Articles Tagged with: MÜZİK

YAYA YÜKLENEN HATIRA VE ACI: CHACONNE…

Kimi zaman internetin bize sağladığı imkânların farkında olmadığımız oluyor. En azından müzik anlamında istediğimiz her şeye yüksek olasılıkla ulaştığımız çağdayız. Halbuki ezelden 56K modemle bir saatte 4 MB’lık MP3 indirirdik… O da bulursak. Değil mi?

Bach’ın en müthiş eserlerinden biri, kimi müzikologların insanlık tarihindeki en iyi, kimilerinin bir solo keman için tarihteki en iyi parça olarak nitelendirdikleri Partita No.2 in D Minor’ün 5. bölümü, Chaconne‘den (ya da orijinal italyanca adıyla Ciaccona) çok kısa bahsedeyim. Fakat önce eseri bir dinlemeye başlayın isterseniz:

Şevki Karayel’den öğrendiğimize göre Bach, Partita No.2’yi bestelemeye başladıktan bir süre sonra ilk eşi vefat etmiş. 5. bölümünü de bu vefatın ardından bestelemiş. Wikipedia‘dan öğrendiğime göre iddianın sahibi Profesör Helga Thoene. Ne var ki bu iddia biraz tartışmalıymış. İddia tartışmalı da olsa, eserin diğer bölümlerden fazlaca uzun, fazlaca hüzünlü, fazlaca duygu yüklü olması iddianın haklı olduğunu düşünmenize neden oluyor.

Şevki Karayel, 22 Ekim tarihli resitalinde eserin piyano transkripsiyonunu çaldı. Besteyi piyanoya uyarlayan Ferruccio Bussoni imiş. Bussoni trankripsiyonunu aşağıdaki videodan dinleyebilirsiniz:

Ve bugün bu eserin gitar transkripsiyonunu dinleme şansı da buldum. Dedim ya? Eseri bu kadar sevmeme rağmen daha önce internette farklı enstruman uyarlamalarını dinlemek hiç aklıma gelmemiş. Belki klasik müziği çok takip etmediğimden ya da bu konuda çok bilgi sahibi olmadığımdandır. Fakat işte; orada dinlememizi bekliyor:

Ve şimdi şu aşağıdaki video da Stokowski tarafından orkestraya uyarlanmış hali…

https://www.youtube.com/watch?v=LoU_ToDmsKQ

Bu da arzu eden için çello uyarlaması:

 

Bence en güzeli, orijinal enstrumanının solosu… Bach’ın vefat eden eşinin anısını notalara gömdüğüne inandığım, tüm duygularını yaylardan çıkan titreşimlere bağladığı ve tellerle ağladığı.

Hepsini dinlemek bir saati aşıyor. Bilgisayar başında otururken değil de, bir yerlere kaydedip, kendinizle kaldığınızda dinlemenizi tavsiye ederim.

Beste: Kumar

Kumar

Söz-Müzik-Yorum:

Tevfik Uyar

[powerpress]

İndir(MP3) (Sağ tıklayarak “Farklı Kaydet” seçeneğini seçiniz.)

Sözleri:

Ürkek bir güvercin gibi…
Ne bu hal ve tavırların?
Hani nerede adın gibi…
Coşup duran pınarların?

Kumar oynamaya ne benim,
Ne senin mecalin var…
Ama naparsın ne şirin,
Ne tatlı cemalin var.

NAKARAT:
Kumar oynadım bedeli sen,
Zehrimi aldım ellerinden,
Şimdiki aklım olsaydı,
Oyunlara gelmezdim ben,

Senin dediğin oldu,
Sevincim yarım kaldı,
Yalan aşkının acısıyla,
Aşka inancım kalmadı

Hayat beni,
Sana itti,
Gözlerinden geçerken
Durup Kaldım.

Kader beni,
Senden etti,
Ben yaşayıp giderken,
Öksüz kaldım.

NAKARAT

(Tevfik UYAR, 17 Ağustos 2008)

Beste: Topuk Sevdası

Topuk Sevdası

Söz-Müzik:

Tevfik Uyar

Gitar1, Ritm Gitar:

Burak Unutulmazsoy

Gitar2 / Baslar / Düzenleme / Seslendiren:

Tevfik Uyar

[powerpress]

İndir(MP3)

Sözleri:

Yüksek topuklarında;
Caddelerin sesi var…
Bozuk plaklar gibi, çalar da çalar
Uzunca eteğinde,
Sokakların tozu var…
Çalı süpürge gibi, sürer de sürer

Acemi makyajında,
Gece kabusları var…
İnci gözyaşlarını döker de döker
Her gözyaşında;
Bin çile izi var,
Makyajı yüzünü boyar da boyar

Orjinal şiirin devamı:

Güzel ablalar vardı, dudakları boyalı…
Beklerlerdi köşede, elleri aynalı,
Muallaydı belki de onların havalısı
En çok onu severdi, sanki oydu ablası
Özendi bir gün ona, “Ne yüksekti havası! ”
O zaman tutuverdi, yüksek topuk hevesi
“Giyeceğim illa, çıkacağım sokağa”
“Beni de sevsin mehmet, ismail, rıza ağa”

Duyduğunda köpürdü, “hayır” dedi babası,
Bir araba dayak da “hayır”ın cabası…
Sırtına yüklemişti, ortancadan bir bohça
İçerisinde topuklusu, bir iki de poğaça
Kaçtı evden; bakmadı giderken arkasına
Kış ayları soğuktu, sarıldı parkasına…

Poğaçası yetmedi, parka zaten eskiydi,
O sıra arkasına üç beş piçi takdıydı,
“Sıcak ev verelim, karnını doyuralım”
“Akşam da oturup işimize bakalım”
Kandı gitti zavallı, ne bilsin ki kötüyü
Muhabbet çok uzadı, kabul etti yatıyı

Uyandı ki sabaha, pis bir oda içinde,
“Ne içtim de dokundu? ”, yorganı kan içinde
Açınca yorganı, anladı ki çıplanmış,
Tuvalet aynasında, sanki yüzü yaşlanmış
Çocuk aklıyla ancak, anladı belasını
Akşamına satıldı, tutamadan yasını

*

Et!
Et var satılık…
Önce biraz rakı, peynir ve zeytin
Sonra biraz Huriye, yeni adı Rengin
Et!
Et var satılık…
Et var!
Et var satılık!

*

Yüksek topuklarında;
Caddelerin sesi var…
Bozuk plaklar gibi, çalar da çalar
Uzunca eteğinde,
Sokakların tozu var…
Çalı süpürge gibi, sürer de sürer

Acemi makyajında,
Gece kabusları var…
İnci gözyaşlarını döker de döker
Her gözyaşında;
Bin çile izi var,
Makyajı yüzünü boyar da boyar

(Tevfik UYAR, 17 Ağustos 2006)

Klip: Kalp Hırsızım (Ellerine Sağlık)

Bestelerimden birini Burak Unutulmazsoy ile birlikte düzenleyerek bir kaç hafta önce yayına sokmuştuk, ancak şarkıyı bu site ve facebook haricinde herhangi bir mecrada tanıtmamıştık. Aslına kaydın yayınlama ve düzenleme amacı olmadan sabahın 6’sında Nokia E-72’nin kayıt kabiliyetlerini test etmek amacıyla yapılmasının bunda büyük etkisi vardı. Yani süper bir artortam (ambiyans) ayarlayıp, çok dinç ve komşuları rahatsız etme kaygısı taşımadığımız bir ortamda olmadı kayıt. Bağırmaya çekindiğimiz de ayan beyan belli oluyordur. Velhasıl bir şekilde kaydettik, düzenledik, yayınladık.

Haftasonu bana uğrayan sevgili dostum Ömer Cansızoğlu, şarkıya bir klip yaparak youtube gibi mecralarda da yayınlayabileceğimizi söyledi. İkimizin favori filmi olan İngiliz Hasta’nın film görüntülerinin de uygun olabileceğini önerdi. Benim de aklıma yatınca hemen çalışmaya başladık. Kendisiyle birlikte yaptığımız ilk klip, Adobe Premier’in çökmesi ile son anda rezil oldu gitti. Motivasyon sıfıra düştü: Program ya da bilgisayar hiçbir şey kurtarmamıştı. Ancak aynı gece “hangi sahneleri kullanalım” sorusu yanıt bulduğu için oturup yarısını yaptım, ertesi gün de kalan kısmını. Acele ve motivasyonsuzluktan da biraz acele ve acemi oldu açıkçası.

Ancak neticede ortaya bir klip çıktı. Bu klip aşağıda… Beğenenlerin paylaşarak, yorumlayarak katkıda bulunması temennimizdir.

Beste: Kalp Hırsızım (Ellerine Sağlık)

Kalp Hırsızım (Ellerine Sağlık)

Söz-Müzik:
Tevfik Uyar

Gitar Solo:
Burak Unutulmazsoy

Düzenleme:
Tevfik Uyar, Burak Unutulmazsoy

Seslendiren:

Tevfik Uyar

[powerpress]

İndir(MP3)

Sözleri:

Uyandım sensiz güne,
İçimde bir boşluk var.
Gidişini sorgular,
Pencereler kapılar.

Bana cevap vermiyor,
Yürüdüğün o yollar,
Masamda bir mektup,
İçinde üç satır var:

Ellerine sağlık, sensiz hiçim,
Ellerine sağlık, ben gitmişim,
Ellerine sağlık, bak bitmişim,
Ellerine sağlık.

Ellerine sağlık, dinmez sızım,
Ellerine sağlık, kalp hırsızım,
Ellerine sağlık, çok yalnızım,
Ellerine sağlık.

Ocaklar yanar,
Evler yanar.
Kalbim kırılmış,
Dağılıyor parçalar.

Bana cevap vermiyor,
Çarptığın o kapılar,
Masamda bir mektup,
İçinde üç satır var:

NAKARAT

Film Müzikleri

Kimi zaman sırf müzikleri için filmleri defalarca izlediğiniz olmuş mudur? Eminim bir kısmınızın olmuştur. Bir sahnenin eksik öğesi, sanırım arkaplanı. Müzik dediğimiz de zaten illa ki nizami notalar dizgesi de değil. Bu bir rüzgar, yağmur ya da deniz sesi de olabilir. Eğer yoksa böyle bir artses, müziğe başvurulabilir; ya da her ikisine. Yağmur sesiyle beraber tiz bir piyano sesinden etkilenecek çok insan vardır.Read More

Yazmaya “ancak” zaman bulmak…

Koca bir yalan… “Zaman Bulmak”. Küçük şeyler için zaman daima vardır, büyük şeyler içinse zaman daima yaratılabilir. İmkansız şeyler içinse beklemeye ihtiyaç vardır, ama hep olur. Bir şey kafaya kondu mu yapılır; kafaya koymak içinse gerçekten istemek gerekir. Zira, elinde olmayan bekletmeler can sıkar… Gerçekten sıkar. Mesela…Read More

SankiDergi Özlemiyle: Yeni Projeler

Bundan tam iki sene önce bir hevesle “SankiDergi” projesini yaratmıştım… İlkbiz Yayınevi’nde çalışırken şu an ismini hatırlayamadığım ama bizim “tükkan”a gelip giden bir adam vardı. CD’lerin sadece yuvarlak olmayabildiğini, istenilen şeklin verilebildiğini anlatırken bana yabancı bir internet dergisini gösterdi…

İlk Aşk ve Çocuk: SankiDergi

Yıldırım aşkı! Sayfaların çevrilerek okunabildiği bir internet dergisi! İnanılmaz! Üstelik şık ve harika!

İşte SankiDergi’nin doğması için gereken sevişme buydu.

Fikri masaya yatırdım, disiplin başlıkları, içerik, neler yapılacağı… Kimlerle röportaj yapılabilir? İlkbiz’in yani bizim kendi yazarlarımızdan başlardık, gerisi gelirdi…

Çizgimiz olacaktı. Okur dostu bir dergi olacaktı bu. Okuru bilgilendirmek hatta iyiye, doğruya sürüklemek. Kesinlikle magazin olmayacaktı. “Kültür” anahtar kelimeydi.

İsim. Evet evet… En önemlisi isim… Bir kaç arkadaştan isim için fikir almak gerekiyordu. Nitekim dergiyi enine boyuna anlattığım arkadaşım, meslektaşım (uçak mühendisliği olan mesleğim var ya; hani epeydir kendisiyle ilgilenmediğim…) Mustafa Serdar Tekçe bombayı patlattı. SankiDergi!Read More

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google