Articles Tagged with: DHMİ

Korsanlık ve Vandallık

Başka bir ülkede yaşayan kuzenimle birlikte geçtiğimiz günlerde Florya’da idik. Florya’da olmaktan, hemen üzerimizden geçen uçakların alçalışını bu kadar yakından görmekten son derece mutlu idi. Bana döndü ve: “Bir psikopat canı sıkılsa bu uçağı düşürmez mi?” diye sordu.

Düşündüm. Düşerdi. Merminin kritik bir noktaya isabet etmesi inişi emniyetsiz kılabilirdi.

“Öyle bir psikopat yoktur” diyecektim, diyemedim. Daha dün gazetelerde bir yaşındaki bir çocuğun tecavüze uğradığını, bir hafta önce İstanbul’da delinin birinin telsize karışıp yaklaşmadaki uçakları sağa sola çevirdiğini, muhtelif zamanlarda da, eylem yaparken gözaltına alınıp sadistçe hakaret ve işkencelere maruz kalanların olduğunu, trafikteki bir anlaşmazlık sebebiyle cinayet işlendiğini okuduk/duyduk.Read More

Pisti Görmek Tarihe mi Karışacak?

Hava şartlarından dolayı başka yedek meydana inmek, uçuşa dahil olan tüm tarafların istemediği bir durum değil mi?

Bir defa yolcu varmak istediği yere varamıyor, ki hem uçuş ve kabin ekibi, hem de firma taradında, bu kuralları bilmeyen bazı yolcuların itirazıyla birlikte zaman zaman çok sıkıntılı bir duruma dönüşebiliyor. Öte yandan zaten yolcular olarak hızı ve rahatlığı dolayısıyla uçakları tercih etmiş olmamıza rağmen gecikmeli ya da kısmen karayolu ile gerçekleşen seyahat isteyebileceğimiz bir durum değil.

Bugün teknolojinin varmış olduğu noktada hava koşullarının azalttığı görüşe rağmen uçakları sağ ve salim bir biçimde indirebilmek için bazı teknolojilere sahibiz ancak bu teknolojiler, pilotun eğitimi, hava meydanındaki donanım ve uçaktaki donanıma bağlı olarak yine de belli bir görüş limitine kadar işliyor. Üstelik beraberinde bazı riskleri de hala barındırıyor. Gerçekte çok çok iyi çalışan bir sistem olsa bile herhangi bir olumsuzluk ve hata halinde pilotun inişi iptal edebilmesi ve pas geçebilmesi için belli bir vazgeçme marjı bırakılıyor.

Teknoloji, yerinde duramayan ve bu yüzden seyahat eden insanoğlunun karakterini de doğal olarak kazandığından bugün bu alanda da yeni teknolojilere merhaba demek üzereyiz:

Aviyonik devi Honeywell tarafından geliştirilen ve şu an sertifikasyonu beklenen Gelişmiş Görüntüleme Sistemi/Sentetik Görüntüleme Sistemi (Encanced Visual System/Synthetic Visual System: EVS/SVS) olarak adlandırabileceğimiz sistem ile alçak bulutların yaratabileceği kabusların önüne geçilecek.

En kötü hava şartlarında bile pilotun inme ya da pas geçme adına karar verme marjını genişletecek olan sistem, temel olarak uçağın burun kısmında yer alan kızılötesi alıcılar sayesinde pist ışıklarını algılanmasına dayanıyor. Işıkların saçmış olduğu kızıl ötesi dalgaları algılayan termal sensörlerden gelen bilgi, kokpitteki ekranda görselleştiriliyor ve bu sayede gerçek görüş sıfır iken bile pilotlar piste göre konumlarını algılayabiliyorlar.

Sistem sadece ışıklardan aldığı kızıl ötesi bilgiyi görselleştirmiyor: Dahili veritabanı ve uçağın diğer sistemleri ile haberleşebilmesi sayesinde bölgedeki tüm maniaları ve hatta yüzeylerdeki irili ufaklı yükseltileri de pilotlara detaylı olarak görselleştirerek –ve hatta tehlikeli yaklaşmalarda sesli ve görüntülü olarak pilotları uyararak- durumsal farkındalık adına bir devrim yaratıyor. Yani GPWS’in görevlerini de yerine getiriyor.

Bu yönüyle Honeywell’in kendi ürettiği GPWS’lerin yerini alması için de piyasaya süreceği sistem tam anlamıyla test edilir ve onaylanırsa “pisti görmek” konusunu tarihe karıştıracak gibi görünüyor. Havaalanı için herhangi bir donanım gerektirmeyen sistemin karar verme marjını 100 ft. irtifaya kadar düşüreceği tahmin edilirken, FAA onayı için daha ne kadar süre test edilmesi gerektiği henüz bilinmiyor.

DHMİ’nin halka arzı

CNBC-e’ye çeşitli açıklamalarda bulunan Orhan Birdal, halka arz konusunda bir takım ön çalışmaları olduğunu söyledi.

Buradan anlamamız gereken şey DHMİ’nin özelleştirilmesine karar verilmiş olduğudur.

Naçizane düşüncem şudur ki, bir devlet kurumunun kendine ait küçük bir kısmı halka arz etme yoluyla, SPK ilkelerince bağımsız ve özel bir denetleme kurumunun tüm hesap ve kitabını kontrole tabi tutmasını kabul edebilecek değildir.

Söylenen şey daha önce de yaşandı: PETKİM, TÜPRAŞ ve hatta THY halka arz bahanesiyle özelleştirilen kurumlar oldular. Aynı zamanda bir “havalimanı işleticisi” olan DHMİ’nin de özelleştirilmesine karar verilmiş olmalı ki, halka arz konularından bahsediliyor.

Ne olacağını zaman gösterecek ama tarih de tekerrürden ibarettir. Tek cümlede söylemek gerekirse: Konu halka arzdan ziyade, DHMİ’nin özelleştirilmesidir.

Ulaşılamama hakkı

Aklıma gelmişken muhtemelen bu yazıyı okuyan herkesin ortak bir problemine de değinmek istiyorum:

Şu sıralar ben bana gelen reklam mesajlarından, duyurulardan, evden/işten/cepten ulaşıp yeni bir hizmetini duyurmak isteyen firmalardan bıkmış ve usanmış durumdayım.

Gereksiz (Junk/Bulk/Spam) e-posta’dan sonra ciddi bir gereksiz kısa mesaj sorunu da hepimizin hayatına peydah olmuş durumda.

Özellikle telafuz etmek istiyorum; geçtiğimiz hafta TTNET’ten aradılar, cep telefonu hattı yerine geçecek yeni bir hizmetleri için. Karşımdaki kişi bana hangi operatörü kullandığımı söyledi, söylemek istemediğimi söyledim. “Nasıl yani, söylemeyecek misiniz?” diye de garipsedi arkadaş. Ben de bunun şahsıma ait bir tercih olduğunu ve bu tercihi hangi yönde kullandığımı kimseye söylemek zorunda olmadığımı söyledim. Tavsiye ettiği ürün ile ilgili detaylı bilgi almak istemediğimi, kendim internetten inceleyerek eğer ilgilenirsem kendim arayabileceğimi söyledim ve kapattım.

Bugün bir Pazar günü ve hepimizin dinlenme hakkının olduğu gün: Sevgili arkadaşlar tekrar aradılar.

Telefondaki bayana aynı konu için beni geçen hafta da aradıklarını söyledim ve sistemlerinde bu bilgiyi kaydettikleri bir yer olup olmadığını sordum. Varmış: Orada “düşüneceğim ve sonra karar vereceğim” not alınmış. Arkadaşlar da “karar verdim mi?” diye beni arıyorlar.

Bundan kurtulmanın bir yolu yok mu? Bir telefon hizmeti aldığım zaman ulaşılamama hakkımı yitirmiş mi oluyorum? Bir numaram varsa önüne gelen mesaj çekebilir ya da arayabilir mi?

Bu yazıyı okuyan hukukçu arkadaşlar varsa insanların bu haklarına yönelik ne yapması gerektiğine dair bir bilinçlendirme hareketine girişmeleri gerektiğini duyurmak, tavsiye etmek isterim.

Bana benim iznim olmadan mesaj çeken onlarca firmaya ne yapmalıyım?

Batı Apronunda Otopark Çilesi

Devlet kurumlarının hızlı karar alıp uygulamaları genelde vatandaşlarda “çile”ye sebep olmuştur. DHMİ’nin İlk Müdahele Yangın Birimi inşaatı da bu çile jeneratörlerinden birisi oldu. Genel Havacılık Terminali’nin huzurlu otopark havası bozuldu.

Bildiğiniz üzere bir süre önce genel havacılık terminalinin sağında kalan otoparkın İlk Müdahele Yangın Birimi oluşturmak amacı ile bir anda kapatılması ile batı apronu çalışanları ciddi bir otopark sıkıntısı çekmeye başlamıştı.

Herhangi bir görüş alışverişi yapılmadan ve öncesinde de hiçbir önlem alınmadan başlayan inşaat; basit bir park alanı ihlalinden çıktı artık. Sorun sürekli olarak sorun doğuruyor.

En son kulağımıza gelen bilgiler yeni otopark diye yapılan alanın İlk Müdahele Yangın Birimi araçlarına ait olduğu yönünde. Yani eskiden açık bir alan bulunmayan ve şu an toprağın kazınması yoluyla açılmış olan bölgede inşa edilen müstakbel otopark alanı, zaten sadece yangın araçlarına ait olacakmış. Bu da yeni durumun kalıcı olacağı anlamına geliyor. Oysa çalışanlar arasında yayılan söylenti buranın çalışanlara ait alandan kesilen otopark bölgesini ikame etmek amaçlı yapıldığı idi…

Konuyu basit bir otopark meselesi olarak görmemek gerekiyor. Zira benim şu an aklıma gelen aşağıdaki hususlar her gün yaşanıyor ve bu durumda da yaşanmaya devam edecek:

Park alanı yetersizliği ve sıkışmalar: Sürekli olarak işe gidip gelen kimseler bu duruma alışsa da geçici olarak terminale gelen araçların dalgınlık ya da dikkatsizlik sebebiyle bir diğer aracın çıkışına engel olacak şekilde parketmesi gün aşırı tartışma ve kavgalara sebep oluyor.

Kaza riski: Yeteri kadar park alanı varken yol kenarına araç parkedilmiyordu ancak bir süredir park alanı bulunamadığından batı apronundan yukarı çıkan yol boyunca sağlı sollu araçlar bulunuyor. Bu sağlı sollu araçlar normalde iki şeritli olan yolu daraltıyor. Yolun daralması genel havacılık terminaline inen yokuş boyunca bir sorun yaratmasa da yokuşun sonunda terminale dönen yol ciddi bir kaza riski oluşturuyor: Çünkü orada uyarıcı bir levha yok ve tam o dönüşte araçlar burun buruna geliyor. Batı apronu çalışanları olarak bizler bu durumu bildiğimiz için çıkışlarımızı ve inişlerimizi dikkatli yapmaya başladık ancak inen ya da çıkanın geçici bir ziyaretçi olması halinde kaza olması işten bile değil.

Diğer riskler: Geçtiğimiz günlerde apron parmaklıklarının yıkılması gibi normalde arabaları tehdit etmeyen unsurlar yol kenarındaki araçları tehdit eder hale geldi. Olasılıklar çok düşük de olsa arabalarında yakıt depoları olduğu ve apronun hemen kenarında yer alan bu araçların kendilerinin risk altında olmasının yanısıra, oluşabilecek potansiyel bir tehlikenin etkilerini arttıracağı da hesaba katılmalıdır.

Bu araçlar için yeni bir otopark alanı yapılmasını beklemiyoruz; zira öyle bir düşünce zaten yok. Ancak yukarıda bahsettiğim o dönüşte hem gelen hem de giden için mutlaka uyarıcı levhalar bulunmalı.

Bir kaza-bela olursa bunun vebali bu konuyu dikkate almayan yöneticilerin olacaktır. Haklı çıkmak ve “ben yazmıştım” demek istemiyorum.

Herkese iyi haftalar.

Radyasyonlu hayat

Radyasyon. Kelime anlamıyla ışıma. Bildiğimiz ışık da bir tip radyasyondur ama biz Türkçe’de radyasyon ismini elektromagnetik tayfın görünmeyen ışık kısmındaki canlılar için tehlike arz eden kısmına veriyoruz.Read More

Havacılık Sadece Ticaret midir? – Türk Havayolu Firmalarının Acı Sonları


Açıldıktan kısa süre sonra kapanan ya da ruhsatı iptal edilen firmalar hem sektörün özgüvenini sarsıyor, hem de arkasında işinden olmuş binlerce mağdur personel bırakıyor. Sorun nedir? Nasıl çözülür?

Yakın bir zamana kadar havacılık bir çok ülke için milli bir meseleydi. Ülkelerin ilk havayolu şirketleri kurumlar olarak bizzat devletlerin kendisi tarafından kuruldu. 1933’te Havayolları Devlet İşletmesi olarak kurulan ve 50’lere kadar “Devlet Hava Yolları (DHY)” adı altında hizmet veren Türk Hava Yolları da bizim milli havayolumuz olarak görev yaptı, hala da bayrak taşıyıcı firma olarak semalardaki yerini koruyor. Read More

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google