüze kadar pek çok kişisel ajanda bilginiz şirketlerin ellerinde. Geçmiş olsun.

Açıklamaya gerek bile yok. Takip ediliyorsunuz. Nereye, ne sıklıkta gidiyor, işe gidip gelirken hangi yolları kullanıyorsunuz, bu bilgiler istisnasız tüm bankalarca bilinebilir.

Bir uygulama, cihazınızın kısa mesaj (SMS) ve/veya multimedya mesajlaşma servisini (MMS) kullanabilir. Bu gruba kısa mesaj, resimli mesaj veya görüntülü mesajları kullanabilme özelliği dahil olabilir.

  • Kısa mesaj (SMS) alma
  • Kısa mesajlarınızı okuma (SMS veya MMS)
  • Kısa mesaj alma (MMS; resim veya görüntülü mesaj gibi)
  • Kısa mesajlarınızı düzenleme (SMS veya MMS)
  • SMS mesajı gönderme (ücret ödemeniz gerekebilir)
  • Kısa mesaj alma (WAP)

Eşinizin sizi aldattığını düşünüyorsanız bir dedektiflik şirketine değil, bankaların uygulamasını yöneten yazılım şirketine gidin. SMS’lerini okuyabiliyorlar nasılsa.

Bir uygulama, telefonunuzu ve/veya telefonunuzun çağrı geçmişini kullanabilir. Telefon erişimine aşağıdaki işlevler dahil olabilir:

  • Telefon numaralarına doğrudan çağrı yapma (ücret ödemeniz gerekebilir)
  • Çağrı kaydına yazma (örneğin: çağrı geçmişi)
  • Çağrı kaydını okuma
  • Giden çağrıları yeniden yönlendirme
  • Telefonun durumunu değiştirme
  • Müdahaleniz olmadan çağrı yapma

“Çağrı kaydını okuma” cümlesi sizi ürkütmedi mi? Telefon defterimizin tamamına erişen uygulamalar aynı zamanda kimleri ne sıklıkta aradığımızı, kimlerle uzun uzun konuştuğumuzu da biliyorlar… Haydi bakalım!

Cihazınızın ve içinde takılı olan SD kartın içeriğinde ne var ne yok hepsi bankalarınızca okunabilir. Evet, yanlış duymadınız. Eşinizle en mahrem görüntüleriniz dahi bu uygulamarca kolaylıkla okunabilir.

Bir uygulama cihazınızın kamerasını ve/veya mikrofonunu kullanabilir. Kamera ve mikrofon erişimine aşağıdaki işlevler dahil olabilir:

  • Fotoğraf çekme ve video kaydetme
  • Ses kaydetme
  • Video kaydetme

Gözlerinizin ne kadar büyüdüğünü görmek isterim… Evet; pek çok uygulama bu izni siz dilediğinizde sesli mesaj gönderin ya da bir arkadaşınıza fotoğrafınızı gönderebilin diye istiyor (Whatsapp ya da Instagram gibi…). Peki banka neden istiyor? Akbank’a sorduğum soruda bunun yanıtını alamamıştım. Arkadaşım Kerem Kaynar’ın espirili yorumu şöyle:

kerem


 

Sonuç ve Tüm Okurlara Çağrı

Çağımızda pazarlama faaliyetlerinin başarısı büyük ölçüde “bilgi” gücüne bağlı. Eskiden kadın, erkek, evli, bekâr, zengin, ortahalli, yoksul gibi basit demografik bilgilere dayanarak yapılan pazar bölümlendirmeleri, teknolojinin de etkisiyle artık “kilo verenler”, “Interstellar’ı izleyenler”, “Felsefeye ilgi duyanlar”, “Yakında nişanlanacaklar” şeklinde yapılabiliyor. Bu başarı da mahremiyetimize uzanan yollardaki bu deliklerden kaynaklanıyor.

(Daha geçenlerde Tuğsan Topçuoğlu, Yalansavar’da bu konulara değindiği şöyle güzel bir yazı kaleme almıştı. Merce Gözüküçük’ün Açık Bilim’de 2 yıl evvel daha genel bir şekilde ele aldığı yazıya ise şuradan ulaşabilirsiniz.)

“Big Data” dediğimiz büyük verilerin anonim olarak toplanması ve bu bilgilerin insanlığın gelişimine katkı sağlamak için kullanılması bir derece kabul edilebilir olsa da anonimliğin ne kadar gerçekleştiği sorusu önemli bir soru. Bu yüzden tüm okurlara çağrım şudur:

Madem bu konu bankalar vesilesiyle açıldı, bankalarınıza sosyal medya başta olmak üzere kullandığınız öncelikli iletişim kanalları aracılığıyla aşağıdaki soruları sorun:

  1. Bu bilgileri niçin talep ediyorlar? Tam olarak yapmak istedikleri nedir?
  2. Program teknik olarak hangi nedenlerden ötürü bu izinlere ihtiyaç duyuyor?
  3. Banka kendi uygulamasını kendi mi kontrol ediyor? Yoksa dışarıdan hizmet mi alıyor?
  4. Kendi kontrol ediyorsa personelinin, dışarıdan hizmet alıyorsa hizmet aldığı şirketin ve şirket personelinin kişisel verilerimizi kötü amaçlarla kullanmasına nasıl engel oluyor?
  5. Ve niçin bize bunu yapıyorlar?

 

22 ARALIK’TA GÖRÜŞÜRÜZ: SÖZDE MAYA KIYAMETİ

Bir Aralık akşamı dersaneden çıkmış, yeni tanıştığım ve aynı mahallede oturuyor olduğumuzu öğrendiğim bir arkadaşla beraber evlerimize yürüyorduk. 1999 yılıydı. On beş dakikalık mesafe süresince kişisel konularımızı konuşabileceğimiz kadar samimiyetimiz olmadığından gündemdeki bir konuyu seçmek akıllıcaydı. Birlikte yürüdüğüm genç kız, 2000 yılının girmesi ile birlikte kıyametin kopacağına inandığını söylüyordu. “Kıyamet kopmasa dahi, kesin bir şeyler olacak, eminim…” diye de devam ediyordu.

Açık Bilim Aralık 2012 sayısında yayınlanmıştır.

Basın, tüm kıyamet senaryolarına olduğu gibi 2K yani 2000 kıyamet senaryosuna da haddinden fazla ilgi gösteriyor, astrologlar, sayı bilimciler başımıza gelebilecek türlü felaketlerden ya da insanoğlunun yaşayacağı değişimlerden bahsediyorlardı. Felaket senaryoları arasında akla en yatkın olanı eski bilgisayar teknolojilerinin 31.12.1999’dan sonra tekrar 01.01.1900’e dönecek olmasının yaratacağı sorundu. Ona da “dijital kıyamet” dendiğinden diğer sözde kıyametlerden kolaylıkla ayrılıyordu ve en azından mantıklıydı.

Bildiğiniz üzere 2000 yılbaşında ne dijital ne de küresel bir kıyamet gerçekleşti. 5 Mayıs 2005 yılında gezegenlerin bir hizaya dizilmesinden kaynaklanacak olan kıyamet de kopmadı. 2006 yılında çarpması beklenen göktaşından iz yok. 2012’ye geldik ve şimdi de Maya kıyametini bekliyoruz.

Maya kıyameti ya da doğru tabirle Mayalılara ait olduğu iddia edilen kıyamet kehaneti, pek çok bilgi kirliliği ile birlikte sulandırılmış, magazinleştirilmiş bir konu. Maalesef Dünya’da pek çok inananı var. Bu kuvvetli inancın arkasında tabi ki her zaman olduğu gibi bilgisizlik, araştırma eksikliği ve duyulana sorgusuzca inanma eğilimleri yer alıyor.

Aşağıdaki satırlarda Maya’lıların kim olduğunu, bu takvimin aslında ne olduğu ve kıyamet senaryosunun hangi olmayan varsayımlara dayandırıldığını ortaya koyduğumuzda, konunun varmış olduğu noktayı hayretle karşılayabilirsiniz.

Maya Medeniyeti

Maya medeniyeti, Orta Amerika’da (Mezoamerika) Meksika’nın güneyinden Honduras’ın batısına kadar uzanan küçük bir kısımda kuruldu. Yeni Dünya’nın anlaşılabilir yazılı metinlere sahip olan tek kültürüydüler.

Guatemala-1595 - Temple of the Great Jaguar

Mayalılar metal araç gereçlerden, saban ve diğer makinalardan, tekerlekten, yelkenli gemilerden ve Avrasya’da olduğu gibi büyük yükleri taşıyacak ya da sabanı sürecek büyükbaş hayvanlarından yoksundular ama ahşap ve taş araç gereçlerle kalıcı ve görkemli yapılar inşa edebildiker. (Creative Commons License, Dennis Jarvis via Compfight)

Mayalıların kentlerini İspanyollar işgal etmişlerdi ama Mayalıların kalıntıları 1839 yılında John Stephens ve Frederick Catherwood tarafından “yeniden” keşfedilene dek Mayalılar hakkında hiçbir şey bilinmiyordu. Günümüzde mayalıların başkentleri Azteklerinki gibi modern binalarla kaplanmadığından, balta girmemiş ormanlar arasındaki kalıntıları arkeologlar için paha biçilmez bilgiler sundu, ancak yine de kalıntıların biz modern insanlara anlattıkları çok yeterli değil. Kuşkusuz 1549-1578 yıllarında Maya eyaletlerini ele geçirmeye çalışan İspanyollar putperestliği yok etmek adına tüm Maya el yazmalarını yakmasa idi onlar hakkında daha çok şey bilirdik. Neyse ki bu kararı veren ve bir tarihi küle dönüştüren Piskopos Diego de Landa bir yandan Maya el yazmalarını yakarken onlar hakkında detaylı bir eseri de kaleme almış ve bu sayede yüzyıllar sonra Maya metinlerinin çözülmesine katkıda bulunmuştur.

 

Mayalılar gerçekten de pek çok alanda harikalar yaratmışlardı. Mezoamerikan toplulukları metal araç gereçlerden, saban ve diğer makinalardan, tekerlekten, yelkenli gemilerden ve Avrasya’da olduğu gibi büyük yükleri taşıyacak ya da sabanı sürecek büyükbaş hayvanlardan yoksun olduğundan Maya’ların bugün keşfedilen o tapınakları taş ve ahşap araç gereçlerle inşa etmiş olmaları, matematik ve gökbilim alanında ilerlemeleri gerçekten de takdire şayandır.

Ancak Mayalar, bırakın astronomik ya da jeolojik bir kıyametin tarihini tayin etmeyi, pek çok teknolojiyi icat edecek kadar ilerleyememişlerdir. Çömlekçilik, köyleşme, şehirleşme, yazı, ilk devletler, 365 günlük güneş takvimi ve ay takvimi diğer Orta Amerika toplumlarınca bulunmuş, Mayalılar tüm bunları bir ya da birkaç yüzyıl gecikmeyle ithal etmişlerdir. Tabi tüm bu teknik ve teknolojiler Maya toprakları dışında gelişse de Mayalıların bunları ilerlettikleri inkâr edilemez, lakin Mayalılar her yok olmuş topluluk gibi kendi sonlarını getirecek tehlikelere karşı tedbir alamayan, sıradan bir topluluktur.

Mayalılardan korunarak kalan ve yaklaşık 15 bin yazıttan oluşmuş mevcut Maya külliyatının tamamı taş ve çömlek üzerine yazılmış olup sadece krallar ve soylulardan bahsetmiş, halk hakkında tek bir kelime etmemiştir. El yazması eserlerden Piskopos Landa’nın kıyımından kurtulanlar ise sadece 4 kitaptır ve bunlar da astronomi ve takvimle ilgilidir.

Uzun Sayım Takvimi

Mayalıların astronomi ve takvim ile ilgili el yazmalarından anlaşılmaktadır ki, Mayalılar için takvimin özel bir anlamı vardır. Krallar astronomik ve takvimsel ayinlere bir rahip olarak katılmak zorundadır. Kralın katılımı yağmur ve bereket getirir, çünkü krallar ve aileleri ilahlarla ilişkilere sahiptir ve bu sayede doğaüstü güçleri bulunmaktadır. Bu inanç o kadar geçerlidir ki, yağmur yağmadığı kuraklık zamanlarında kralla halkın araları bozulmaktadır.

Mayalıların 20’lik sisteme dayalı sayı gösterimleri. Bu sistem onlara toplama ve çıkarmada büyük kolaylık sağlamaktadır. İki sayıyı birbiriden çıkarmaya çalışarak görsel kolaylığı hissedin. (Kaynak: Wikimedia Commons)

İşte bu özel takvimlerden birisi Maya Uzun Sayım Takvimi’dir. İlk olarak Maya Bölgesi’ndeki bir anıt üzerinde M.S. 197 yılında işlenmiş olduğu görünen bu takvim çözüldüğünde M. Ö. 355 civarında kullanılmaya başlandığı anlaşılmıştır. Takvimde geriye gidildiğinde M. Ö. 11 Ağustos 3114’te 0.0.0.0.0 tarihini başlangıç aldığı anlaşılmaktadır.

Beş haneli bu takvim karmaşık görünse de çalışma prensibi basit. En sağdaki hane günleri gösteriyor. Bugün 0.0.0.0.2 olsa idi, yarın 0.0.0.0.3 olacaktır. Bir hafta sonra ise 0.0.0.0.9. Tıpkı bizim takvimizde olduğu gibi. Ancak Mayalılar takvimlerinde 20’lik tabana dayalı bir sistem kullanmışlardır. Yani takvim 0.0.0.0.19’u gösterdiğinde, ertesi gün 0.0.0.1.0’a karşılık gelir.

Bu hanelere karşılık gelen zaman birimlerini sıralayarak takvim sistemi için şu genelleştirmeye ulaşırız:

BAKTUN.KATUNN.TUN.UINAL.KİN

(400YILLIK-20YILLIK-YILLIK-YİRMİLİK-GÜNLÜK)

KİN, gün demektir. UINAL ise 20’lik gün. Yani 20 KİN, bir UINAL yapar.

Bir TUN ise 360 güne denk gelir.

Bir KATUNN 7200 gün, yani 20 TUN yapar.

Bir BAKTUN ise 20 KATUNN, yani 400 yıl, başka bir deyişle 144 bin gün yapar.

1.2.2.5.8 gibi bir tarihi çözümleyecek olursak bu 1 BAKTUN, 2 KATUN, 2 TUN, 5 UINAL ve 8 KİN’e karşılık geldiğini buluruz.

(Benzetim yoluyla bizimkini YIL.AY.GÜN olarak sıralasa idik, miladı 0.0.0 olarak almak üzere, 21 Aralık 2012 tarihini 2012.12.21 olarak yazardık. Bizde de GÜN, bir gün demekken, AY 30 gün, YIL ise 365 güne ya da 12 AY’a denk gelir. Bu kadar basit.)

21 Aralık 2012 günü, Maya takvimleri 13.0.0.0.0 tarihini gösterecek ve 0.0.0.0.0 tarihinden bu yana 5126 yıl geçmiş olacak. Ancak Mayalılardan kalan kitaplardan ya da çömleklerden hiçbirisi bu tarihte Dünya’nın yüzleşeceği herhangi bir kıyametten haber vermez.

8.5.16.9.7 tarihini gösteren bir Maya anıtı (M.Ö. 156)

Kıyamet senaryosu nasıl doğdu: 13. Baktun…

Mayalıların uzun sayım takviminin miladı kendilerinin yaşadığı bir döneme rastgelmemektedir. Uzun sayım takvimini ilk kez kullanmaya başladıkları günün özelliği nedir ve o gün rakamları nasıl ve neden böyle seçmişlerdir bilinmez ama tüm Maya medeniyeti 8, 9 ve 10. Baktun’da yaşanmıştır. Bu süre zarfında takvim bir sona ulaşmadığından –ki 5126 yıllık bir takvimin sonlanıp başa dönmesi çok zordur- Mayalıların kendi takvimlerinin sonu hakkında ne düşündüğü kesin olarak bilinmiyor.

Kendi takvimimize bakalım: 365 günlük miladi takvimin her bir yılı 31 Aralık’ta sona eriyor ve bu tarihte herhangi bir kıyamet kopmuyor. Yıl sayısını bir arttırarak tekrar 1 Ocak’tan başlatıyoruz.

Eğer Maya takvimini kullansa idik ve gerçekten de 13.0.0.0.0 tarihinde sonlansa idi tıpkı yılbaşlarında 31 Aralık tarihinden sonra 1 Ocak ile yeniden başladığımız gibi 0.0.0.0.0 tarihi ile takvime yeniden başlayabilirdik. Gerçi 14’e devam ettirmek, ya da aşağıda bahsettiğimiz bulgulardan birinin de işaret ettiği gibi olsa olsa sola bir hane daha ekleyerek 1.0.0.0.0.0 yapmak da mümkün olabilirdi.

Zaten 13.0.0.0.0 tarihinin önemi de oldukça şaibelidir. Sadece tek bir Maya anıtında, Tortuguero bölgesindeki bir anıtta yer alan ifadeler 13. Baktun başının önemine işaret etmektedir ve hakkında yazılan kralın hakimiyetiyle ilgilidir. Muhtemelen bu ifadelerin kısa sürede bir kıyamet senaryosunda dönüşmesinde batı ülkelerinin 13 sayısı konusundaki mevcut inançlarının payı bulunmaktadır.

Kıyamet senaryosu sayesinde kitap yazarak epey bir para kazanan spekülatörlerin atladığı ve kıyamet senaryosunu körükleyen basının görmek istemediği başka bulgular da var: Bu bulgular 13.0.0.0.0 tarihinden sonralarına işaret ediyorlar. “E hani Maya takvimi 13.0.0.0.0’da bitiyordu” sorusunu sormamamız için bizlerle paylaşılmayan kehanetlerden birisi 21 Ekim 4772 tarihine işaret ediyor.

Bir diğeri ise Maya takvim sisteminin başka bir özelliğini ortaya çıkarması açısından manidar. Çünkü bu bulgu şöyle bir tarihi referans veriyor: 13.13.13.13.13.13.13.13.13.13.13.13.13.13.13.13.13.13.13.13.0.0.0.0

Buradan anlıyoruz ki, Mayalılara göre her 13 Baktun solda yeni bir birim (adı Tevfik olsun…), her 13 Tevfik de bir başka yeni birimi devreye sokacak ve 41 oktilyon yıl sonra takvim yukarıdaki hali olacak (evrenin mevcut ömrünün tahminen 3 oktilyona karşılık geldiğini düşünürsek Mayalıların astronomi bilgisinin iddia edildiği kadar ileride olmadığını da çıkarabiliriz.). O halde sözde kıyametten bir gün sonrasını, yani 22 Aralık tarihini, Maya takvimini soldan bir hane daha ekleyerek 1.0.0.0.0.0 olarak kaydedebiliriz.

Zaten araştırmaların hala sürdüğünü de eklemek gerek. Bu araştırmalar, 13. baktundan sonrasından bahseden yeni kanıtlar ortaya çıkarıyorlar. 2012 yılında Guatemela’da yapılan kazılar sırasında 17. Baktuna işaret eden yeni yazıtlar ortaya çıkarıldı. Dünya’nın 21 Aralık’ta sona ereceğini ifade eden hayali yazıt hala ortada yok! Görünen o ki, Maya takviminin 13. Baktunda sona erdiği, Mayalıların 13. Baktun’da Dünya’nın yok olacağına inandıkları koca bir yalandır.

Ve Mayalıların Sonu

Yaptıkları müthiş astronomik ölçümlerle Dünya’yı bekleyen bir tehlikeyi farkedip, bunu takvim sistemlerine yansıttıkları düşünülen bu medeniyet maalesef kendi sonunu göremedi ve gerekli önlemler alamadı. Peki Mayalılar nasıl yok oldu?

Maya medeniyeti oldukça kalabalık bir nüfusa sahipti. Merkez Peten’i bir referans olarak kullanacak olursak; klasik çöküşlerinden önce sadece Peten merkezinin nüfusunun 3-14 milyon arasında bir rakama ulaştığı tahmin ediliyor. Ancak kuraklık, kıtlık ve savaşlarla birlikte epey bir kan kaybettiler. İspanyollar bu bölgeye ilk ulaştığında açlıktan ölmek üzere olan nüfus 30 bin kadardı. Peten’de işgalden sonra ortaya çıkan hastalık ve işgal etkilerinden ötürü bu medeniyetten sadece üç bin kişi kaldı.

Mayalıların kendi çöküşlerinin kabaca beş nedene dayandığı düşünülüyor: Hızlı nüfus artışı, orman katliamları ve erozyon, artan savaşlar, su kaynaklarının azalması ve kralların bu sorunları çözmedeki başarısızlığı. Zira krallar genelde birbirleriyle mücadele etmiş, kendi ceplerini doldurmuş, ağır vergilerle kendilerini zenginleştirirken diğer yandan anıt diktirme yarışına girmişler. Kısacası Maya medeniyetinin sahipleri, bırakın Dünya’nın sonunu, kendi sonlarını dahi ön görememişlerdir.

Bu da yazının sonu

Takvimlere, sayılara ve bunların oluşturduğu anlamlı gibi görünen rakamlara iyi ya da kötü mesajlar yüklemek insanoğlunun adeti gibi geliyor. Bugüne dek Dünya’nın sonunun geleceğinin iddia edildiği ve kayda değer sayıda ya da nitelikte insanın da inandığı 242 adet muhtemel kıyamet tarihi ortaya atıldı. Bu yazıyı okuyabildiğinize göre bunların hiçbirisi gerçekleşmedi.

Bu arada, 21 Aralık’ta gerçekten de kıyamet kopacağına inanan, kitaplar yazan ve bunu basında bas bas bağıranların kredi kartı hesaplarını inceleyebilsek ne güzel olurdu değil mi? Zira bu kehanetten bu kadar emin olduklarına göre, nasılsa ödemeyeceklerine güvenerek sonuna kadar harcamış ve son günlerinde epey eğlenmiş olmalılar, ama eminim öyle değildir.

Sözdebilimcilerin kitap yazması, basın-yayın organlarında görünüp büyük laflar etmesi için illa ki kıyamet senaryosu var olmasına da gerek yok. Kullandığımız takvimin 10.10.10 ya da 11.11.11 gibi tarihlere denk gelmesi de çeşitli senaryoların ortaya atılmasına sebep olabiliyor (bu konuda daha önce kaleme almış olduğum yazıya ulaşmak için tıklayın). Bu yıl 12.12.12 tarihi 21 Aralık senaryosunun gölgesinde kalmış gibi görünüyor.

Her neyse… 22 Aralık sabahında bu yazıyı hala okuyorsanız Maya kehaneti de tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş olacak. Yok eğer okuyamıyorsanız ve bu kehanet gerçekleşmiş ise en azından “yaaa, ne oldu, çok güveniyordun kendine?” diyecek kimsenin de kalmayacak olması beni rahatlatıyor. Benim tuzum kuru, ötekiler düşünsün.

Kaynaklar:

– Dr Karl, “Mayan Apocalypse“, ABC.Net
– Jared Diamond, “Çöküş”, Timaş Yayınları, 2006 / Çeviren: Elif Kıral.
Jeffrey MacDonald, “Does Maya Calendar Predict 2012 Apocalypse“, USA Today
– Eric Vance, “Unprecedented Maya Mural Found, Contradicts 2012 “Doomsday” Myth“, National Geographic
– Wikipedia, “2012 phenomenon” makalesi.

[box]Açık Bilim Radyo Programı

“2012, Kıyametler ve Kriz” konulu Açık Bilim Radyo Programı bölümü
http://www.acikbilim.com/2012/01/radyo-programi/acik-bilim-radyo-programi-11-bolum-2012-kiyametler-ve-kriz.html[/box]

Müthiş gün(!): 11.11.11

Sayılar oldukça gizemliler; çünkü esnekler. Kelimeleri ve harfleri toplayamayız, çarpamayız ya da bölemeyiz; ancak sayılar bu işlemlere tabi tutulabilirler. Böylece size sınırsız bir yol da açmış olurlar. Read More

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google