Haz 12

Bir gün zamanın “solcu gençlerinden” birisi anlatmıştı… Bir işkence öyküsüydü aslında… Farklı görüşlere sahip bir kaç kimsenin memleket paydasında buluşarak, bir kaç on sene öncesini bugünün gözüyle değerlendirdiği, ancak dertlenilip de “neler çektik” kısmına geldikleri kısımdı… Bir işkence öyküsüydü aslında.
Bahsi geçen kişiyi bir bahane ile götürmüşler yerin bir kaç kat altına… Tehlikenin nereden geleceği de belli değil, kimin ne yapacağı da… Bağlısınız. Gözleriniz bağlı… Muhtelif yerlerinize muhtelif darbeler iniyor… “ama…” diyordu… “ama kulaklarınıza bağıran başka insanların sesi geliyor, siz de bağırmaya başlıyorsunuz ve bağırmaktan utanmıyorsunuz artık…”. Belki en güzel yeri buydu o acılı hikayenin… Kalanını okumak için tıklayın »
Şub 14
Ne zamandır cesaretini toplayıp da tanışmak için gereken o ilk cümleyi fırlatamamıştı ağzından… Bakladan biraz daha büyük, “sana ilk gördüğüm günden bu yana” cümlesinden az daha küçük bir şeyler dilinin altında rahatsızlık verecek şekilde duruyordu. O büyük nesne yüzünden olsa gerek yemeden de içmeden de kesilmişti. Son çıkan öğlen yemeğinde tabldotun ortaboylu olan boşluğundan kendisine bakan patlıcan, kabak ve taze fasülyelerin kendisiyle dalga geçtiğini ayan beyan görmüştü ancak bunu o zamana kadar düştüğü kara sevdanın yarattığı korkunç açlığın halüsinasyonlarına bağlamıştı. Kalanını okumak için tıklayın »
Oca 13
Çirkindi Rıza. Ya da kendine göre bir güzelliği vardı. Evet öyleydi, fakat sadece kendine göre bir güzelliği vardı. Daha doğrusu o böyle düşünüyordu. O yüzden pek aynaları sevmez, aynaların da kendini sevmediğini düşünürdü. Hangi ayna kırılmak isterdi ki? Ya da hangi Rıza kırılmak isterdi aynaya bakıp ne kadar çirkin olduğunu görünce? Kalanını okumak için tıklayın »
Oca 13
Bir hizmetkârım aslına bakılırsa. Bu yazıyı yazmış olmam bile tüm insan camiasında fazlasıyla ilginç karşılanır ve hatta onlar için korkutucu olur. Çünkü asla benim gibi bir hizmetkârdan böyle bir şey beklemezler. Duygularım olduğunu akıllarına getirmeyi bırak, beni kendilerinden çok ayrı bir varlıkmışım gibi düşündüklerinden bu ihtimali bile düşünemezler. Kalanını okumak için tıklayın »
Oca 13
Bu sefer sigaram var. Ve iyi de uyudum. Ayrıca kahvem de var ve dört şekerli olduğunu da sıra beklemeden aldığımı belirtirken belirtmeliyim. Bir çok şey değişti, bir çok geçen zamanla bende ve attığım her adımda arayışımı özledim. Kalanını okumak için tıklayın »
Oca 13
Canım çok sıkkın… Kimseyi kaldırma kuvveti olmayan denizime çekmeye hakkım yok. Nefes alamıyorum ve, kimin aklındayım şu an bilmiyorum. Galiba kaybettim. Yaşamayı beceremedim.
Kalanını okumak için tıklayın »
Oca 13
Hiç bir yerinde taştan ya da betondan duvar bulunmayan bu mükemmel yer, tamamen camla kapalıydı. Tamamen şeffaf olan bu yapının aynı kendi hayatları kadar bilinir olduğunun farkına varan ASTR38, en aşağı 300 masaya sahip Güney yakası 5. Kafenin yavaş yavaş boşalmasını seyrediyordu. Burada tek başına kalması hayat puanının azalmasına neden olabilirdi… Fakat onu burada hayatının %2’si pahasına tutan şey az sonra gelecekti.
Kalanını okumak için tıklayın »
Oca 13
Dersaneden dönüyordu Berkecan. Sınava iki hafta kalmış olduğundan neredeyse her sokakta işbilir bir esnaf sokağa boydan boya pankart çekmişti:
“ Sınava girecek öğrencilerimize başarılar dileriz… Soyubelli Gıda Pazarı”
Kalanını okumak için tıklayın »
Son Yorumlar