CNBC’den Katie Holiday, “8 myths about the super rich debunked” adlı yazısında aşırı zenginler hakkındaki 8 efsaneyi bazı araştırmalara referans vererek çürütüyor. Ben de bu yazıyı özetleyerek tercüme edeyim dedim.

Öncelikle “aşırı zengin” tanımından başlayalım. Bu kavram (İng. ultra-high-net-worth – UHNW), Wealth X enstitüsü tarafından serveti en az 30 Milyon USD olanlar için kullanılıyor. Aşağıda bahsi geçen araştırmalar da bu kitleyi içeriyor. Peki neymiş bu sekiz efsane? Görelim:

  1. Efsane: “Alın teri değil, miras!” – Aşırı zenginlerin varlıklarının genelde onlara miras kaldığı düşünülür. Oysa aşırı zenginlerin sadece %19’unun zenginlikleri tamamen miras olarak kazanılmış. %65’i tüm varlığını kendileri elde etmiş. %16’sı ise kısmen mirasyedi. Yani: “Miras değil, alın teri!”.
  2. Efsane: “İşte bunlar hep faiz lobisi” – Aşırı zenginlerin büyük kısmı zenginliklerini finans, bankacılık ve yatırım endüstrisinden kazansa da sadece %19’u esas olarak bu sektörde yer alıyor.
  3. Efsane: “Ivy Leauge’de eğitim şart!” – Aşırı zenginlerin genelde ABD’deki meşhur sekiz vakıf üniversitesinden (Sarmaşık Birliği) mezunu olduğu öne sürülür. Oysa sadece %3.5’u oradan mezunken %13.6’sı üniversite mezunu bile değil.
  4. Efsane: “Teknogirişimciysen üniversiteyi terk et, genç yaşta zengin ol”: Muhtemelen Mark Zuckerberg’in neden olduğu bu kalıpyargının aksine, teknoloji sektöründeki aşırı zenginlerin yaş ortalaması 54 ve pek çoğu yüksek tahsilli.
  5. Efsane: “Zengin krizden etkilenmez arkadaş”: 2008-2009 krizlerinde aşırı zenginlerin sayısı %20 düşerken, ortalama servetleri %22 azalmış (Ç.N: Aşağıda bu maddeyle ilgili bir not yazdım…).
  6. Efsane: “Çinliler geliyor kaçın!”: Eksponansiyel büyüyen, Dünya’nın 2 numaralı ekonomisi Çin’in darphanede milyarder bastığı inanışının aksine, Çin’de geçen yıl hem aşırı zengin sayısı hem de kollektif servetleri azaldı. ABD’li milyarderlerin sayısı hâlâ Çin’dekilerin üç katı.
  7. Efsane: “Zengin malını paylaşır mı hiç?”: Ortalama aşırı zenginlerin yıllık bağış ortalaması 25 Milyon USD iken milyarderlerinki 100 milyon USD. Ayrıca istihdam yaratmak, mikro sermaye desteği sağlamak vb. başka yollarla da topluma katkı sağlıyorlar.
  8. Efsane: “Zenginlerin özel uçağı ve yatı var”: Aşırı zenginlerin sadece %20’si 30 metrelik bir yat ya da özel bir uçağa sahip. (Ç.N: Zira o kadar kolay değil bu iş… Bunun için de bir notum var). Çoğu hâlâ kiralamayı tercih ediyor.

 

Gelelim “Çevirmen Notlarına”…

Beşinci madde için söyleyeceğim şey, zenginlerin ekonomik krizden etkilenmesiyle orta direk insanlarının ya da yoksulların krizden etkilenmelerinin aynı olmadığıdır. Bir zenginin krizden etkilenmesi yaşamını etkilemez, gıda, sağlık gibi temel hizmetlere ulaşımını sekteye uğratmaz. Sadece sermaye birikimi azalır; bu da kaderin cilvesidir ve genellikle sadece fırsat maliyeti yaratır. Zengin olmayanlar için gelirlerinde ya da servetlerinde %20’lik bir azalma gıda, sağlık, eğitim gibi imkânlara ulaşımda aksaklığa neden olabilir. Bu madde “doğru bir argüman” olsa da, etkilenmeye yüklediğimiz anlam açısından hatalıdır.

Sekizinci madde içinse yıllardır özel jet sektöründe çalışan birisi olarak şunu söyleyebilirim: Uçak işletmek çok ama çok masraflıdır. Eğer kiralama için yaptığınız harcama işletmenin maliyetini aşmıyorsa uçak almanıza gerek yok demektir. Mantıklı olan kiralamaktır.

Yazar Hakkında: Tevfik Uyar


Uçak Mühendisi, Sosyolog ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalışmıştır. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, ödüllü bir bilimkurgu yazarıdır.

İlgili Yazılar

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: