Bir çeşit sanal birikinti alanı

Northrop Grumman

Rus tankerinin şansı var mı?

Geçtiğimiz hafta ayrıntılarını bu köşeden aktarmış olduğum, yüzyılın en büyük tanker uçağı ihalesinde 19 Mart tarihinde sürpriz bir gelişme yaşandı ve Ruslar da ABD’nin tanker ihalesinde boy göstermeye karar verdi.

EADS’nin ihaleden çekilmesiyle birlikte Boeing’e rakip olan Ilyushin Il-96’nın bu yolculuğunun temelleri Cuma günü Moskova’da Hillary Clinton ve Putin görüşmesinde atıldı. 19 Mart’ta alınan ve aynı gün açıklanan karara göre Rusların eski sivil uçak devi olup 2005 yılında United Aircraft Corp. (UAC) olarak tüzelleştirilen Rus firması, ABD’den bir firma ile müştereken ABD’nin tanker uçağı ihalesine girecek.

Ilyushin Il-96 aslında sivil bir uçak. Brezilyalı Clean Air’in iki siparişi sayılmazsa, hiç kapitalist kullanıcısı ya da talibi yok. Diğer talibi de iki uçakla Venezuelalı Conviasa şirketi. Diğer kullanıcısı ise Küba’dan “Cubana” Havayolları. Her ikisi de tahmin edildiği üzere, kendi ülkelerinin milli havayolu firmaları. Cubana’nın 2 adet Boeing 737, 2 adet Airbus A320-200 ve 1 adet ATR-42 haricindeki tüm uçakları Rus uçağı. Yani firmanın 20 uçaklık filosunun ve 6 adet beklediği Rus uçağı siparişinin kaynağı muhtemelen politik.

Ancak uçağın bir özelliği var: İlk uçuşunu yaptığı 1988’den ve Aeroflot bayrağı altında ticari olarak resmen uçtuğu ilk günden bu yana herhangi bir kaza ya da kırımı yok. Tabi ki bu rakam yine de dikkate alınamaz, çünkü serviste bulunan sadece 17 adet Il-96 var. Bu da aslında UAC’nin tanker tecrübesi konusunda akıllarda soru işareti yarattığı gibi, uçağın henüz hem ticari hem de bir seri üretim başarısı göstermediğinin işareti…

Üstelik Boeing’in ABD’li kamuoyunun “milliyetçi” damarına bastığı kampanyasından sonra, nispeten ABD kamuoyu tarafından kabul görebilecek bir Avrupa uçağına göre –bu anlamda- Rus uçağının çok daha az şansı var.

Maliyet liderliği ile rakiplerine fark atsa da uzun vadede bakım konusu da şüpheli. Bu dünyada bir şekilde “Rus teknolojisiyle hiç haşır neşir olmamış bir devlet hangisidir” diye sorsanız, sokaktaki vatandaş bile ABD diyecektir. Bu da gerekli teknoloji aktarımının ve uzun vadede bakım maliyetlerinin dezavantaj yarattığı anlamına geliyor. Ayrıca “sinerji” sorunu var. Yetmiş yıldır Boeing, ABD’nin tanker uçağı tedarikçisi… Baz alınan sivil uçak, 767 türevinin seçilmesi halinde, aynı. Boeing 777 seçilse bile yerleşik bir disiplin ve kültür var. EADS bir derece… Aynı sertifikasyonlara sahip, benzer teknoloji olmasa bile benzer konseptte teknoloji ile donanımlı. Ancak Ilyushin bu anlamda diğer alternatiflerinden çok farklı. UAC’nin Amerikalı ortağının kim olacağı işte tam bu noktada önem kazanırken, bu durum Il-96’nın dört türevinden “batı motorlu” tek türevi olan Il-96M’yi gösteriyor. Çünkü Il-96M, diğer türevlerinden farklı olarak tamamen batı aviyonikleri ve Pratt & Whitney PW2337 motorlarına sahip.

Bu atılımın Boeing’in yalnızlığını gidermek amacıyla mı olduğu yoksa gerçekten de UAC’nin bir şansı olup olmadığını zaman gösterecek.
Ancak nacizane düşüncem şudur ki: Tüm bu yaşananlardan sonra ibreler Boeing’den yana.

T.Uyar
İyi haftalar.

Susmak artık faydasız

Türk milleti olarak “efendi”lik denen bir kavramın varlığına ve yüceliğine, onun bir erdem olduğuna inanırız. Kızımızı isteyen birisi hakkında birileri “çok efendi bir gençtir” derse, o gencin şansı artar. “Biraz efendi ol!” diye uyarırız. Efendiliğin tabirini de saygılı, suskun, aklı selim olarak yaparız. Atasözlerimiz de bize susmayı, sükûnet içinde olmayı önerir. “Konuşmaktan önce susmayı öğren” der. Söze gümüş derken, sükutu altın ilan eder.

Ancak bir de deyim vardır ki, “Vur deyince öldürmek” denir. “Kaş yaparken göz çıkarmayı” anlatmaya çalışır…

Bu köşe edebiyat köşesi değil. Bir edebiyat yayını için de yazılmadı bu yazı. Maksadı de ne atasözü öğretmek, ne de değerlerimizi hatırlatmak. Bu yazının asıl ereği, ABD’de hala süren tartışmalardan “örnek alabilirliğimizi” irdelemek.

Üzerinden neredeyse 1,5 ay geçti. Ancak ABD’de hala bir Boeing davası sürüyor. “Milli” bir dava haline geldi dersek kimsenin itiraz edeceğini sanmıyorum. Bir yanda satışa sürekli itiraz eden, ABD’nin kendi sermayesiyle yönetilen bir şirketin seçilmemesinin vahametini anlatmaya çalışan, üstelik kendi uçakları alınsaydı ABD ordusunun yakıt sarfiyatı ve bakım masrafları sebebiyle ne kadar tasarruf etmeye çalıştığını rapor üstüne raporla, demeç üstüne demeçle hem devletteki kademelere, hem de halka duyurmaya çalışan bir Boeing var.

Diğer yandan da Avrupalı EADS, ABD’li ortağı Northrop Grumman ile birlikte ABD’ye ne kadar iş gücü geleceğini, ne kadar personel istihdam edileceğini, yapılacak yatırımın büyüklüğünü anlatmaya, kendilerinin seçilmesinin ABD vatandaşlarına ne gibi katkılarda bulunacağını ifade etmeye çalışıyor.

Manzara ABD vatandaşları için gerçekten avantajlı mıdır, değil midir bilinmez. Ancak her iki şirketin de kamuoyu nezdinde kamuya faydalı olduğunu bağıra bağır anlatmaya çalışması, aslında sandığımızdan öte, ABD’de halkın devletin savunma politikalarıyla ne kadar ilgili olduğunu göstermeye yetiyor. Her iki tarafın argümanı da, milli sermayeye ne kadar katkıda bulunulacağı üzerine. Üstelik tartışma bitmek bilmiyor. Bir taraftan Boeing ve arkasında milli sermaye yanlıları var. Diğer taraftan EADS ile birlikte ülkeye gelecek yatırımın hesabını yapan liberaller… Manzara bu alışveriş nezdinde avantajlı mıdır, dezavantajlı mıdır bilinmez. Ancak her ne kadar 35 milyar dolar olsa da ABD’nin savunma harcamalarının çok da büyük payını içermeyen bu anlaşmanın salt ABD’li bir firmaya mı, yoksa yarı avupalı bir firmaya mı ihale edilmiş olması ülkede geniş yer tutabiliyor. İşte bu bir avantajdır. Gerçek bir milli devlet olmayan ABD’nin “yarattığı” milliyet, milletin gerçek bir milletmişçesine olayların kendi fayda ve menfaatine olup olmadığıyla ilgilenmesi önemli bir meseledir.

Kaldı ki EADS-Nortrhrop birlikteliğine ana yüklenici firmalardan birisi Amerikan. Üstelik taşıyıcı platform hariç üretimin büyük çoğunluğu ABD’de gerçekleşecek. Hatta taşıyıcı platorm A330’un bazı imalat hatları da ABD’ye taşınacak. Ancak buna rağmen “milli menfaat” yanlıları tatmin olmayabiliyor…

Şimdi dönüp kendi ülkemize bakalım…
Şşşşş…. Sessiz bakalım.
Aman uyanmasınlar.

EADS zaferi ve muhtemel sonuçları

ABD günlerdir 35 milyar dolarlık dev ihalede Boeing’in safdışı kalmasını tartışıyor. Peki sonuç?

35 milyar $’lık 200 adet havadan ikmal uçağının alımını içeren ve ek bazı hizmetlerle beraber 1o yıl içerisinde toplam ödenmiş ederi 40 milyar $’ı bulacak olan sözleşmenin ABD menşeli Boeing yerine Northrop-EADS ikilisine ihale edilmesi bir kaç gündür ABD’nin gündem maddesini oluşturuyor. Airbus ve Boeing’in sivil platformda birbirlerini yedikleri şu günlerde savunma kanadında meydana gelen bu olayın, kendisinin peşi sıra daha bir çok sonuca neden olacağı da su götürmez bir gerçek. Olay ABD’de ve tüm dünyada şimdiden çok çeşitli yansımalara sebep oldu. Bu etkilerin sonucu detaylı bir analiz yapılması gerekliliği doğdu. Dilerseniz hep birlikte muhtemel sebep ve sonuçları irdeleyelim:

Boeing yaralarını saracak mı?

ABD’de bugünlerde sorulan esas soru Boeing gibi dev bir uçak üreticisi ve savunma devinin ihaleyi nasıl olup da Northrop Grumman gibi nispeten daha küçük ve tecrübesiz bir şirkete kaptırmış olduğu. Bunda tabi ki en temel etken 2004′te ABD kongresinin patlayan skandalla birlikte 100 adet modifiye edilmiş Boeing 767 tipi tanker uçak için 23,5 Milyar $’ı çöpe atması ve bu skandalın iki Boeing yetkilisini demir parmaklıklar ardına sokmasıydı. Buna rağmen ihalenin favorisi yine Boeing’ti. Boeing’in geçtiğimiz yılki tüm satışlarının değerinin $32 Milyar olduğu düşünülürse $35 Milyar çok büyük bir rakam ve 75 yıldır ABD hava kuvvetlerinin tanker uçak tedarikçisi olan Boeing için kesin gözüyle bakılan bu ihale artık büyük bir kayıp.

Bu kaybın 787 Dreamliner programında yaşanacak gecikmenin açıklanmasıyla hisseleri %20 değer kaybeden ve bu ihale ile birlikte kıas bir sürede %3′lük hisse değeri kaybına uğrayan Boeing’in finansal dengelerini yerinden oynatacağı çok açık. 75 yıldır ABD hava kuvvetlerinin tanker uçak tedarikçisi olan Boeing, neyse ki hala bir çok alanda hala ABD ordusunun ihtiyaçlarını karşılıyor ve kısa sürede toparlanabilir. Ancak karşıt fikirler de var: ABD’li uzmanlardan bazıları söz konusu kaybın Boeing’in savunma alanında başlayan aşamlı çöküşünün yeni bir aşaması olduğunu düşünüyorlar. Pentagon ile sıkı ilişkileri bulunan Lexington Enstitüsü’nden Loren Thompson ihaleden sonra basına verdiği bir demeçte, Boeing’in hava kuvvetlerinin dilinden anlamadığını ve müşterisinin isteklerini yanlış değerlendirdiği mesajını vermişti.

767 miyadını doldurmuş olabilir

Tanker ihalesinin kaybıyla birlikte artık Boeing 767′lerin miyadı dolmuş olabilir. Tasarımca yaşlı olan bu uçağın üretilmesi için bir sebep yok. Zira daha yeni ve modern olan A330 karşısındaki mağlubiyet belki de Lexington’lu Thomposon’u doğrular nitelikte: Artık başta ABD olmak üzere Dünya daha modern ve yeni araçlar istiyor. Henüz dün Seasprite programından vazgeçen Avustralya bile buna iyi bir örnek.

Eğer Boeing 767′leri kal’e ayırmazsa, ABD ordusunun hala ihtiyaç listesinde olan 300′den fazla tanker uçaklar için düzenlenecek ihalelerde yine başarısızlıkla karşılaşabilir. ABD’li uzmanlar yeni tanker uçak adayının 787 olabileceği üzerinde duruyorlar.

Airbus için bulunmaz fırsat

2 seneden fazladır masraflarını kısmaya çalışan Airbus Power8 programını geliştirmiştir. Programın geliştirilme sebeplerinden birisi Avro’nun dolar karşısında kazandığı değer ve bunun Airbus’a çıkardığı fatura. Bu yüzden özellikle personel maaşlarını Avro ile ödeyen Airbus üretimi doların geçerli olduğu ülkelere kaydırmaya çalışıyordu. Bu yüzden EADS ve partneri Airbus’ın ABD’de yapacağı yatırımlar Airbus için bulunmaz bir fırsat olarak da değerlendirilebilir.

Geçtiğimiz günlerde EADS, ABD’de kuracağı tesisler için ilk aşamada 500 milyon $’ı gözden çıkardığını zaten duyurmuştu. Northrop Grumman yetkilileri de kısa bir süre önce EADS’ye ait yaklaşık 2000 kalem işin ABD’ye kaydırılacağını duyurmuştu. Tablo gösteriyor ki bu ihaleyle birlikte ABD, EADS ve Airbus’un “ucuz iş gücü” kapısı olacak.

Boeing rekabette de sekteye uğrayabilir

787 Dreamliner, A380 ve A350 programları arasındaki Airbus-Boeing rekabeti de özellikle Boeing’in bu krizi atlatmaya çalıştığı dönemde Airbus lehine gelişebilir. 2007′yi Boeing’in hakim olduğu Çin pazarından rekor sayıda siparişle kapatan Airbus, 787 Dreamliner’daki gecikmelerin açıklanmasıyla 2008 başlarında da öne çıkmıştı. Şu andan itibaren Boeing’e duyulan küresel bir güvensizlik rekabetin Boeing aleyhine olan boyutunun vahametini arttırabilir.

Sonuç

Neticede özellike savunma pazarı kapitalist bir rekabet ortamıdır. EADS-Northrop Grumman ikilisi öyle ya da böyle sözkonusu ihaleyi kazanmıştır. Bu ihalenin EADS ve Northrop’a çok çeşitli alanlarda faydası dokunacağı gerçek. Yukarıda faydaları, riskleri ve fırsatları dilimizin döndüğünce açıklamaya çalıştık. Faydası olması dileğiyle.

Sevgi, saygı ve selamlar.

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google