Articles Tagged with: Futbol

SIK KULLANILAN SAFSATA: Peki şunun hakkındacılık…

Geçtiğimiz günlerde Twitter’da çok basit bir soru sordum. Esasında bir bilgi sorusu değildi… Kendi hafızamın zayıflığı karşısında, Twitter ahalisine yönelttiği bir yardım talebiydi.

https://twitter.com/tevfik_uyar/status/713873966956294145

Bu sorunun yanıtını bulmakta gerçekten de zorlandık. Son saniye basketleri, futbol başarıları gibi, toplumsal birlikteliğimize katkıda bulunmayan anlık sevinçler dışında, dişe dokunur tek aday Aziz Sancar’ın nobel ödülü almasıydı ki, ödül aldıktan sonra Aziz Sancar’ın bir çok kesim tarafından ayrı ayrı lince tabi tutulması sevincimizi kursağımızda bıraktı.

Sevinç, derin ve kalıcı bir duygu değildir; ama üzüntü öyledir. Peki ortak olarak neye üzüldük? Bu konuda bir yanıt geldi mi dersiniz? HAYIR! Maalesef… Patlayan bombaları bile, bombayı kimin patlattığına, ölenlerin kim olduğuna göre değerlendiren çeşitli kesimlerden müteşekkil bir toplum haline gelmişiz meğer. Özgecan’ın başına gelen tecavüz ve cinayet vahşetini dahi, kendi ahlâkî değerlerine uymadığı gerekçesiyle (ya da sözde iddiasıyla) kimi kesimler “müstahak” gördü.  Çocuk istismarı konusu dahi bu ayrışmadan nasibini aldı.

Görünen o ki hiçbir konuda kesin ve net değerlerimiz yok: FİİLİ FAİLE GÖRE DEĞERLENDİRİYORUZ! Daha açığı: İnsanlar bir fiil hakkındaki tepkilerini faillerin kim olduklarına göre ayarlıyorlar. Hatta ve hatta, daha da vahimi “Bu olaya X’ler üzüldüğüne / sevindiğine göre demek ki bu iyidir / kötüdür” tarzında bir yaklaşım bile sözkonusu. Hiç utanmadan bir olay hakkındaki yargısını buna göre oluşturduğunu açıkça beyan eden var, matah bir şeymiş gibi.

Bu tabloya biraz dikkatli bakan bir insan, artık Türkiye’nin birbirinden nefret eden ama bir şekilde bir arada yaşamak zorunda kalan, hayatları, kültürleri, dünya görüşleri birbirinden ziyadesiyle farklı -ya da aynı olsa dahi münferit olaylar için farklılaşan- çeşitli gruplardan meydana gelmiş olduğunu görebilir. Kutuplaşma o kadar belirginleşmiş ki, gruplar birbirleriyle aynı coğrafyayı, mahalleyi ve hâttâ havayı paylaşmak istemez hale gelmiş görünüyorlar.

cemresoysalSık kullanılan safsata: “Whataboutism”

Uzunca bir süredir bu vahim durumu, grupların sosyal medya üzerindeki atışmaları aracılığıyla izleyip analiz etmeye çalışıyorum. Safsatalar, bu kutuplaşmada, insanların birbirlerinden nefret etmelerini kolaylaştırıcı bir rol oynuyor: Çünkü karşı tarafın “kötü” olduğuna dair mesnetsiz bir gerekçe / bahane veriyor zihne… Ve akıllarımız, özellikle eğitilmedikleri zaman, eksiksiz değil, tutarlı bilgiyi doğru kabûl ederler. Aşağıda örneğini vereceğim safsatalar, “düşünme tembelliği” içerisinde bulunan zihne “tutarlı” geliverir.

Ve işte, bir X hadisesine tepki verdiğinizde, ya da bu hadiseyi kınadığınızda veyahut X için eylem yaptığınızda yöneltilen, hepinize tanıdık gelecek o safsata türünün örnekleri (Bağlantılara tıklayın… Görüklerinize şaşırabilirsiniz.):

Whataboutism, kaynaklarda bir safsata olarak değil, Sovyet propaganda tekniği olarak geçiyor. Türkçesi yok; bu yazı vesilesiyle “Peki şunun hakkındacılık” diye önermiş olayım. Benim safsata olarak anmamın nedeni, bu tür argümanların şu aşağıdakilerin en az ikisini içermesi:

  1. X ile Y’nin birlike savunulamayacağını / kınanamayacağını,
  2. Kişinin Y’yi savunduğu için X’i savunmayacak kadar ikilik içerisinde olduğunu
  3. Kişinin bunu siyaseten yaptığını ve “gizli niyetleri” olduğunu (Bir başka safsata olan “Ad Hominem” saldırısını içermesi)
  4. Kişiyi her konuda eşit düzeyde tepki vermekle mükellef kılması

Mesela soldaki örnek… Yanıtı yazan şahsiyet, tecavüzle ilgilenen şahsın, şehit çocuklarıyla ilgilenmediği, tecavüze karşı olduğu ama askerlerin çatışmalarda ölmesine karşı olmadığı, kullandığı “zahmet olmazsa…” türünden imalı sözlere bakılırsa da, Cemre Sosyal’ın bunu siyaseten veya tutarsızca gerçekleştirdiği varsayımları içeriyor. Tecavüze uğramış çocukla ilgilenmenin ve çocuk istismarına karşı çıkmanın önşartı, şehit çocuklarıyla ilgilenmek değildir. Bu tweet, akılcı bir sorgulama değil, nefret içerikli bir saldırıdır.

Dördüncü maddeye özellikle dikkat çekmek istiyorum: Kimse her konuda tepki vermekle mükellef değildir. Aşağıdaki video, bu ön kabûlü iyi anlatıyor ve yıllardır hemen her konuda (Neşet Ertaş’ın vefatına üzülenlere bile) yöneltilen klasik soruyu içeriyor: “Şehitlere niye tepki vermediniz?”

https://www.youtube.com/watch?v=0jx8tJbpMNU

 

Bu eyleme katılan kızların şehitler için de eylem yapıp yapmadıklarını bilmiyoruz; belki yaptılar. Belki kendilerine tekme atan, bağıran, söylenenlerden daha fazlasını yaptılar. Ancak yapmamış olsalar dahi, kadınlar gününde böyle bir eylem yapmasına engel değildir; zira kadına şiddet eylemine katılmanın ön şartı, şehitlere tepki vermek değildir. İki konu birbiriyle ilgisiz olduğu gibi, ilgili olması da bir şey değiştirmez. Üstelik “toplumsal konulara tepki veren grup” şeklinde tanımlanmış bir grup yoktur. Orada o kızlar eylem yaparken, bir kenarda da siz eylem yapabilirsiniz. Hatta her gün eylem yapabilir, imza toplayabilir, destek masaları kurabilirsiniz. Buna engel olan nedir? Yoksa ortaya “birilerinin bir konuda tepki verme niyeti varsa o da benim istediğim konuda olmalı” gibi bir hastalıklı düşünceye varır ucu.

Her tutarlılık arayışı safsata değildir.

Bunları yazdıktan sonra şöyle bir çekince de koymam gerekir: Her tutarlılık arayışı safsata değildir. Mesela aynı konuda farklı fikirler beyan edenlerde tutarlılık arayışı bir safsata teşkil etmeyecektir (mesela bombayı kimin patlattığına göre ağız değiştirenler veyahut liderlerinin ifadelerine göre söylediklerinden hızla çark edenler) . Konular yukarıdaki örnekte olduğu gibi birbiriyle ilgisiz konular olmadığı gibi, birbiriyle zıt ve mantıken çelişkili iki açık beyan söz konusu olabilir.

Ancak her durumda nazik olmayı elden bırakmamak da kanımca önemlidir (ben de bazen zıvanadan çıksam da). “O batmadı da bu mu battı”, “Zahmet olmazsa”, “O zaman neredeydiniz?” gibi ifadeler yazılanı bir saldırıya dönüştürür. Çelişki olduğunu düşündüğünüz bir noktada “sizce bu bir çelişki değil mi?” gibi bir soru daha uygun. En azından gerçekten kendi fikirlerini beyan edenler için söylüyorum. Tek bir merkezden çıkmış mesajları iletenleri değil.

 

 

TÜRKİYE SÜPER LİGİ KURALLARI FARKLI OLSAYDI?

Başta spor olmak üzere pek çok alanda alışageldiğimiz ve sorgulamadığımız kuralların pek çoğu uzun yıllar önce oluşturulmuştur. Genellikle bu tip oturmuş kurallar bize zaten en mantıklısıymış gibi gelir.

Çoğunlukla da öyle olduğunu söyleyebiliriz, zira zaman içerisinde denenerek düzeltilmiş olabilirler. Örneğin futbolda ofsaytın olmadığı zamanlar var. Bu zamanlarda kale önünde hep bir “beleşçi” beklermiş. Oyunun yegane amacı bu beleşçiye top ulaştırabilmekmiş. Bu haliyle futbolun bir takım oyunu olmadığını düşündüklerinden bu beleşçiliğe son vermek adına ofsayt kuralı getirilmiş. Çok geçmiş tarihlerde değil, daha 1992 yılında “geri pas kuralı” getirilmiştir. Yani günümüzde futbolcu ayağıyla topu kaleciye pasladığı zaman, kaleci onu eliyle tutamaz. Fakat 1992 yılından önce tutabiliyordu.

Oyun içi kurallar olduğu kadar, oyun dışı kurallar, örneğin puanlama sistemleri de geçmişte oturmuş ve süregiden, standardize olmuş sistemlerdir. Geçtiğimiz günlerde kendi kendime düşünürken, “acaba beraberliğe 2 puan verilse idi, sonuçlar çok değişir miydi?” diye merak ettim. Dün Açık Bilim’i de çıkardıktan sonra boşa çıkan vaktimi değerlendirerek son 10 yılın puan durumu tablolarını Excel’e aktardım. Sonrası hesap kitap…

İki ayrı kural değişikliği

Türkiye Süper Ligi’nin son 10 yılını aşağıdaki kural değişiklikleriyle yeniden yorumladım:

#1 Beraberlik halinde 1 değil 2 puan verilseydi ne olurdu?

#2 Deplasmanda alınan galibiyetlere 3 değil 4 puan verilseydi ne olurdu?

Aşağıda detaylı -ve sıkıcı- tablolarına yer verdiğim sonuçların özetlerini paylaşayım öncelikle.

Genelde şampiyon değişmiyor!

Her iki kural değişikliğinde de genelde şampiyonun değişmediğini söyleyebiliriz, çünkü sadece 2010-2011 sezonunda Fenerbahçe yerine Trabzonspor şampiyon oluyor. Onun dışında her şampiyon yerli yerinde.

Sezon Takım #1 Beraberlik 2 Puan #2 Deplasman Gal. 4 Puan
2013-2014 Fenerbahçe Fenerbahçe Fenerbahçe
2012-2013 Galatasaray Galatasaray Galatasaray
2011-2012 Galatasaray Galatasaray Galatasaray
2010-2011 Fenerbahçe Trabzonspor Trabzonspor
2009-2010 Bursaspor Bursaspor Bursaspor
2008-2009 Beşiktaş Beşiktaş Beşiktaş
2007-2008 Galatasaray Galatasaray Galatasaray
2006-2007 Fenerbahçe Fenerbahçe Fenerbahçe
2005-2006 Galatasaray Galatasaray Galatasaray
2004-2005 Fenerbahçe Fenerbahçe Fenerbahçe

O sezonun detaylarına baktığımızda Fenerbahçe ile Trabzonspor’un 82’şer puanla birinci sırayı paylaştıklarını, ancak averaj farkıyla Fenerbahçe’nin şampiyon olduğunu görüyoruz. Küçük bir kural değişikliğinin şampiyonu değiştirmesi doğal.

 İlk beş pozisyondaki değişiklikler

Peki ilk beşte yer alan takımlarda ciddi bir değişiklik var mıydı diye analiz edersek nasıl bir yanıtla karşılaşırız?

Sezon #1 Beraberlik 2 Puan #2 Deplasman Gal. 4 Puan
2013-2014 1 2
2012-2013 1 0
2011-2012 1 1
2010-2011 2 2
2009-2010 2 1
2008-2009 0 4
2007-2008 2 3
2006-2007 1 0
2005-2006 2 0
2004-2005 0 0

Tablodan da görülebileceği üzere #1 kuralıyla (beraberliğe 2 puan verildiğinde) 2 sezonda hiçbir sıralama değişikliği olmazken sezonların %80’inde mutlaka bir oynama görülüyor. #2 kuralıyla ise (deplasman galibiyetine 4 puan verildiğinde) 4 sezonda hiçbir değişiklik olmuyor. 2008-2009 sezonunda takımların yerleri epey bir değişmiş. Bu sezonun tablosuna özellikle bakalım:

Asıl S. Takım Asıl P. #1 Beraberlik 2 Puan P #2 Deplasman Gal. 4 Puan P
1 Beşiktaş 71 Beşiktaş 79 Beşiktaş 80
2 Sivasspor 66 Sivasspor 75 Trabzonspor 75
3 Trabzonspor 65 Trabzonspor 73 Sivasspor 72
4 Fenerbahçe 61 Fenerbahçe 68 Galatasaray 68
5 Galatasaray 61 Galatasaray 68 Fenerbahçe 67
16 Konyaspor 38 Denizlispor 43 Denizlispor 40
17 Kocaelispor 29 Kocaelispor 34 Kocaelispor 31
18 Hacettepe 22 Hacettepe 29 Hacettepe 22

Düşmekten kurtulan takımlar

Küme düşen takımlara neler oldu diye sormaya başlayacak olursak eğer, aşağıda “keşke senin kurallar geçerli olsaymış” diyecek takımların sayıları var. Ne var ki sayıları fazla değiller.

Sezon #1 Düşmeyen T. #2 Düşmeyen T.
2013-2014 1 0
2012-2013 0 0
2011-2012 0 0
2010-2011 0 0
2009-2010 0 0
2008-2009 1 1
2007-2008 0 0
2006-2007 1 0
2005-2006 0 0
2004-2005 0 0

Görüldüğü üzere #1 kural değişikliğinde sadece 3 sezonda düşmekten kurtulan 1’er takım olurken, #2 halinde sadece 1 tane takım küme düşmekten kurtuluyor.

#1 halinde 2013-2014 sezonunda Antalyaspor yerine Gaziantepspor, 2008-2009 sezonunda Konyaspor yerine Denizlispor (#2 halindeki tek durumda da aynısı oluyor), 2006-2007 sezonunda ise Antalyaspor yerine Çaykur Rize Spor düşecekti. Görünen o ki “beraberliğe 2 puan verilsin” kampanyası yapsa idim Antalyaspor beni desteklermiş.

Bu tablolar bize ne anlatıyor?

Başka bir ülkenin sonuçlarıyla karşılaştırmadıkça bir şey anlatmaz aslında. Birileri başka bir ülkenin ligine aynı çalışmayı yaparsa ama çok şey de anlatabilir. #1, takımlara berabere kalma sayıları kadar puan ekleyen bir kural. Sıralamalar çok değişmediğine göre büyük takımlar birbirlerine yakın sayıda berabere kalıyorlar. Şampiyonların berabere kalma sayılarının 10 yıllık ortalamasının 6,3 olduğu düşünülürse, takımların puanları büyük ölçüde galibiyetlerden geliyor. Bu ligdeki tüm takımlar arasında bariz bir güç dengesizliğinin bir ölçüsü olabilir. Mesela belki başka ülkelerin liglerinde puanlar beraberlik ve galibiyetlerin karması şeklinde oluşuyordur. Böyle bir durumda #1 kural değişikliği daha farklı sonuçlar yaratabilir. Dediğim gibi; karşılaştırmadan bilemeyiz.

Öte yandan #2’nin çok şey değiştirmesi takımların deplasmanda, yani kendi seyircisi olmadığında ne kadar zorlandıklarının bir ölçüsü olabilir. Belki Türk takımları seyircilerinden ya da kendi sahalarında oynuyor olmaktan çok etkilenmiyorlardır. Öte yandan başka ülkelerde deplasmanlar birer cehennem olabilir. Ya da Türkiye gibi doğu-batı uzanımlı bir ülke değil de, geniş bir coğrafyaya yayılmış kuzey-güney uzanımlı bir ülkede, deplasman şartları iklim şartlarını çok değiştireceğinden #2 kural değişikliği daha kritik farklılıklar yaratabilir. Bu da karşılaştırmadan bilemeyeceğimiz sonuçlardan birisi.

Tüm özet tablolar:

Anlatacaklarımızı bitirdiğimize göre tabloların tamamını paylaşmaya geçebiliriz. Aşağıda analizimin toplu sonuçları mevcut. Dilediğiniz sezondaki dilediğiniz değişim özet tablosuna bakabilirsiniz:

Soldaki iki sütun tahmin ettiğiniz üzere asıl sırayı gösteriyor. Hemen yanındaki iki sütun #1 kuralıyla neler olduğu, onun yanındaki iki sütunsa #2 halinde neler olduğunu anlatıyor.

Ben futbolla pek ilgilenmiyorum. İlgilenenlere selam olsun! İyi seyirler.

2013-2014
Asıl Sıra Takım P #1 Ber 2 Pn P#1 #2 Dep 4 Pn P#2
1 Fenerbahçe 74 Fenerbahçe 79 Fenerbahçe 83
2 Galatasaray 65 Galatasaray 76 Galatasaray 70
3 Beşiktaş 62 Beşiktaş 73 Beşiktaş 69
4 Trabzonspor 53 Trabzonspor 64 Kasımpaşa 57
5 Sivasspor 53 Kasımpaşa 63 Trabzonspor 57
16 Elazığspor 34 Gaziantepspor 44 Elazığspor 38
17 MP Antalyaspor 31 Elazığspor 38 MP Antalyaspor 35
18 Kayserispor 29 Kayserispor 37 Kayserispor 32

2012-2013
Asıl Sıra Takım P #1 Ber 2 Pn P#1 #2 Dep 4 Pn P#2
1 Galatasaray 71 Galatasaray 79 Galatasaray 79
2 Fenerbahçe 61 Fenerbahçe 68 Fenerbahçe 67
3 Beşiktaş 58 Beşiktaş 68 Beşiktaş 66
4 Bursaspor 55 Bursaspor 68 Bursaspor 61
5 Kayserispor 52 Gençlerbirliği 60 Kayserispor 58
16 İstanbul BBSK 36 İstanbul BBSK 45 İstanbul BBSK 40
17 Orduspor 29 Orduspor 40 Orduspor 29
18 Mersin İdman Yurdu 22 Mersin İdman Yurdu 32 Mersin İdman Yurdu 22

2011-2012
Asıl Sıra Takım P #1 Ber 2 Pn P#1 #2 Dep 4 Pn P#2
1 Galatasaray 77 Galatasaray 85 Galatasaray 87
2 Fenerbahçe 68 Fenerbahçe 76 Fenerbahçe 74
3 Trabzonspor 56 Trabzonspor 67 Trabzonspor 61
4 Beşiktaş 55 Beşiktaş 65 Beşiktaş 60
5 Eskişehirspor 50 Sivasspor 61 Sivasspor 56
16 Samsunspor 36 Samsunspor 45 Samsunspor 39
17 Manisaspor 32 Manisaspor 40 Manisaspor 35
18 Ankaragücü 11 Ankaragücü 16 Ankaragücü 12

 

2010-2011
Asıl Sıra Takım P #1 Ber 2 Pn P#1 #2 Dep 4 Pn P#2
1 Fenerbahçe 82 Trabzonspor 89 Trabzonspor 95
2 Trabzonspor 82 Fenerbahçe 86 Fenerbahçe 94
3 Bursaspor 61 Bursaspor 71 Bursaspor 69
4 Gaziantepspor 59 Gaziantepspor 67 Gaziantepspor 66
5 Beşiktaş 54 Beşiktaş 63 Beşiktaş 61
16 Bucaspor 26 Konyaspor 36 Konyaspor 26
17 Konyaspor 24 Bucaspor 34 Bucaspor 26
18 Kasımpaşa 23 Kasımpaşa 31 Kasımpaşa 25

 

2009-2010
Asıl Sıra Takım P #1 Ber 2 Pn P#1 #2 Dep 4 Pn P#2
1 Bursaspor 75 Bursaspor 81 Bursaspor 84
2 Fenerbahçe 74 Fenerbahçe 79 Fenerbahçe 84
3 Galatasaray 64 Beşiktaş 74 Galatasaray 72
4 Beşiktaş 64 Galatasaray 71 Beşiktaş 72
5 Trabzonspor 57 Trabzonspor 66 Büyükşehir Bld. 63
16 Diyarbakırspor 27 Diyarbakırspor 36 Diyarbakırspor 30
17 Denizlispor 26 Denizlispor 34 Denizlispor 28
18 Ankaraspor 0 Ankaraspor 0 Ankaraspor 0

2008-2009
Asıl Sıra Takım P #1 Ber 2 Pn P#1 #2 Dep 4 Pn P#2
1 Beşiktaş 71 Beşiktaş 79 Beşiktaş 80
2 Sivasspor 66 Sivasspor 75 Trabzonspor 75
3 Trabzonspor 65 Trabzonspor 73 Sivasspor 72
4 Fenerbahçe 61 Fenerbahçe 68 Galatasaray 68
5 Galatasaray 61 Galatasaray 68 Fenerbahçe 67
16 Konyaspor 38 Denizlispor 43 Denizlispor 40
17 Kocaelispor 29 Kocaelispor 34 Kocaelispor 31
18 Hacettepe 22 Hacettepe 29 Hacettepe 22

2007-2008
Asıl Sıra Takım P #1 Ber 2 Pn P#1 #2 Dep 4 Pn P#2
1 Galatasaray 79 Galatasaray 86 Galatasaray 90
2 Fenerbahçe 73 Fenerbahçe 80 Beşiktaş 85
3 Beşiktaş 73 Sivasspor 77 Sivasspor 83
4 Sivasspor 73 Beşiktaş 77 Fenerbahçe 81
5 Kayserispor 55 Kayserispor 65 Kayserispor 59
16 Vestel Manisaspor 29 Vestel Manisaspor 37 Kasımpaşa 33
17 Çaykur Rizespor 29 Çaykur Rizespor 37 Vestel Manisaspor 31
18 Kasımpaşa 29 Kasımpaşa 34 Çaykur Rizespor 31

2006-2007
Asıl Sıra Takım P #1 Ber 2 Pn P#1 #2 Dep 4 Pn P#2
1 Fenerbahçe 70 Fenerbahçe 80 Fenerbahçe 79
2 Beşiktaş 61 Beşiktaş 68 Beşiktaş 66
3 Galatasaray 56 Galatasaray 67 Galatasaray 61
4 Trabzonspor 52 Ankaraspor 64 Trabzonspor 57
5 Kayserispor 51 Kayserispor 63 Kayserispor 55
16 MP Antalyaspor 39 Çaykur Rizespor 47 Erciyesspor 41
17 Erciyesspor 37 Erciyesspor 47 MP Antalyaspor 40
18 Sakaryaspor 22 Sakaryaspor 32 Sakaryaspor 24

2005-2006
Asıl Sıra Takım P #1 Ber 2 Pn P#1 #2 Dep 4 Pn P#2
1 Galatasaray 83 Galatasaray 88 Galatasaray 94
2 Fenerbahçe 81 Fenerbahçe 87 Fenerbahçe 93
3 Beşiktaş 54 Beşiktaş 63 Beşiktaş 63
4 Trabzonspor 52 Gençlerbirliği 60 Trabzonspor 59
5 Kayserispor 51 Trabzonspor 59 Kayserispor 56
16 Malatyaspor 36 Malatyaspor 45 Samsunspor 41
17 Samsunspor 36 Samsunspor 45 Malatyaspor 40
18 Diyarbakırspor 29 Diyarbakırspor 34 Diyarbakırspor 32

 

 

2004-2005
Asıl Sıra Takım P #1 Ber 2 Pn P#1 #2 Dep 4 Pn P#2
1 Fenerbahçe 80 Fenerbahçe 82 Fenerbahçe 90
2 Trabzonspor 77 Trabzonspor 82 Trabzonspor 89
3 Galatasaray 76 Galatasaray 80 Galatasaray 86
4 Beşiktaş 69 Beşiktaş 78 Beşiktaş 77
5 Gençlerbirliği 51 Gençlerbirliği 60 Gençlerbirliği 57
16 Sakaryaspor 32 İstanbulspor 39 Sakaryaspor 34
17 İstanbulspor 27 Sakaryaspor 37 İstanbulspor 29
18 Akçaabat Sebatspor 19 Akçaabat Sebatspor 29 Akçaabat Sebatspor 19

SAHTE TÜRKİYE TWITTER GÜNDEMİ VE BİR YÖNTEM

Bir süredir Twitter gündem maddelerine takığım… Dünya’nın pek çok yerinde Twitter gündemi “gerçek gündem” ölçümü olarak kullanılmaya başlanııyor. Hatta ve hatta bilim insanları deprem şiddetleri ile Twitter’daki tweet sayıları arasında korelasyon olduğunu ortaya koyan çalışmalar yapıyor. Ancak medyanın, yargının, STK’ların işlevlerini yitirdiği güzel ülkemde Twitter gündemi de işlevini tamamen yitirmiş halde.

Ben de bir süredir ülkemiz gündemini yapısal olarak incelemeye, ölçmeye ve ölçmede kullanabileceğim bir yöntem geliştirmeye çalışıyordum. Türkiye’deki gündemin yapay olarak üretilmesi ihtimalini dikkate almayan araştırmam aşağıda referans verdiğim yazıyı okumam ve böyle bir ihtimalin bulunduğunu öğrenmemle birlikte sona ermiş (ya da aslında yön değiştirmiş) oldu…

Twitter’da “takipçi kazan!” kampanyaları ile kişileri avlayan, avlanan profillerle sahte gündem yaratan ve daha sonra bunu maddi ya da kişisel çıkarları için kullanan bir takım kötü niyetli profil sahiplerinin var olduğunu ve bu kimselerin bu işi nasıl başardıklarına yönelik güzel ve öz bir açıklamayı Murat Eren yaptı.

Murat Eren’e göre hadise şöyle gerçekleşiyor (Metinler şaşırtmasın; birinci ağızdan kurgulanmıştır.) :

Elbette insanları tanımadıkları bir web sitesine gidip yazarını bilmedikleri bir uygulamaya hesaplarına erişim izni vermeye ikna etmek kolay değil. Fakat imkansız da değil. Ben şöyle bir yöntem izliyorum:

(1) İçinde trending topic listesindeki kelimelerin rasgele geçtiği bir twiti kendi hesabımdan gönderiyor, ve daha önce bana hesaplarını kullanma izni vermiş olan kullanıcılara bu twit’i RT ettiriyorum. Böylece TT listesindeki kelimelere tıklayanlar en tepede benim twit’imi görüyor (http://i.imgur.com/GFnJ3sg.png).

(2) Genellikle bu twit içinde insanlara takipçi kazanma vaadi veren bir web sitesi adresi oluyor. İnsanlar heyecanla bu adrese gittiklerinde öğreniyorlar ki eğer bu sayfadaki uygulamaya Twitter hesaplarına erişim izin verirlerse “binlerce” takpçi kazanacaklar (http://i.imgur.com/tmWCBxX.png).

(3) Uygulamaya hesaplarına erişim izni vererek giriş yapanların Twitter hesapları, daha önce uygulamaya izin vermiş kişilerin hesapları tarafından otomatik olarak takip edilmeye başlıyor. Durumdan memnun kişiler ne kaybettiklerinin farkında olmadan hayatlarına devam ediyorlar.

(4) İlk üç adımı defalarca tekrarlıyorum. Daha fazla takipçi kazanma aşkı ile yanan insanlar birbirini takip ediyor. Herkes takipçilerine odaklı olduğu için kimse takip ettiklerinin ne yazdığını okumuyor. Hiç kimseye faydası olmayan sosyal bağlar inşa ediliyor.

Devamı için tıklayın…

Açığa çıkan bu durum aslında beni hayal kırıklığına uğrattı çünkü bu sahtekarlığı dikkate almadığım ve düşünmediğim için epey vakit kaybetmiş oldum. Zira gündem yapay olduğuna ve kolaylıkla korsan hesaplarca belirlenebildiğine göre bu araştırma suya düşmüş oluyor :) Ama buna da şükür: Henüz başında olduğumu ve günlerimin sadece veri toplamakla geçtiğini söyleyebilirim.

Yine de ölçme amacıyla kullandığım yöntem ile hesapladığım bazı verileri iki tablo aracılığıyla sizlerle paylaşmak isterim:

tablo1

25.04.2013 – 08.05.2013 Ardışık 14 gün – günlük bazda değerlendirme

1 Mayıs 2012 - 30 Nisan 2013 arasındaki aylık bazda değerlendirme

1 Mayıs 2012 – 30 Nisan 2013 arasındaki aylık bazda değerlendirme

Açıklamalar:

t: Dikkate alınan tarih aralığındaki bölüm sayısı (Örnek: Yıl için 12, ay için 30, iki hafta için 14…)

Örneğin 2 haftalık tablomuz için konuşalım:

Var olan gün (VG): Dikkate alınan aralıkta ilgili kategoride en az bir konunun bulunduğu gün sayısı. Örneğin bir kategori, incelenen 14 günün 10 gününde var olduysa bu değer 10’dur.

Tadet: Aralık boyunca ilgili kategoride karşılaşılan toplam gündem maddesi sayısı.

GBVO: İlgili kategoriye düşen günlük ortalama gündem maddesi sayısı.

Tpuan: Aralık boyunca ilgili kategoride karşılaşılan gündem maddelerinin toplam puanları

GBPO: İlgili kategoriye düşen günlük ortalama puan.

Popülerlik(P): Toplam puan / (t*55) – [Bir günde yer alan tüm maddelerin puanları toplamı 55’tir.]

Süreklilik(S): VG / t  olmak üzere,

Etkinlik(E): P * S

* P, S ve E birer indeks olarak tasarlanmıştır ve değerleri asgari 0, azami 1 olabilir.

Tablolardan görülebileceği üzere etkinlik bakımından 2012 Mayıs başından dan 2013 Nisan sonuna bir yıl boyunca Twitter gündemini kelime oyunları ve futbol işgal etmiş. Örnek olarak ele aldığımız iki haftalık süreçte de değerleri açısından olmasa da sonuçları açısından benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Siyasi gündemi hiç hareketsiz kalmayan bir ülkede kelime oyunları ve futbolun bu kadar öncelikli olması iki şeye işaret ediyor: Ya gündem yapay, ya da Türkiye’deki Twitter kullanıcıları siyasi olaylara karşı çok duyarsızlar. Yüksek ihtimalle her ikisi de…

Gelelim çözüme

Yapay gündem üreten korsan sistemlerden kurtulmanın tek yolu var:

Profilleri ele geçiren o spam uygulamaları kaldırmak. Bir farkındalık yaratmak adına başlattığımız #GündemiKendinBelirle etiketi ile kişileri Twitter ayarları‘ndan spam uygulamaları kaldırmaya davet ediyoruz. Böylece pek çok kişinin toplumsal olaylar hakkında sosyal medya aracılığıyla haber aldığı Türkiye’de saçma sapan gündem maddelerinin değil, hakiki toplumsal gündemin oluşmasına katkıda bulunuyoruz.

Tevfik Uyar

 

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google