Sen de mi İTÜ?

Günlük Yazıları, Siyasi / Toplumsal Yorum yok »

İTÜ “Ay Ti Yu” olacak gibi duruyor. Neden mi? Bugüne dek derslerin sadece %30′unu İngilizce tutarak Türkçe’nin kalesi niteliğinde olan İTÜ, %100 İngilizce eğitime geçiyor…

Bu aymazlığın muhtemel sebebi, herhalde “İyi üniversitelerin %100 İngilizce Eğitim verdiği” düşüncesi ve aşağılık kompleksidir. Çok şey yazmaya gerek yok! Hali hazırda, dersler Türkçe işlense bile, kitaplarımız İngilizceydi ve biz terimlerin ve kavramlarım hem İngilizcesi hem de Türkçesini öğrenme avantajını mükemmel bir şekilde yaşıyorduk. Kalanını okumak için tıklayın »

İftira günah değil mi yahu?

Günlük Yazıları, Siyasi / Toplumsal 1 Yorum »

Ne zamandır siyasi yazmayım diyordum… ama zorla yazdırıyorlar…

Zorla yazdırılır mı demeyin; aynen öyle. Vallahi zorla yazdırıyorlar. Öyle bir çelişki, öyle bir tutarsızlık ki bu yaptıkları, yazmadan duramazsınız. İnanan, kanan zavallı halka yazık! Onlara laf söyletmemek için vallahi… Sırf onlara kör, balık hafızalı, koyun demesinler diye. Yoksa neden yazayım? Kendim için yazıyorsam namerdim!

Bundan altı yıl önce, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen hakkında Sabah Gazetesi tarafından bir haber kaleme alınmış. Haberde iddia edilene göre Büyükerşen belediye kaynaklarını damadının ve kızının sahibi ya da ortağı olduğu şirketlere peşkeş çekiyormuş. Şirketin ismi de belirtiliyor: Güçlü İnşaat. Kalanını okumak için tıklayın »

İlk pişmanlık da fayda etmez…

Günlük Yazıları, Siyasi / Toplumsal 2 Yorum »

İlk pişmanlık da fayda etmez,

Çünkü pişmansanız, hangi türü olursa olsun, olay geçmiş bitmiştir. Telafisine bakılır.

Telafisi hiçbir zaman geçmişi silebilmek olamaz. Namümkün…

***

Bir çoğunun yaptığı gibi hatayı, pişman olunanı savunmak, normalleştirmek de olmaz. O hatanızı telafi etmek değil, suç ortağı aramaktır…

Bunu en çok ahlaki meselelerde görürüz. Ahlakı, inandığı etik değerleri ne olursa olsun, burada bir ayrıma gitmiyorum, bir kimse rahatsız olacağı, topluma aykırı bir şey yapar da bundan pişmanlık duyarsa, hemen o şeyin modernliğin gereği olduğunu iddia edebilir mesela. Ya da böyle şeyleri umursamanın eski kafalılık olduğunu, hatta anlamsız olduğunu…

Kendisi geçmişi silemediği, ama gelecekte de aynı şeyi yapmaya devam edeceğini bildiği için, tek çaresi onu normalleştirmektir. Kalanını okumak için tıklayın »

Yorumsuz

Günlük Yazıları, Siyasi / Toplumsal Yorum yok »

”onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak.
halbuki,
biz sussak, tarih susmayacak..
tarih sussa, hakikat susmayacak.
onlar sanıyorlar ki,
bizden kurtulsalar mesele kalmayacak.
halbuki,
bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar,
vicdan azabından kurtulsalar,
tarihin azabından kurtulamayacaklar.
tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.”

Sezai KARAKOÇ

Yunanistan nasıl susar?

Mesleki Yazılar, Siyasi / Toplumsal 1 Yorum »

Sorunlarını “AB”isine çözdürmeye çalışmaktan vazgeçmeyen Yunanistan, haksız iddialarda ve söylemlerde bulunmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta Ege Denizi üzerinde eğitim uçuşu gerçekleştiren Hava Kuvvetleri’miz yine Yunanistan hükümeti tarafından malzeme haline getirildi. Yunan Savunma Bakanı Meyremakis, Türkiye’yi topa tutarken, Yunan Medyası da her zaman olduğu gibi yangına körükle gitti… Bizdeki durumun aksine, halen Yunanistan’da uzlaşmaya yönelik bir tavrın esamesi bile okunmuyor, çünkü Yunanistan “milli hedef”i olan Megal-i ideanın yerine başka bir kitlesel milli hedef koyamıyor. Kalanını okumak için tıklayın »

Hadise, ilginç bir hadise…

Günlük Yazıları, Siyasi / Toplumsal 1 Yorum »

Bir Hadise çılgınlığıdır sürüp gidiyor…

Yeniden susamış olduğumuz Eurovision zaferi yolunda, emek emek, ilmek ilmek döktüğümüz ecel terlerinin karşılığı, halkımızın bu yüzyıllık ezikliğinde muzaffer bir komutan, bir kurtarıcı, lider (!)…

Üstelik halkımızın dilinde bir şarkı dile getirecek (!)

***

Siyasi komşuluk ilişkilerinin damga vurduğu ispatlanmış bir yarışmada, neyin adaletli olarak yarıştırılabileceğini akıllar da almaz ya…

Barış Manço’ya yıllar önce teklif götürülmüştü Eurovision için. “Şarkı yarıştırılır mı?” demişti. Öyle ya… Zevkler ve renkler tartışılmıyor madem, ne diye yarıştırılacak şarkı?

Sanat yarıştırılmaz. Sanatın görevi, sanatçının yeteneği yarıştırılır; ancak sanat yarıştırılmaz… Sanata dair öğeler belki yarıştırılabilir; ama sanat -zevk ve rengin sahibidir- nasıl yarıştırılsın?

Bir resim yarışması yapılır mesela, konusu anne olur… Bakalım kim anlatacak onu en güzel diye. Kompozisyonun bütünlüğüne, çizgilere, anlatılmak istenenle görünenin ne kadar örtüştüğüne bakılır…

Ya da bir öykü yarışması olur… Kıstasları, kriterleri bellidir. Anlaşılırlığa, akıcılığa, berraklığa, kurguya, kahramanlara vb. puan verirsin.

Ancak Eurovision tematik olmaktan çok uzak…

Tek maksadı kitleleri coşturmakmış gibi görünüyor. Üstelik -ki tekrar ediyorum- komşuluk ilişkilerinin, diasporaların, gurbetçilerin varlığına göre puanlar şimdiden bellidir…

Herhalde ki;

Salak saçma komşuluk ilişkilerini bile gölgede bırakacak bir şarkı, bir şov yapılmaya çalışılıyor. Belki yarışmayı ayakta tutan da bu düşünce zaten.

***

Diyelim ki,

Ülkeler kendi müziklerini, kendi folklörlerini, danslarını yatıştırsın…

O da değil demek ki;

Bakın!

Kendi dilimizle, folklörümüzle, çalgımızla, rengimizlde olmayacağız orada.

Bu İngiliz mayolu Türk güreşcisi… Podyumları selamlasa, yeri göğü inletse ne olur? Ne kadar gurur duyulur?

Kazanacaksa bile “Hadise” kazanacak.

Ne ilginç bir hadise… Değil mi?

İdeal Demokrasi

Siyasi / Toplumsal 1 Yorum »

İdeal devletin tanımı bellidir. Halk, kendini yönetmesi için örgütlenir, örgütün elemanlarını belirler.

Bu elemanlar halka sorumludur; hesap verir… İşte halkın bu şekilde kendi kendini yönetmeye kalkmasına, kendini yönetecekleri seçmesine demokrasi denir. –Dikkat! Cumhuriyetle karıştırılmasın… İran da cumhuriyettir, ancak islam cumhuriyetidir. Çin de bir cumhuriyettir ancak demokrasiden çok da bahsedilemez. Diktatörlüklerin bile cumhuriyet diye anıldığını çoğu zaman da görmüşsünüzdür. Zaten ilkesel olarak cumhuriyet ile demokrasi aynı anlamda değildir. Türk devrim, saltanata karşı demokrasiyi önerirken yönetim biçimini de cumhuriyet olarak benimsediğinden, bizlerin zihninde ve hatta o günün kavramlarında, yazışmalarında ve belgelerinde ikisi aynı anlamda kullanılmıştır-. Kalanını okumak için tıklayın »

Cehalet ürünü sorular…

Günlük Yazıları, Siyasi / Toplumsal 2 Yorum »

Bilmek, sormaktan önce gelir. Okumayan, bilmeyen birinin okumadığı, bilmediği konuda abesle iştigal sorular sormasından daha normal hiçbir şey yoktur. 

Bildiğini sananın sorusu daha bir bedbaht, daha bir saçmadır… İşte internette çeşitli sitelerde “Atatürk” karşıtlarının açmış olduğu gruplarda yer alan sorular. Bu kişiler Osmanlı Torunu olduğunu iddia ediyorlar. Nacizane bendeniz dilimin döndüğünce cevapladım. Buyrun:

1-Atatürk’ün 1919 yılında İstanbul’a gelerek Saray çevresinde Harbiye Nezaretini alabilmek için lobi yaptığı doğru mudur?

Evet doğrudur. Bu gizli bir bilgi değildir zaten. Atatürk bizzat kendisi anlatmaktadır. Ancak bunu bilmeyenler için her şeyi baştan yazalım: Kalanını okumak için tıklayın »

Hepimiz Bizans’ın çocukları mıyız?

Günlük Yazıları, Siyasi / Toplumsal Yorum yok »

 

Tarih içerisinde bilim ve felsefenin ilerleyişi şöyledir: İlk toplumlar arasında bilim ve felsefeye en büyük katkıda bulunanlar Antik Yunanlılardır. Ne var ki bu medeniyet bir müddet sonra çökmüştür. Avrupa’daki karanlık ikonoklazma (put kırıcılık) varana kadar şiddetlenmiş, bağnazlık hüküm salmıştır. Kilise kendi hakimiyet alanını savunmak adına bilime düşman olmuştur, bilimcileri yakmış, cennet tapusu satmaya kadar işi vardırmıştır. İşte bu sıralarda bayrak, yunanca kitapları Arapça / Farsça ve Türkçe’ye çevirmiş olan müslümanlara geçmiştir. Ibn-Rüşd ekolü ve Gazali ekonlünün son çarpışmasıyla bu dönem de sona gelmiş, rönesansla beraber bu bayrak maalesef yeniden Avrupa’lılara geçmiştir. Kalanını okumak için tıklayın »

Kahraman Türk Kadını Hiç Kimseye Benzemez

Siyasi / Toplumsal 1 Yorum »

Milliyet gazetesinden

Milliyet gazetesi internet sitesi “Savaşın Gizli Kahramanları” adı altında istiklal savaşımızda canla başla çalışan kadınlarımızla, sömürü Avrupası’nın silah sanayiinde emperyalizm hizmetinde çalışan fabrika işçilerini aynı kefeye koymuş. 

Uzun süredir internet sitesinde fotoğraf galerilerine yer veren Milliyet Gazetesi’nin bugün yayınladığı galerilerden birisi de aşağıdaki adreste yer alıyor:

Galeri

Üstteki resimde de görüldüğü gibi bu galeriyi, manşetten “Savaşın Gizli Kahramanları” adıyla vermiş. Fazla mı ciddiye alıyorum bilmiyorum, ancak ben bu yayını doğru bulmuyorum. Bu sebeple bu galeriyi her kim arkadaş hazırlıyorsa unuttuklarını ona hatırlatmayı nacizane kendime görev bildim. İşte gerekçelerim: Kalanını okumak için tıklayın »

mIRC Powered by Wptr ve WordPress
Bu site Tatil ve Gece Gündüz Teması ile guclendirilmistir