Articles Tagged with: Airbus

UÇAK KAZASININ ARDINDAN: GÜNEY ASYA’DA NELER OLUYOR?

TRT Haber’de yayınlanan 29 Aralık 2014 tarihli Yarından Önce programına katılarak Indonesia AirAsia’ya ait A320’nin kaybolması (ve kuvvetle muhtemel düşmesi) üzerine bir kaç kelam ettim.

Son bir yılda biri Ukrayna’da vurulmak suretiyle düşen iki yolcu uçağının Malezya Havayolları’na ait olması ve yıl bitmeden bir de Indonesia AirAsia’ya ait yolcu uçağının kaybolması sosyal medyada bir takım spekülasyonlara neden oldu. Bu spekülasyonların başlıcası “Bu Malezya’da bir şeyler oluyor. Patır patır düşüyor…” şeklinde.

Programda sadece iki kaza ile bu yargıya varılamayacağı ve hatta Endonezya ile Malezya’yı birbirinden ayırmak gerektiğini anlatıyorum. Buyrun efem… (Cahit Hoşoğlu’na teşekkürler.)

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=K7644glwBBk]

 

Havacılık Biyoyakıta Eğilsin

Havacılık alanındaki devler petrole bağlı olmanın yaratacağı problemleri önceden görerek biyoyakıtlar üzerine çalışmaya çoktan başladı.

Ben kendi adıma konuyu uzun bir süredir takip ediyorum: 2008 yılında Aviation Türk dergisinde kapsamlı bir yazı yazmış, sektörün bu konuya eğilmesi gerektiğini ifade etmiştim. 2009 yılında 4. Ulusal Tasarım Kongresi’ne “Havacılıkta Krizle Mücadele Yöntemi Olarak Tasarım” adlı bildirimle katılmış, havacılık üreticilerinin havayolları ile işbirliği yaparak bu konunun üzerine gittiğini ayrı bir başlık halinde belirtmiştim. SavunmaSanayi.NET, Airporthaber.com sitelerindeki mecralarda da bugün de olduğu gibi zaman zaman bu konuyu hatırlatmaya devam ettik. Bu konuyla ilgili son hatırlatmamızı, “Biyoyakıt bir Şans” başlıklı yazımızla 31 Ekim 2010 yılında yapmıştık ve aynen şöyle demiştik:Read More

THY Air Bosna ile Ne Yapacak?

2008 yılının sonunda Bosna Hersek Havayolları’nın %49 hissesini alan Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı, satın alma yoluyla büyümeye yönelik bir adım atmıştı. Read More

Tek Seferde Daha Çok Yolcu

Havacılığın ucuzlaması ile birlikte seyahatlerinde hava taşımacılığını kullanan insan sayısı artıyor. Krizin etkileri bertaraf edildikçe insanların uçma sıklıkları da değişiyor. Bir yere kadar uçak ve sefer sayısını arttırarak bu durumu karşılayabilen havayolu firmalarının hem kar marjlarını, hem de fiyatlarını koruyabilmek için yapabilecekleri oldukça sınırlandı: Tek seferda daha çok yolcu uçurabilmek.

Bildiğiniz üzere yolcu taşımacılığında kullanılan uçaklar çok çeşitli ebat ve kapasitedeler. Gerek mevcut uçakların daha gelişmiş sürümlerinin, gerekse yeni uçakların tasarımında dayanılan yeni prensipler ve amaçlananlar daha ekonomik taşıma eylemi icra edebilmek için değiştiriliyor. Aynı uçakların daha verimli modelleri piyasaya sürülürken bu uçaklara bir kaç koltuk daha eklenebildiğini görüyoruz.Read More

Boeing ve Airbus yeni bir savaşa hazırlanıyor

Geniş gövdeli, uzun menzilli ve iki katlı uçaklar konusunda bir süredir savaşan ve kaynaklarını tüketen iki devin yeni savaşa olan hazırlığı sürüyor.

Bir süredir tek koridorlu uçak pazarına 2020’li yıllara kadar hem yeni bir ürün katmak hem de mevcut ürünleri modernize etmek üzere planlar yapan iki şirket, ciddi bir strateji savaşı içerisine girdi.

Airbus’un 2010’lu yılların sonu için düşündüğü Airbus NSR projesinden “2025’lere kadar yeni bir uçağın pazara sürülmesi mümkün değil” söylemiyle beraber çekilmesi ve 2010’lu yıllar için (2016), A320’lerin yeni bir motorla piyasaya sürülmesi üzeirnde kesin karar kılması üzerine Boeing zorda kaldı. Airbus’ın daha yatkın ve avantajlı olduğu motor değiştirme işlemi, Boeing için ticari ve teknik bir takım sorunlara gebe. Airbus’un ise A350XWB gibi hala ön tasarım safhasında bulunan bir yükü var.Read More

Motor Savaşları

14 Eylül’deki yeni F-35 bütçe taslağında ikinci alternatif motora ayrılan bütçenin kesilmesine geçtiğimiz hafta Obama’nın da destek vermesi ciddi şekilde yankı buldu.

Yeni bütçe ile maliyetleri düşürülmeye çalışılan F-35 projesinde süren yarış, bütçede alternatif motora ayrılan payın geri çekilmesi talebiyle P&W lehine sonuçlanma sürecine girdi. Taraflar hem kamuoyunu, hem de senatörleri etkilemek için ciddi bir propoganda yarışında.

Pratt & Whitney, Boeing’in tanker ihalesinde gerçekleştirdiği ve başarısını tasdik ettiği bir projeyi uygulayarak konu vatanseverlik eksenine çekerek, propoganda tabanlı bir kampanya yürütüyor. Konuyla ilgili karar verme sürecinin devam ettiği şu günlerde “Senatörünüzü uyarın” şeklinde otomatik mail sistemi kuran Pratt & Whitney, www.f135engine.com adresinden kampanyayı tabana yaymaya çalışıyor.

Rolls Royce ise İngiltere hükümetinin de desteğiyle kısa vadede kâr ettiriyor gibi görünse de uzun vadede zararlı olacağı yönünde bir kampanya yürütüyor. Obama’nın direkt olarak talimat vermesi ise GE-Rolls Royce birlikteliği için ciddi bir kaygı yaratmış durumda. Olayı sadece “teknik üstünlük” bazında ele alan bir diğer propoganda sitesi de www.f136.com ancak P&W gibi vatanseverlik ekseninde bir propoganda yapılamadığı için ilk bakışta F135 için daha başarılı bir “internet propogandası” yapıldığı izlenimi elde edilebilir.

İngiltere ise Rolls Royce’un konuyla ilgili mağduriyetini önlemek için diplomatik yolları devreye soktu. Karardan bir kaç gün sonra senatoya mektup yollayan İngiltere Savunma Bakanı Liam Fox, konuyla ilgili düşüncelerini iletti. Senato’nun ilgili komitesinde (Senate Armed Services Committee) değerlendirilen mektup komite başkanı Carl Levin tarafından kongreye okundu.

Mektuba İngiltere’nin şu ana dek 2 milyar USD ile projeye en fazla finansman sağlayan ülke olduğunu ifade ederek başlayan Fox, başta STOVL (Kısa kalkışlı ve dikey inişli) modelin uçuş kontrolleri olmak üzere bir çok önemli teknolojinin üreticisi olarak İngiltere’nin programın önemli üyelerinden birisi olduğunu belirtiyor. ve lazer  göre Liam Fox, F135 motorunun yaratacağı bir tekelin önemli dezavantajları olacağından bahsediyor. Bu bağlamda projenin gidişatında söz sahibi olması gerektiğini “ima” eden İngiltere, uçağın motoru gibi önemli bir parçanın sadece tek kaynaktan temin ediliyor olmasının çeşitli risk ve zaafiyetlere sebebiyet verebileceği gibi ekonomik olarak da mantıklı olmadığını ve yaratılacak bir tekelin programa zarar verebileceğini ifade ediyor. Burada amaçlarının Rolls Royce’u kayırmak olmadığını, Rolls Royce’un zaten deniz piyadelerinin kullanacağı F-35B türevinin motor tipinden bağımsız olmak üzere Pratt &Whitney’in alt tedarikçisi olarak taşıyıcı fan motorlarının ve General Electric’in bir alt tedarikçisi olarak da F136 programının içinde olduğunu öne çıkarıyor.

Tezler ve iddialar

İlgili komitenin başkanı Levin, açık olarak ikinci motor programının iptal edilmemesinden yana olan senatörlerden birisi. Zira bu mektuptan bir süre önce resmi kurumların bazı raporlarına dayanarak ikinci motorun tamamlanmasının Pentagon’un ön gördüğü bütçeden daha ucuza çıkacağını ifade eden Levin, Pentagon’un rakamları baz alınarak karar verilmesinin hatalı olabileceğini ifade etmeye çalışmıştı.

Vatansever söylemlerden birisi olan ve F-136 programının iptali 5000 Amerikalı’nın işini kurtaracağına yönelik söylentiler gerçeği yansıtmıyor. Zira F-136 ayağı sadece İngiltere’de olan bir proje olmayacak. Rolls Royce’un açıklamalarına göre ilk etapta ABD’de 2500 kişilik istihdam, üretim safhasında ise yaklaşık 4000 istihdam söz konusu.

Öte yandan ortada bu yarışın zaten daha önce yapıldığı ve Pratt & Whitney lehine sonuçlandığı yönünde bir iddia daha var. 1996’da ilk kez McDonnel Douglas ve Lockheed Martin F-35 tasarımlarının çarpıştığı zaman kazanan tasarım F-22 için geliştirilen P&W F119 motorunu içeriyordu. Bu ise bir çeşit kafa karışıklığına sebep oluyor.

ABD kamuoyunu ve senatörleri etkilemek için bazı mecralarda “Donanmanın gemilerde iki ayrı tipte motoru muhafaza edecek yeri yok”, “F-135 ve F-136 birbiriyle değiştirilebilir olamayacağından bazı uçaklar İngiliz teknlojisine mahkum olacak” gibi komik söylemlerden, “F-136 programı başladığında birim fiyatı belli olmayacağı için ABD sonradan ciddi bir kazık yiyebilir” gibi gerçeği yansıtmayan söylemlere kadar ciddi bir bilgi kirliliği de mevcut.

Ortada gerçek denebilecen neredeyse tek iddia, F135’in şu ana kadar 17500 saatten fazla test uçuşunda kullanılmış olması ve bu sayede rüştünü ispatlamış olması. Zira P&W konuyla ilgili yaptığı her açıklamada F135’in test uçuş saatine konuyu dayandırarak F136’ya karşı teknik bir üstünlük elde etmeye çalışıyor. F136 ise bu yılın sonunda 6 prototip ile ancak 1000 saate ulaşacak gibi görünüyor. Bu da F136’nın belini büken etkenlerden birisi.

Sonuç

İngiltere’nin müşterek geliştirilmiş ya da ithal hava araçlarında kendi motorlarını kullanmak konusundaki takıntılı davranışı da hesaba katılırsa, kongrenin oylarından çok uluslararası ilişkiler devreye girecek gibi görünüyor. İkinci projenin devamı konusunda kongreden hayır çıkması bu uluslararası kuliste Obama’nın elini güçlendirecek bir etken olduğu için önem taşıyor.

Ancak İngiltere’de hizmete dayalı ekonominin masaya yatırıldığı ve bir dizi önlemlerin alındığı şu günlerde ortaya çıkabilecek bir F136 başarısızlığı muhalefet için de iyi bir koz olacaktır.

Olayın başka devletler açısından yansımalarını bırakıp, Türkiye’ye dönecek olursak: Naçizane fikrimce altenatif bir motor, birim maliyeti arttıracak olsa bile, hava kuvvetlerimizin gelecekteki bel kemiğini oluşturacak stratejik bir uçağın tekelleşmiş bir motor üreticisine bağımlı kalması iyi olmayacaktır. Ayrıca TEI, Kale Havacılık, Alp Havacılık gibi yerli firmalarımızın yükleniciliğinde Türkiye her iki motordan belli bir pasta payına sahip olduğundan her iki motor projesinin da alternatifli olarak devam etmesi, Türk Havacılık Endüstrisi’nin ilerlemesi ve bu gelişmelerden zarar görmemesi adına temennimdir.

İyi Haftalar.

“Clean Sky” kararacak mı?

Kişisel mükemmeliyetçiliğin bireysel hayatımıza getirdiği zorlukları düşünün…

Mükemmeliyetçi insanlar genelde zor bir hayata sahiptirler ve muhtemelen geliştirdikleri bir çok kısa vadeli proje yarıda kalır. Devletler ya da uluslarüstü kuruluşlar için de durum böyledir. Read More

Yumurtalar farklı sepete…

2009 yılının ekonomik anlamda büyük değişikliklere gebe olacağı belliydi. İşletmeler daha az kar –hatta biraz zarar- etmenin paniği ile küçülme çabalarında. Bu yüzden ortamın rengi fazlasıyla değişmiş durumda…

Mesela bir zamanlar bazı uçak tiplerinden ne ACMI, ne de satılık bulunabilirdi. Şimdi elinizi attığınız yer uçak teklif ediyor. Üstelik fiyatlar ve koşullar alıcı lehine revize edilmiş halde…  Havayolları, belli bir doluluk oranına ulaşmadıkları hatları kapatmaya başladı; Dolu hatlarda yeni seferler eklenmeye başlasa da; rekabet hat safhada azalmış durumda…Read More

Çin Malı Airbus

Yanlış duymadınız… Ancak piyasadaki bir çok ürün gibi; bu çin malı Airbus, taklit bir Airbus değil. Çeşitli taahütlerle Airbus firmasına Tianjin’de tesis açtırmış olan Çin’in ekonomik zaferinin meyvesi.Read More

Temel Alınan Konsept Yakıt Tasarrufu

Havacılık Teknolojileri Dünyası’nın hedefi netleşti: Yakıt Tasarrufu

Uçuş emniyeti çok uzun yıllar boyunca havacılık teknolojilerinin temel kaygısı oldu. Bugün teknolojinin el verdiği ölçüde, emniyetli bir uçuş gerçekleştirilmesi için gereken aviyonik hava platform sistemleri ve yer cihazları, kendilerini kullanan uçucu personel ve yer personeli birlikteliğiyle belli bir eşiği aşmış görünüyor. Ancak bugünlerde bugüne dek “uçuş emniyeti”nin ön planda olduğu gelişim trendinin ana hedefi “tasarufa” yöneliyor.

Bu yönelimin ardında iki temel etken var.Read More

EADS zaferi ve muhtemel sonuçları

ABD günlerdir 35 milyar dolarlık dev ihalede Boeing’in safdışı kalmasını tartışıyor. Peki sonuç?

35 milyar $’lık 200 adet havadan ikmal uçağının alımını içeren ve ek bazı hizmetlerle beraber 1o yıl içerisinde toplam ödenmiş ederi 40 milyar $’ı bulacak olan sözleşmenin ABD menşeli Boeing yerine Northrop-EADS ikilisine ihale edilmesi bir kaç gündür ABD’nin gündem maddesini oluşturuyor. Airbus ve Boeing’in sivil platformda birbirlerini yedikleri şu günlerde savunma kanadında meydana gelen bu olayın, kendisinin peşi sıra daha bir çok sonuca neden olacağı da su götürmez bir gerçek.Read More

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google