Bir çeşit sanal birikinti alanı

SPK

Haydi PEGASUS! Seni bekliyoruz.

Bir kaç yıldır havacılık sektörünün muazzam bir büyüme kaydettiğini her fırsatta söylüyoruz. Bizler sektörün içindeki insanlar olarak zaten bu büyümeyi yakından görüyor, hayatlarımızı bu sektörden kazanıyoruz.

Ancak…

Bu büyümeden sadece şirketler, dolayısıyla hisse sahipleri ve çalışanları mı sadece paydaş olarak faydalanmaya devam edecekler?

Her ne kadar sermaye piyasasında işlem yapmak Türkiye’de çok fazla tabana inmiş bir uygulama olmasa da havacılığımızdaki bu gelişmeden halkımızı da yararlandırmak çok önemli. Zira şirketlerin gelirlerini elde ettikleri ülkelere bazı borçları vardır; ki bunları sosyal sorumluluk projeleri ile ödemeye çalışırlar, fakat bazı şirketlerin gün gelince halka arz olmaları ve borsaya kote olmaları kaçınılmazdır.

Şirketlerin borsaya girmelerinin en önemli ve temel sebepleri her şeyden önce özkaynaklarını arttırmaktır. Satılan hisselerden gelen getiri şirketin yeni yatırımlarında kullanabilmesi için çok önemli bir kaynağı teşkil ederler. Borsada hisseler talebe göre satıldığından şirket hisseleri defter değerinden çok daha yüksek fiyatlara satılabilir, ki bu çok avantajlı bir satış yöntemidir. Borsaya kote olmanın yan avantajlarından birisi de şirketinize anonim ortaklar katmanızdır, ki bu da aile bazlı şirketlerde bireysel yönetim hatalarının şirketin geleceğine etki etmesini engelller ve yeni ortaklar elde etmenin getirdiği yeni sorumluluklar şirketinizi daha ileri bir noktaya taşıyabilir. Ayrıca siz artık borsaya kote bir şirketseniz eğer, Sermaye Piyasası Kurulu’na bağlısınızdır artık. Yatırımcılara ve SPK’Ya hesap vermek zorundasınızdır ve daha da önemlisi bağımsızlığı kanıtlanmış denetim firmalarınca hesaplarınız yolsuzluğa, hatalara ve usülsüzlüğe karşı daima denetlenir. (Şirketlerin Borsa’ya kote olmaktan kaçınmalarında bu denetimlerin çok büyük etkisi olduğunu da söylemeden geçmeyelim.)

Yolsuzluk ve usülsüzlüklerin ortadan kalkması, gerçekten faal olarak işleyen bir kurumsal yönetim sisteminin kurulması ile şirketiniz çok çok ileri bir noktaya taşınabilir. Şirketin tüm gelir ve harcamaları kayıt altında olduğu için bu memleket için de bir kazançtır; zira borsaya kote bir şirketin vergi kaçırması, kayıtsız işler yapması söz konusu olamaz.

O halde…

Madem havacılık sektörü “uçmayan bırakmayarak” bu kadar büyüdü, şimdi sektörteki firmaların bu kârı halkı ile paylaşmasıı ve bu büyümeden küçük yatırımcıyı da faydalandırması gerekmiyor mu?

Şu an borsada işlem gören yerli firmalarımız arasında, tek havayolu (ve diğer bağlı iştirakleriyle bakım, yer hizmetleri vd.) şirketi THYAO ve THYAO olarak tüm bağlı iştiraklerinin getirileriyle geçtiğimiz iki-üç yılda yatırımcısına %400’lere varan kazançlar sağladı. USAŞ (Hisse kodu:UCAK) ve havacılık sektöründe bağlı iştirakleri bulunan TAV (Hisse kodu: TAVHL) ile ÇELEBİ Holding de (Hisse kodu: CLEBI) havacılık sektöründen diğer önemli oyuncular. Bunun dışında yabancı olarak DO&CO var.

Bu firmaların son bir yıldır yatırımcısına ne kazandırdığına birlikte göz atalım (temettüler dikkate alınmamıştır; gün itibariyle bir yıl önceki fiyatına göre sadece hisse fiyatlarındaki değişimdir):

THYAO: %21,44
TAVHL: %22,73
CLEBI: %73,82
UCAK: %-6,81

İMKB’de işlem gören tek yabancı firma DO&CO ise halka arz olduğu Kasım ayı (2010) sonundan bu yana yaklaşık %46 kazandırdı.

Bu rakamlar krizden sonra ayakta kalmayı başaran havacılık sektörü için 2008-2009 yılları arasında çok daha büyüktü.

Görüldüğü üzere sektördeki büyümeden yurtiçindeki bireysel yatırımcı da faydalanabilmiş. Nitekim Türk havacılık sektöründe faaliyet gösteren çok büyük sermayeli başka bir çok şirket var ve dilerseler onlar da halka arz olarak borsaya kote şirketler haline gelebilirler ve böylece bireysel yatırımcının işlemlerine açık hale gelebilirler.

Pegasus’un halka arzı bekleniyor

Esas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sabancı, Pegasus Havayolları’nın da halka arz edileceği yönünde planları olduğunu 2009 yılının sonlarında deklare etmiş ve 2010 yılının ikinci yarısında halka arz planlarının sonuçlanacaklarını söylemişti ve bu açıklamanın ardından halka arz için danışmanlık yetkisini Credit Suisse ve İş Yatırım’a veren Pegasus Havayolları 2010 yılında bu planını gerçekleştiremedi. Ali Sabancı, turizm sektöründe işlerin diledikleri gibi gitmediği için halka arzın 2011 yılına ertelendiğini açıklamıştı ve 2011 yılının ilk çeyreğini işaret etmişti.

Şimdi vakit geldi ve halka arz için SPK ile gerekli görüşmeleri yapan Pegasus nihayet geçen hafta onay aldı.

Bu noktada dikkat çekilmesi gereken bir kaç husus var:

Esas Holding’in İMKB’ye ESAS Holding olarak değil de Pegasus Havayolları olarak giriş yapmalarının elbette kendilerince bir sebebi vardır. Zira, Air Berlin ve Air Lease Corporation (ALC) hisseleri Pegasus Havayolları’nda değil, Esas Holding’e ait ve bu ikisini karıştırmamak gerekiyor. Pegasus Havayolları’nın dağıttığı kar paylarına değil, ama işlem gördüğü fiyatlara Esas Holding’in diğer iştiraklerinden elde ettikleri kâr ve zararların, risklerin, olumlu ve olumsuz haberlerin yansıyacağını da unutmamak gerekir.

Şimdi kulaklar Pegasus Havayolları’nda. Yakın zamanda halka arz edileceğini duymayı bekliyoruz.

İyi Haftalar.

THY’den Sosyal Sorumluluk Bekliyoruz

Türkiye gazetesi yazarı Ata Karataş’ın THY’yi Güreş sporumuzu da desteklemeye yönelik davet içeren yazısını okuduktan sonra kendisine hak verdim. Böyle bir öneri için öncelikle şahsım adına kendilerine teşekkür ederim. Kendisine THY’nin başka spor alanlarını ve sporcuları da desteklemesi gerektiği konusunda katılıyorum.

Futbol ve basketbolun en popüler sporlar olduğu bir gerçek. Türkiye’de en çok desteklenen spor dalları arasında bu iki spor dalı olduğu gibi halter, güreş ve şimdilerde de atletizm olduğunu da eklemem gerek. Ancak diğer spor dalları destek görmediği için başarılı sporcu yetiştirmekte zoruluk çekiyoruz. 70 milyon insan içinde bir şekilde zihni, bedeni ve zekası herhangi bir spor dalına uygun ve yıldız olmaya, rekorlar kırmaya aday yüzlerce insan bulunduğu neredeyse kesin. San Marino ya da Lihtenştayn gibi az nüfusa, insan kaynağına ve sınırlı ekonomik güce sahip olup aynı anda başka meslekler icra eden sporcular yetiştirmek zorunda değiliz neticede.

Tabi bir de olayı sadece spor olarak ele almamak lazım. THY’nin bir sosyal sorumluluğu var. Neden?

Sosyal sorumluluk, tanım gereği, eğer ki işletme olarak yaşamınızı bir ülkenin insanına verdiğiniz hizmetten kâr ederek sürdürüyorsanız, o insanların menfaatine ve etik kurallara uygun şekilde davranmak gibi bir sorumluluğunuz vardır.

SPK ilkelerine göre ise sosyal sorumluluk, çevreye, tüketiciye ve kamu sağlığına yönelik düzenlemeler ile ilgili etik kurallara uymak ve bu konudaki politikaları kamuya duyurmak. SPK ilkelerinde böyle bir tanımın yer alması, etik ve “kurumsal” bir şirket olmak için böyle bir zorunluluğun mantıken bulunmasından ileri geliyor. Zira, SPK ilkelerinde sosyal sorumluluk başlığı “Menfaat Sahipleri” ana başlığı altında yer alır. SPK’ya göre şirketle ilgili
menfaat sahipleri “Pay sahipleri ile birlikte çalışanları, alacaklıları, müşterileri, tedarikçileri,
sendikaları, çeşitli sivil toplum kuruluşlarını, devleti ve hatta şirkete yatırım yapmayı düşünebilecek potansiyel tasarruf sahiplerini de içerir.”

Yani THY’nin sponsorlukları sosyal sorumluluk kapsamına giriyor girmesine de; THY’nin sponsorluklarını “sosyal sorumluluk” bütçesinden değil de “pazarlama” bütçesinden karşıladığı muhakkak. Barcelona, Manchester, Euroleague, FIBA vs. gibi sponsorluk çalışmaları hem reklam etkinliğimi, hem de marka değerini yükselten çalışmalar.

Ancak THY mertebesinde bir şirketin –ve hatta artık vurguluca: markanın- biraz sosyal sorumluluk projelerine eğilmesi gerekiyor. Üstelik halka açık bir şirket olduğu için, SPK ilkelerince, sosyal sorumluluklarına karşı duyarlı olmalı ve bunu da kamuoyuna duyurmalı.

THY’nin web sitesindeki duyuru ve haberlere baktığımız zaman (2009’un başına kadar gidiyor), böyle bir şey göremiyoruz.

SPK ilkelerine göre hazırlanan yıllık faaliyet raporlarına göz attığımızda ise şunları görüyoruz:

1. 2009 yılının faaliyet raporunda sosyal sorumluluk başlığı altında “Yakıt Tasarrufu Projesi” kapsamında THY’nin karbon salınımını azaltarak 1 milyon ağaç dikmeye eşdeğer bir değer yarattığından bahsediliyor. Bu gerçekten bir sosyal sorumluluk örneği olsa bile, işin içinde yine “kârlılık” yatmış oluyor.

2. 2008 yılı faaliyet raporunda ise sosyal sorumluluk başlığı altında sadece THY’nin uluslarası alanda bayrak taşıyıcı firma kimliğine uygun davrandığı ve çevreye verilen zarar nedeniyle THY aleyhinde herhangi bir dava açılmadığı belirtilmiş.

3. 2007 yılı faaliyet raporunda 2008 yılında yazan cümlenin tıpatıp aynısı kullanılmıştır.

4. 2006 yılı faaliyet raporunda da aynı cümle aynı şekilde kullanılmıştır.

Daha gerisine gitmeye gerek yok.

Tabi burada kamuya faaliyet raporuyla duyurulmamış olsa da, benim hatırladığım 2007 yılında THY’nin engelli vatandaşlara bilette indirim yapmaya başlamasıydı. O günden bu yana ben bir şey hatırlamıyorum. Varsa ve hatırlamıyorsam ya da bilmiyorsam da affola –ve aslında benim suçum değil: Kamuya duyurulmuş olması gerekiyor-.

Özetle, naçizane şahsım adına, THY’nin marka değerini yükselten ve pazarlama bütçesinden karşılanan sponsorluklar yerine daha “sosyal” çalışmalar yapmasını bekliyorum. Bu başarılı olduğumuz diğer spor alanlarının desteklenmesi olduğu gibi, desteksizlik dolayısıyla başarılı olamadığımız ancak gelecekte o dalda da sporcularımızı başarılı görmek istediğimiz bir spor dalı da olabilir. Ya da aile durumları parlak olmayan çocuklar uçakla uçurulabilir, en azından uçağa bindirilebilir. Havacılık bölümlerinde okuyan öğrencilere burs verilebilir. Ya da Türk Havacılığı’na katkı sağlayacak bazı yüksek lisans ve doktora çalışmaları desteklenebilir… Bunlar sadece benim buraya yazdıklarım… Bu seçenekleri türetmek ve çoğaltmak mümkün…

İyi Haftalar.

Tevfik Uyar, 16.08.2010

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google