Bugün Evrim Ağacı’nda yayımlanan, Yolcu Uçakları, Evrim ve Fizik başlıklı yazıya rastladım. Çağrı Mert Bakırcı’nın çevirmiş olduğu yazının orijinali Phys.org‘da yayımlanmış. Yazının dayandığı çalışma ise Adrian Bejan’ın “Constructal Theory” (Yapınımsal Teori*) fikrini uçak pazarına uyguladığı çalışması.

Termodinamiğe gönül verdiğim zamanlarda Adrian Bejan’ı termodinamik kanunlarının bir türevi olarak ortaya koyduğu Yapınımsal Teori (düşünüp düşünüp bu karşılığı buldum…) nedeniyle takip ediyordum. Yapınımsal teori, akışı tasarımın ve evrimin merkezine koyan bir teori ve termodinamik kanunlarına karşılık gelen temel ilkeleri var. Bejan ve birlikte çalıştığı diğer bilim insanları / mühendisler bu kanunlara dayanarak hem gözleme dayalı çalışmalar yaparak doğanın yapınımsal teoriye uygun olarak şekillendiğini ortaya koydular, hem de daha verimli ısıtma elemanları tasarladılar.

Gel gelelim yukarıdaki yazıda da belirtildiği gibi, Bejan’ın 2014 tarihli bir çalışmasında uçakların tarihsel evrimi yapınımsal teoriye uygun olarak açıklanmaya çalışılmış ve Concorde’un niçin tutmadığı da bu açıklamaya dayandırılmış.

İtirazım var

Klasik iktisat teorisi rasyonel insana dayanıyordu. Bu yüzden de çöktü. Bugün davranışsal iktisat var, çünkü söz konusu tüketimse insanlar rasyonel değiller. Bunun böyle olduğunu gösteren binlerce araştırma, yüz binlerce örnek var. Sadece kendi hayatımızdan ihtiyacımız olmamasına rağmen satın almaya, satın alıp kullanmamaya, pahalı olanın daha kaliteli olduğuna aldanmaya, maliyetinin X olduğunu bildiğimiz bir şeye sırf havalı olmak için 50X ödediğimize dair en az elli örnek bulmakta zorlanmayız. İnsan davranışı “pazar” dediğimiz olgunun öngörülebilirliğini sınırlar, tahminleri boşa çıkartır.

Yapınımsal teorinin dayandığı varsayımlar termodinamik kadar katı olup, yine termodinamik gibi kesin olan olguları incelemekte kullanılabilir. Pazarı değil.

Bejan'ın Uçak Gelişim Grafiği (aktaran Evrim Ağacı).

Bejan’ın Uçak Gelişim Grafiği (aktaran Evrim Ağacı).

Çevirisinden de okuyup görebileceğiniz üzere gerçekten de ticari uçaklar belli bir gelişim çizgisini takip etmiş görünüyorlar. Concorde uçağı da gerçekten bu çizginin dışındaydı (Concorde’un ve sesüstü havacılığın gelişimini anlattığım bir yazıya şuradan ulaşabilirsiniz). Ne var ki, uçaklar için bir eğilim çizgisi çizip bunun dışında kalan bir uçağa da “işte bu yüzden başarısız oldu” demek kolay değildir. Çünkü o eğilimi takip etmek, o eğilime uyum sağlamak işletmecilikte “reaktif” olmak olarak adlandırılır. Reaktif olmak, yani dış çevreye uyum sağlamak kamu kurumlarının ya da müşteri isteklerine hızlı tepki vermek zorunda olmayan işletmelerin işidir. Sözkonusu teknolojiyse “proaktif” olunmak zorundadır. Proaktif şirketler, çevreye uyum sağlamaz, onu değiştirirler. Çevre koşullarını ve rekabet ortamını kendileri belirlerler.

ipad

Kaynak (3)

Buna en iyi örnek iPhone’dur herhalde. iPhone ilk üretildiğinde çizginin çok dışındaydı. Sadece olumlu anlamda da değil, en basitinden şarjı kesinlikle daha az gidiyordu. Diğer markalar mevcut eğilimi değil, onu takip ettiler ve öylece çizgi bambaşka bir yöne kırıldı. Bir düşünün, iPhone ve muadili akıllı telefonlar, cep telefonlarından beklediğimiz şarj süresini bile azalttı. Akıllı telefonlardan önce yedi gün dayanabilen, küçük mü küçük telefonları bu özellikleri nedeniyle alıyorduk… Ne oldu da şimdi bir gün şarja bilgisayar boyutunda telefonlar taşıyoruz? Benzer şekilde tüketici pazarında moda dediğimiz olgu varken, Bejan’ın yapınımsal teorisi havada kalır.

İşte eğer Concorde da gerçek bir ihtiyacı karşılayıp, iyi bir şekilde pazarlanıp, Avrupa’daki şehirlerde sıkıntı yaratmayacak şekilde gürültü limitleri altına inebilseydi, başka üreticiler de onu takip edecek ve çizgi o yönde eğrilecekti. Yani Concorde’un başarısız olmasının nedeni eğrinin dışında kalması değil, başarılı olamadığı için eğriyi kendi tarafına doğru bükememesidir. Bükemediği için sayısı az kaldı, bakım maliyetleri inanılmaz yükseldi, o da bilete yansıdı ve bir Londra-New York bileti en iyi ihtimalle 4000 dolara satılmaya başlandı. Eğer başarabilseydi bu defa da Airbus A380’in ya da Boeing 787’nin hantallığı nedeniyle dışında kaldığını söyleyecektik. Tabi eğer üretilseydiler…

İşte bu nedenle Bejan ve diğerlerinin tespitinde bir korelasyon hatası var gibi görünüyor. Görünen o ki Bejan’ın Constructal teorisi doğal sistemler için açıklayıcılığa sahip, ancak işletmeler için kısıtlı bir açıklama gücü var. Ne de olsa insan davranışı ve pazar faktörü devreye giriyor. Doğal sistemler -ve canlılar- kendilerinin yapısal özelliklerini değiştirerek rekabet şartlarını belirleyemezler, ama işletmeler belirleyebilir.

 

Kaynaklar:

  1. Çeviri: http://www.evrimagaci.org/fotograf/40/6194
  2. Orijinal: http://phys.org/news/2014-07-law-physics-airplane-evolution.html
  3. Teknolojide Kargo Kült, http://www.altiustutasarim.com/arsiv/2012/12/teknolojide_kargo_kult.php
  4. Orjinal Makale: The article, “The Evolution of Airplanes,” is authored by A. Bejan, J.D. Charles and S. Lorente. Journal of Applied Physics, July 22, 2014: scitation.aip.org/content/aip/… /4/10.1063/1.4886855

Yazar Hakkında: Tevfik Uyar


Uçak Mühendisi, Sosyolog ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalışmıştır. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, ödüllü bir bilimkurgu yazarıdır.

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: