Bu Sefer Sigaram Var (Canım Çok Sıkkın 2)

Öykü ve Anlatı Yorum Ekle

Bu sefer sigaram var. Ve iyi de uyudum. Ayrıca kahvem de var ve dört şekerli olduğunu da sıra beklemeden aldığımı belirtirken belirtmeliyim. Bir çok şey değişti, bir çok geçen zamanla bende ve attığım her adımda arayışımı özledim.

Kendime bir tatil veriyorum bugün. Tatilin verdiği boşlukla kafamdaki boşlukları doldurmayı başlamış, yine aynı yerdeyim ve daha neşeli ve coşkulu bir saatte daha neşeliyim ama çoşkum yok. Kendime ettiğim yeminlerin tutulmamasıyla baş gösteren şiddetli baş ağrısı bana saati gösterircesine geç kalınmışlığı hatırlatıyor ve aynada kendime yönelttiğim sorgularcasına bakışlar ve sorgusuzca başladığım bu sorumsuzluğun bana yüklenmesi sonucunda köstek olacak tüm destekler, erken kalkıp yol alacağımı bilmemi sağlıyor. Fakat kalkacağım erken saatin, şu anki saatten farkının negatif olduğunu da görmek cabası. İşte bu yüzden kendime karşı ikna gücümü zayıflatmış olmamın sebebini, sebepsiz sabahlanan akşamlardan sorduğumda cevap alamamış gibi hissediyorum.
Cevaplara o kadar duymamazlıktan gelerek yaklaşmış olmalıyım ki ben de görmemezlikten geliniyor ve kırılıyorum.

Acıyı mı özler ve gözler insan? Yoksa bu tözler, özler ve sözler mi anlatır hayatı? Hayat? Ah o hayat…

***

Hayat ön ödemesiz on iki taksitlere bölünmüş ve her takstin başında “doğumgünü” kutluyoruz. Bir kere doğmuş olduğumuz gerçeğini aklımızdan çıkartan ne? Yaşlandığımızı kutluyor olduğumuzun farkında değil miyiz? Davetli olarak ölümü çağırmıyoruz ama doğum günlerimizin yalın gerçeğinin, ölümün doğduğumuz an davete uyup da yola çıkmasından beri bize biraz daha yaklaştığı olduğunu da söndürdüğümüz mumlarla karanlığa gömüyoruz. Kimine ışık hızında yaklaşan ölüm, kimisi için elini olduğunca yavaş tutuyor… Aklımızın, dünya üzerinde saniyede milyonlarca kişinin veda ederek ayrıldığını alması son derece beklenmeyen bir durum olup, bunun ölümün beklenmeyişi ile birebir ilintili olduğunu düşünüyorum. Bunu görmekle ne ayıp ettiğimi, ne de hayattan koptuğumu söyleyebilirim. Yasak ve tutsaklığımın delinebilirliği ölçüsünde bu fikirden de sıyrılabiliyorum bazen ama işin özündeki nedensizliği, aynılığı, olağanlığı ve farklılıkların yarattığı kısa mutlulukların ne kadar kısa ve geçici olduklarını da artık acıyla değil, beklentinin verdiği bir tahmin etmişlik duygusuyla karşılaşıyorum. O yüzden gerçekleştikten sonra olağanlaşamayacak tek olgu olan ölümü de heyecanlı olarak bekliyorum… Onun gelmesi için de elbette kendim çaba sarfetmeyeceğim ve alnımı ne kadar silsem de kararlarım sonucu bulacağım bu olağandışılığı pişman olmaya vakit ve mecal bulamayacağım için herkesin duyduğu bir korku hissiyatıyla beklemiyorum. Zaten benim endişemin sebebinin de ölmek değil de onun hangi an geleceğinin belirsizliği olduğunu düşünüyorum.

Dünya bu açıdan hiç de güzel değil. Üstelik Dünya güvenli bir yer değil. Bunu güvenmek için başı sonu belli bir yaşam kitabı bulamadığım için söylüyor olsam da sizler de arkanıza bakmadan okuyamazsınız bazı şeyleri. O yüzden ölüme sarılmayı akıl ettiklerini sananlar ancak halt ettiklerini anlayacak imkâna keşke sahip olabilselerdi diye düşünüyorum. Bir yandan her aynaya baktığımda koca geçmişimin sonsuz küçük bir anını hatırlayacaksam, ve bu integrali alıp da yaşamımı ve kendimi değişkenlerime ayıracaksam, bu sefer de “Yaşamanın ne anlamı var?” diye ikileme düşmeyecek miyim? Aslında cevap son derece basit! Yaşamı sevmek için kimi zaman sebepler buluyor ve olumsuz şartların varlığından bihaber, kelebeklerden ve güneşten bahsediyoruz. Gün oluyor hayatın pis yönüne öyle bir katılıyoruz ki, yarışın yaşamın mücadelesinden ziyade mutlu yaşama mücadelesi olduğunu kavrıyor ya da kavramış olduğumuzu sanıp olduğumuz yere çöküyoruz. İşte o zaman Dünya’nın güvensiz olduğu kanıma tekrar dönmek isterken bu kanıya güvensizlik içinde sürdürülmüş bir yaşamdan vardığımı belirtmek istiyorum. Bazen gelen ölüm korkuları insanları sarar. Ben de bu korkunun ecele faydası olup olmadığını bilmiyorum ama ecelin faydalı olduğu durumların varlığını fazlasıyla ve faydasıyla anlıyorum. Özellikle Allah’tan bir şeyler istemek için yüzüm olmadığı şu zamanlar, içimden küçük bir ümit, onun her şeyi gördüğünü ve dolayısıyla bir şeyler istemek için yüzüm olmadığı şu sıralar yüzsüzlüğüm arkasında saklanmış olan parçalarımı da göreceğini söylüyor ve ben de yine o ümit kadar küçük bir mahsende ona sığınıyorum. Onun büyüklüğü mahseni de öylesine büyük kılıyor ki, elim kolum bağlı rahatlamamı seyrediyorum.

Bu yazıyı paylaşın:
Bookmark and Share

Yorum Yazın

mIRC Powered by Wptr ve WordPress
Bu site Tatil ve Gece Gündüz Teması ile guclendirilmistir