Category: DUYURULAR

Yeni kitabım: SAFSATALAR

Günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız akıl yürütme hatalarını konu alan yeni kitabım “Aklın Kırk Haramisi: Safsatalar” çıktı.

Kitapta en sık karşılaştığımız 40 adet safsatayı sistematik bir biçimde ele aldım:

  1. Öncelikle safsatanın argüman formunu gösterip hayattan örnekler verdim.
  2. Daha sonra safsatanın ilişkili olabileceği zihinsel süreç ve kusurlardan bahsedip, bazı çarpıcı deneyleri aktardım.
  3. Nihayetinde de hangi türde argümanların safsata gibi görünebileceklerini ama olmadıklarını (istisnalar)
  4. …ve böyle bir safsatayla karşılaştığımızda nasıl bertaraf edebileceğimize yönelik bir takım savunma stratejileri sundum (hattı müdafaa).

Safsataları öğrenmek ve tanımak, iyi bir tartışmanın, etkili bir münzaranın, dahası eleştirel düşünmenin olmazsa olmazlarından biri. Ama bana göre en önemli işlevi “mantık azabını” dindirmek.

Kitapta da yaptığım üzere mantık azabını şöyle tanımlıyorum:

Vicdan, üzerinde mutabakata varılması zor bir kavram. Ancak “ahlakî vicdan” insanı iyi (doğru) olmaya zorlayan, kötü (yanlış) davranmaktan alıkoyan, insanın kendisini bu bakımdan kontrol etmesini sağlayan bir güdüdür Vicdanımıza uyan bir şeyi “doğru”, uymayanı ise “yanlış” olarak değerlendiririz. Aynı şey mantık için de geçerlidir. Bir şey mantığa uygunsa “doğru”, aykırıysa “yanlış”tır. Hem vicdan hem de mantık bir bilgiyi, bir tutumu ya da bir olayı değerlendirirken başvurduğumuz içsel araçlarımızdır. Mantık da vicdan gibi, zihnimizin bir ürünüdür.

Madem bir yanlış yaptığımızda ya da bir yanlışa gereken tepkiyi veremediğimizde duyduğumuz rahatsızlığa vicdan azabı diyoruz, o halde safsata yapılarak dile getirilmiş bir fikir karşısındaki çaresizliğimizin yarattığı o rahatsızlığa da “mantık azabı” diyebiliriz.

Bana sorarsanız bu azabın nedenlerine birer “isim verdiğimizde”, karşımızdakinin -ya da kimi zaman kendimizin- bu azabın yaratıcısı olan akıl tutulmalarına neden kapıldığımızı anlayınca, daha çekilir hale geliyorlar… Bu kitabı yazmaktaki başlıca amacım da buydu. Nasıl ki ahlâken kötü bir eylemin onu zorunlu kılan sebeplerini bilince hazmetmesi ve vicdan azabını dindirmesi kolaylaşıyorsa, aynı şey mantık azabı için de geçerli olabilir.

Bu kitabı, işte o “mantık azabını” bir türlü dindiremeyenlere ithaf ediyorum.

Goodreads Bağlantısı:
https://www.goodreads.com/book/show/44159012-safsatalar

Bazı Satın Alma Bağlantıları:

Kitap Yurdu:https://www.kitapyurdu.com/kitap/safsatalar/495024.html&manufacturer_id=144636

D&R: https://www.dr.com.tr/Kitap/Safsatalar/Arastirma-Tarih/Politika-Arastirma/Dunya-Politika-/urunno=0001798750001

Oda Kitap: https://www.odakitap.com/safsatalar-tevfik-uyar/9786053115557

YENİ YOUTUBE YAYINIM: AKIL VAR, MANTIK VAR!

Bir süredir aklımda olan projeyi nihayet başlattım. Özellikle yeni kuşağın videolarla öğrenmeyi daha verimli bulmaları ve bu ortamda en çok da yeni kuşağı “kaybetmemek” için çaba sarf etmek gerektiğinden böyle bir yolu tercih ettim.

“AKIL VAR, MANTIK VAR!” isimli yayınımızda bizi rasyonel karar almaktan uzaklaştıran sosyal etkiler, bilişsel önyargılar ve zihinsel kısayollardan bahsedecek, aynı zamanda iknada kullanılan safsatalara değineceğiz.

Bu yayını planlama sürecinde Ozan Sakin’in fikirlerinden çok faydalandık. Yazım ve sunumunu ben gerçekleştiriyorum. Montajını Kübra Karacan yapıyor.

Bölümleri çarşamba günleri yayımlamayı planlıyoruz. Umarım uzun soluklu olur. Görüş ve önerilerinizi bizlere iletirseniz çok seviniriz :)

Kanal adresimiz: https://www.youtube.com/tevfikuyar1

Taahhüt etkisinden bahsettiğimiz ilk bölüm:

 

SULUBOYA SERGİSİ

Instagram hesabımın takipçileri bilir; orada bambaşka bir kimlikle yer almaktayım aslında: Suluboya resimlerimi sergilemekteyim.

Yaklaşık bir ay önce Instagram takipçilerim arasında bir anket gerçekleştirdim ve katılanların %80’i suluboya eserlerimi satın almak isteyenlere internet üzerinde bir imkân tanımam yönünde talep ilettiler. Ben de bunun üzerine web sitemi açtım:

https://watercolor.tevfikuyar.com 

adresinden eserlerimi görebilir, inceleyebilir ve hatta dilerseniz satın alabilirsiniz.

Sevgiler, selamlar.

 

“Tek Kişilik Firar” Çıktı

Kurgu türünde bir kitabım yayımlanmayalı tam 5 yıl geçmiş…

Bu beş yıl boyunca pek çok bilimkurgu öykü yazdım. Takip edenlerin de bildiği üzere, bu öykülerin üçüyle ödül de aldım. Ve nihayet hepsini “Tek Kişilik Firar” adı altında bir kitapta topladım. Kitap, bu hafta itibariyle Kırmızı Kedi etiketiyle tüm kitapçılarda ve kitap satış sitelerinde.

Tek Kişilik Firar’daki öyküler bilimkurgu olsa da, çoğu aslında karakter öyküleri. Bazısının ardında yaptığım bilimsel okumalar var. Bazısında mizah, bazısında kara mizah baskın. Johnny’ler, Richard’lardan çok, Hasan’ların, Fikret’lerin öyküsü.

Zaman neler gösterecek, öyküler ne kadar beğenilecek, nasıl yorumlar alacak… Elbette bu soruların yanıtlarını heyecanla bekliyorum. Yazarlık çabasının esas ödülleri bunlar zaten.

Kitaba erişmek için bir kaç bağlantı: Odakitap / Idefix / D&R / Kitapyurdu / Babil

Bu arada yakında bir lansman etkinliği yapacağız… Tüm dostları beklerim.

Sevgi ve selamlarımla…

CCLXXX – MİKRO BİLİMKURGU

Fransız matematikçi ve mantıkçı Blaise Pascal’ın, 1657 yılında yazdığı bir mektubun sonunda “daha kısa yazacaktım ama yeteri kadar vaktim yoktu” dediği gibi, kısa ama etkili yazabilmek bazen uzun ve ayrıntılı yazmaktan çok daha fazla vakit ve çaba ister.

Bazen az olan çok olandan daha çoktur. Kimi zaman tarihi uzun uzun kitaplar değil, kısa ama etkili cümleler değiştirir. “Az ama öz” bizim kültürümüzden bir deyimdir; ki zaten belki de kimi zaman öz, geriye kalandan daha mühimdir.

Mikro öykü bir “öz” meselesidir. Bazen bütün bir öyküyü bir cümlenin içine yedirmektir, bazense de okurun zihninde bir fitil ateşleyip, fitilin bağlı olduğu bombanın akıbetini okura bırakmaktır.

Bu nedenlerle 2014 yılı sonunda Özgün Muti ile oturup 2015 yılı için bir bilimkurgu mikro öykü yarışması düzenlemeye karar verdik. Planımızı yaptık ve akışımızı oluşturduk. Sınırını da çağımıza uygun olsun diye “2 adet tweet” uzunluğu, yani 280 karakter olarak belirledik. Türkiye’de bilimkurgu yazınına katkıda bulunan Fabilog ve Kayıp Rıhtım ile maalesef artık varlığını sürdürmeye Mağazaloji adlı e-ticaret kuruluşu destekçilerimiz oldu. Hakan Tunç, Murat Başekim, Murat Çetinkaya ve Sinan İpek jüri üyelerimiz olmayı kabul etti.

Yarışmayı ilan ettik ve 217 katılımcının gönderdiği 353 öykü kör jüri tarafından incelendi. Her jüri en favori 20 öyküsünü finale bıraktı. Finale kalan öyküler kör jüri tarafından yeniden puanlandı. Böylece jürinin en yüksek puan verdiği üç öykü yarışmayı kazandı. İlk on öykü halk oylamasına sunuldu ve (birden fazla oy kullanılmasını engelleyecek her türlü tedbir alınarak) başarılı ve yüksek katılımlı bir oylama neticesinde halkın tercihleri de belirlendi.

Böylelikle Türk bilimkurgu öykü literatürüne onlarca yeni mikro öykü katılmış oldu. Tüm katılımcılara, jüriye ve oy veren okurlara teşekkür ederiz.

CCLXXX’e ücretsiz olarak aşağıdaki adresten erişebilirsiniz:

http://www.entropolkitap.com/kitap/cclxxx/

VE NİHAYET YENİ KİTABIM RAFLARDA: ASTROLOJİNİN BİLİMLE İMTİHANI

754005

Yıldızınız ne söylemiyor acaba?

Açık Bilim Radyo Programı’nı takip edenler ya da beni takip eden okur ve dostlarım son üç yıldır astrolojiyle ilgili bir kitap hazırlığı içerisinde olduğumu bilirler. Geçtiğimiz yıl sonunda piyasaya çıkmasını beklediğim kitap teknik nedenlerden ötürü gecikti ve yayınevi de değişerek Kırmızı Kedi’den çıktı. İyiki de öyle olmuş.

Kitabımı üç bölüm şeklinde kurguladım. Astrolojinin ortaya çıkmasının tarihte ne kadar doğal bir süreç olduğunu anlattığım birinci bölümü, astrolojinin niçin gerçekdışı olduğunu anlatan ikinci bölüm takip ediyor. Üçüncü bölümde de astrolojiye -ve diğer tüm doğa üstü fenomenlere- inanmamıza neden olan psikolojik süreçleri aktarıyorum. Ortaya tam tekmil bir “astrolojiyi anlama ve çürütme kiti” çıkmış oluyor böylece.

Yerli astrologların hata ve sorumsuzluklarına bol bol örnek verdiğim kitaba tüm popüler kitapevlerinden, bildiğiniz tüm internet kitapçılarından ulaşabilirsiniz.

Kitapla ilgili bazı bağlantılar:

Satın alma bağlantıları: D&R | Idefix | Kitap Yurdu | Babil | Oda Kitap

Habertürk Söyleşisi: Siz İnanmak İstedikten Sonra Her Fal Doğru Çıkar

Aydınlık Gazetesi Söyleşisi: Türkiye’de Astroloji hala Bilim Sanılıyor

T24’teki Işıl Öz İmzalı Söyleşi: Astrolojinin Bilimle İmtihanı

Dilek Sönmez imzalı Cumhuriyet Sokak söyleşisi: Astrolojiye Neden İnanmamalıyız

OdaTV’de yayımlanan Prof. Dr. Cem Say’ın kaleminden değerlendirme.

Açık Bilim’de Bahadır Ürkmez İmzalı değerlendirme.

DijitalX’de Müfit Gökmen ile söyleşi.

Kitabın Goodreads künyesi.

 

(Sürecek…)

BİLİMKURGU MİKRO ÖYKÜ YARIŞMASI SONA ERDİ

Entropol Kitap’ın düzenlediği Bilimkurgu Mikro Öykü Yarışması 2015 sona erdi. Birbirinden güzel öykülerin rekabet ettiği yarışmada dereceye girenleri belirlemek epey zor oldu.

Sonuçlara şu adresten ulaşabilirsiniz:

http://www.entropolkitap.com/bk-mikro-2015-sonuclari/

Organizatörlerden birisi ve Entropol Kitap’ın temsilcisi olarak, şeffaflık adına yarışma sürecinin nasıl ilerlediğini kişisel olarak paylaşmak isterim.

Öncelikle yarışmaya 353 öykü geldi. Bunlardan 53 adedi imlanın düzeltilmesi halinde 280 karakteri aşması, bilimkurgu öykü olmaması, anlaşılmaması vb. gibi nedenlerle elendi. Ön elemeyi Özgün Muti ve ben gerçekleştirdik.

Daha sonra bu 300 öykü jüri üyelerine dağıtıldı. Jüri üyeleri, 20 öykü olmak üzere kendi finalistlerini belirlediler. Açıkçası ben herkesin hemen hemen aynı öyküleri seçeceğini beklerken, bir takım ortak öyküler olmakla birlikte, seçimler epey farklılık gösterdi. İlk aşama jüri değerledirmesinde 82 öykü finale kalmış oldu.

Bu 82 öyküyü değerlendirilmesinde Eurovision şarkı yarışmasında kullanılan sistemin bir benzeri kullanıldı. Jüri üyeleri 82 finalist öyküyü tekrar değerlendirerek, en beğendikleri 8 öyküye 12, 10, 8, 7, 6, 5, 4, 3 puanlarını dağıttılar. Daha sonra 3 adet öyküye 2 puan, 3 adet öyküye de 1 puan verdiler. Her öyküye verilen puanlar toplanıp, 82 öykü kendi içinde sıralandığında hem halk oylamasına sunulacak, hem de bu yıl içerisinde yayımlanacak olan seçkiye dahil edilecek öyküler belirlenmiş oldu.

Yani okur oylamasına sunulan on öykü içerisinde jürinin belirlediği üç öykü de vardı. Bu üç öyküyü bu listeden çıkarmadık. Yani bir öykünün aynı anda hem jürinin seçiminde yer alması, hem de okurun seçimi olması mümkündü. Hem niçin olmasın ki? Çoğunluğu bilimkurgu yazar ve editörlerinden oluşan jürinin seçimiyle halkın seçimi aynı öykü olabilirdi. Ne mutlu ki olmadı ve bu sayede dört öykü dereceye girdi.

Birden fazla oy kullanılmasını engellemek için Google hesabı ile giriş yapma, tek bir öykünün kötü niyetli bir şekilde daha fazla oylanmasını engellemek için de üç öyküye oy verilmesini zorunlu tuttuk. Bu oylama neticesinde her bir öykünün kaç oy aldığını gösteren resim aşağıdadır:

mikroöykü

Okur oylaması sonuçları. (Büyütmek için tıklayın)

 

 

Nihayetinde oldukça başarılı bir yarışma oldu. Yarışma organizasyonunu birlikte yürüttüğüm Özgün Muti’ye, jüri üyeleri Hakan Tunç, Murat Başekim, Murat Çetinkaya ve Sinan İpek’e, yarışmayı destekleyen Fabilog ve Kayıp Rıhtım’a şahsım adına teşekkür ederim. Güzel sonuçlar veren, keyifli eserlerin ortaya çıkmasına ve tanıtılmasına vesile olan bir organizasyona imza attık. Türk edebiyatına kendimizce bir katkıda bulunmaya çalıştık.

Ayrıca tüm yarışma ekibi olarak oylarıyla neticeyi belirleyen herkese teşekkür ederiz.

“İRRASYONEL” ÇIKTI

Pek az kişiye en sevdiği kitabı çevirmek kısmet olur. Ben de bu pek az kişiden birisi oldum.

2009 yılında okuduğum, hayatımın yönünü büyük ölçüde değiştiren, düşünme biçimime çekil veren, Stuart Sutherland’in “İrrasyonel” adlı kitabının çeşitli nedenlerden ötürü yeniden tercüme edilmesi gerekti. Kitabın

İrrasyonel, 5. Baskı.

İrrasyonel, 5. Baskı.

yayımcısı Domingo Yayınevi ile İrrasyonel‘i tercüme etmek üzere 2014 Kasım’ında TÜYAP kitap fuarında anlaştım. Nihayet geçtiğimiz ay teslim ettiğim çeviri, İrrasyonel’in 5. baskısı olarak raflarda ve e-kitap satış sitelerinde yerini aldı.

Kitap 360 sayfa. Stuart Sutherland ise bir Peyami Safa gibi, dili incelikli kullanıyor ve bolca mecaza yer veriyor. Bu yüzden akademik ilgi alanımdan olsa bile kitabı hakkıyla tercüme etmek pek kolay olmadı. Çeviri yaptığım günler boyunca kendi kendime “bir daha kitap çevirirsem ne olayım” diye hayıflanıp durdum. Lakin bitirdiğimde öyle büyük bir haz duydum ki, yeni bir çeviriye başlamak için gözlerimi Temmuz ayına çevirdim.

Kitaptan biraz bahsedeyim: Sutherland bu kitabında bize zihnimizin içerisindeki düşmanı tanıtıyor. İnsan olmanın ne kadar kusurlu olduğu, rasyonel düşünmenin çaba gerektirdiğini söylüyor. Öte yandan rasyonel olmanın illa ki arzu edilir bir şey olup olmadığını da sorguluyor. Sutherland’in ne anlattığından ziyade okurun ne anladığı önemliyse eğer, okur, aslında o kadar da yetkin düşünmediğini anlıyor İrrasyonel‘i okuyunca. Kendi düşünme kusurlarının farkına varıyor; ve dolayısıyla da başkalarınınkinin…

Bu kitabı çevirmenin bana büyük katkısı oldu. Bir defa çevirmek demek derinlemesine okumak demek. Cümleler üzerinde kafa patlattığınız için de “öyle kolay kolay unutmamanız” demek. Derslerimde deney yapmak ya da yapılmış çarpıcı deneyler anlatmak sıklıkla başvurduğum bir yöntemdir. İrrasyonel‘de -ve dolayısıyla zihnimde- 200’den fazla deney var diyebilirim artık.

Kitap hakkında bilgi için:
http://www.domingo.com.tr/?products=irrasyonel

Örnek sayfalar görmek isteyenler için:
https://dl.dropboxusercontent.com/u/30792243/irrasyonel_ornek_sayfalar.pdf

 

“GEÇMİŞ YENİ GELECEK” – BİR BİLİMKURGU SÖYLEŞİSİ

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen, 1 Kasım’da başlayan (14 Aralık’a kadar da sürecek) 2. İstanbul Tasarım Bienali, Zoë Ryan küratörlüğünde, Gelecek Artık Eskisi Gibi Değil başlığı ile sürüyor. “Şu anda gelecek nedir?” sorusunun cevabını arayan 50’nin üzerinde projeye ev sahipliği yapacak.

Bienal içerisinde yer alan KONTRAAKT projesinin “Geçmiş Yeni Gelecek” adlı bölümünde, bilimkurgu ve bilim yazarı olarak ben, korku ve yeraltı edebiyatı yazarı olarak Galip Dursun ve Özgen Berkol Doğan Bilimkurgu Kütüphanesi‘nden Bülay Doğan bir araya geldik. Asıl amacımız geçmişte bugün ve ötesine dair yapılmış gelecek projeksiyonları ile ilgili bir söyleşi gerçekleştirmekti. Ancak üçümüzün bilimkurgunun kendisinin geçmişi ve geleceği hakkında söyleyeceğimiz o kadar çok şey varmış ki, ana odağımız bilimkurgu yazını ve bilimle ilişkisi oldu.

Etkinliğe dair fotoğraf ve videoyu aşağıda paylaşıyorum.

(Videomuzun henüz ilk yarısı yayında, ikincisini de ekleyeceğim.)

 

 

TEDxReset 2014 Sona Erdi

TEDxReset 2014 sona erdi.
Küratör Ali Üstündağ’a, Açık Bilim’e erişerek bizleri davet eden Burcu Çakıroğlu’na, tüm TEDxReset Organizasyon ekibine bu güzel deneyim için şahsım adına, TEDxReset’in ilk konuşmacılığını bizlere sunarak, bu güzel etkinliğin bilimle açılması ve  bilimsel düşünüşün yaygınlaşmasın adına katkı sağladıkları için tüm Açık Bilim ve Yalansavar yazarları adına teşekkür ederim.
Yakında videoların da hazırlanarak internette yayınlanacağını ümit ediyorum. (Kapak Fotoğrafı: Twitter – @spektrumus)

TEDxReset’teyim.

TED Konferanslarının lisansı ile bağımsız olarak İstanbul’da gerçekleştirilen TEDxReset etkinliğinde ben de bu yıl konuşmacı olarak yer alacağım.

18-19 Nisan 2014 tarihlerinde gerçekleşecek etkinliğin ilk gününde, ilk konuşmacı olarak saat 14:00’te sahnede olacağım. “Bilim Haberciliği ve Sözdebilim” konulu konuşmamda Türkiye’de bilim haberciliğinin trajikomik durumu ve sözdebilimle olan iç içeliğini ortaya koymaya gayret edeceğim. Tüm dostları beklerim.

TEDxReset Anasayfa: http://www.tedxreset.com

TEDxReset Programı: http://www.tedxreset.com/programs/show/2014

TEDxReset Hakkında (Web sitesinden):

TED, kendilerini en fazla heyecanlandıran fikirleri paylaşmak üzere dünyanin önde gelen düşünürlerinin katıldığı yıllık bir konferanstır.

“TED” geleceğimizi şekillendiren üç kapsamlı konunun – Teknoloji, Eğlence, Tasarım’ın (Technology, Entertainment, Design) ilk harflerinden oluşur. Etkinliğin kapsamı herhangi bir disiplinle ilişkisi bulunan bütün fikirlerin ortaya konulmasını teşvik eder.Katılımcılara göre “en iyi beyin SPA’sı” ve “bir gelecek gezisi”dir.

TED, farklı alanlara ait önemli düşünce biçimlerini keşfedip kendi yaşamımıza ve iş hayatımıza uyarlayabileceğimizin örnekleriyle aktarıldığı bir merkez olarak hizmet veriyor. Çoğu katılımcı için sonuç: enfes, beklenmedik bağlantılar, olağandışı görüşler ve güçlü bir ilham kaynağı…

Etkinlikte CEO’lardan bilim adamlarına, yaratıcılardan, hayırseverlere çeşitli katılımcılar yer alır. Bill Clinton, Bill Gates, Jane Goodall, Frank Gehry, Paul Simon, Sir Richard Branson, Philippe Starck ve Bono gibi isimlerin konuşmacıların yeraldığı etkinlikte katılıcımlar da bir o kadar sıradışıdır.

Ayrıca henüz tam anlamıyla ünlü olmayan, yeni tanınan sanatçı, bilim adami ve düşünürleri bulup TED topluluğuyla tanıştırmak da TED’in genel felsefesinin bir parçası. Hepsinin ätesinde TED ünlü isimlerden çok daha fazlası…Dünyayi değiştirebilecek güce sahip fikirler, tutku, kahkaha, güzellik ve beceri…

Devamı: http://www.tedxreset.com/about

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google