Bizim memlekette (Emirdağ/Afyon) başta ölüm olmak üzere her türlü ayrılığın ardından muhakkak ağıt yakılırdı.

“Yakılırdı” diyorum çünkü bu adetin artık sürdüğü söylenemez; fakat daha ben çocukken canlı canlı onlarcasına şahit olduğumu hatırlarım. Bir akrabamız “bütün ilaçları tek seferde alıp daha hızlı iyileşeyim” diyerek cehaletten hayatını yitiren ablasının kızını büyütmüştü. Bu öksüz kız evlenip de gurbet ele giderken düğün günü ağıt yaktığını, ağıdında ölen ablasından, kızın öksüzlüğünden, gurbete gidişinden bahsettiğini hatırlarım. Henüz yedi sekiz yaşlarımda iken düğün günü ağıt görmek çok garibime gitmişti. Kaydını soracak olursanız tabii ki yok.

2001 yıllarında web sitesi yapma işine ilk heves ettiğimde Geocities’ten bir alan adı alıp, başta kendi ninem ve dedem olmak üzere yaşlılardan öğrendiğim bir takım ağıtları toparlamış ve internete koymuştum. Ne acı ki bugün Geocities kapalı, o dönemde yaptığım basit web sitesine ben bile erişemiyorum. Bir yerlerde arşivlediğime eminim ve bir ara evde ne var ne yok eşeleyip deşelediğimde ortaya çıkacaklarını ümit ediyorum.

Bu işi biraz daha sistemli yapan -ve kültür araştırmaları literatürüne katan- saygıdeğer kimse Ömer Faruk Yaldızkaya‘dır. Kendisi Emirdağ’daki Türkmen Ağıtları’nı derlemiş ve kitap haline getirmiş, bu konudaki çalışmalarını kongrelerde tebliğ olarak sunmuştur. Bazı tebliğlerine kendisinin web sitesinden de ulaşılabilir. Ne yazık ki benim bulduğum ağıtlar kendisinin derledikleri arasında yoktu. Bu yüzden evde girişeceğim araştırma benim açımdan mühim. Ayrıca bu işi tekrar yapmak istediğimi hissediyorum bir süredir: Yani Emirdağ’a gidip, belki de ev ev dolaşıp, bilinen, hatırlanan bütün ağıtları hikâyeleri ile birlikte toplamak…

Aklımdaki bölük pörçük ağıtların yitmiş, ve yiten kısımlarının belki de tekrar toparlanamayacak olması çok acı.  Misal annemin babası, yani dedem öldüğünde rahmetli teyzemin yaktığı ağıt sülalede kimse tarafından bilinmiyor şu an. Annemse belli belirsiz hatırlıyor. O da sadece üç dizesini:

Açın gardolapta nesi var,
Asbabın gömleğin hası var,
Ağa babam, has babam…

Yine internette arayıp tarayıp bulamadığım, benim daha önce derlediğim için kaybettiğim notlarım arasında yer aldığını tahmin ettiğim bir ağıt daha var ki, bir insana değil, bir köpeğe olmasıyla ve ağıdın sadece insana duyulan sevgi ve özlemle yakılmadığına iyi bir örnektir: Hatırladığım kadarını da notlarımı bir gün bulduğumda tamamlamak üzere buradan aktarayım:

Danına garşı uzanmış yatmış,
Kötü* Maser** buna ağı mı atmış?
Alaköpeğim de çamura batmış (Bu kısımdan tam emin değilim)

Köpeğim köpeğim ala köpeğim
Issız galdı gapımınan sokağım

Ala köpek canlarımın yarısı,
Kemik getirirdi Orhan Dayısı
(Bu kısmını hatırlamıyorum)

Köpeğim köpeğim ala köpeğim
Issız galdı gapımınan sokağım

* Kötü: Sıska, cılız anlamında… Ağı da “zehir” demek.
** Maser bizim oralarda sık kullanılan bir isimdir.

 

 

Daha fazlasına şu adresten ulaşılabilir:
http://www.omerfarukyaldizkaya.com/emirdag_yoresi_agitlari.htm

 

Gül Ahmet Yiğit ve Avşar Ağıtları

Aslında sadece aşağıdaki iki ağıdı paylaşacakken satırlar çoğaldı gitti ve yukarıda yazdıklarımı da yazmış bulundum. Halbuki asıl amacım iki avşar (afşar) ağıdına değinmekti.

Babamın eski kaset kolleksiyonu içerisinden adını bildiğim Gül Ahmet Yiğit bir avşar yörüğüdür, ozandır. Hikâyeli türküleri meşhurdur. Şivesiyle, söyleme biçimiyle Anadolu’yu hissettirir -ya da bir tarafımız yörük olduğu için belki de ben öyle hissederim bilemem-. Benim yaşlı teyzelerim de, uzak akrabalarım da aynı şiveyle konuştuklarındandır belki.

Aşağıdaki ağıtlardan birincisi Avşar Gelini’nin ağıdı. İkincisi ise bir Avşar Anası’nın ağıdı. Hikayelerini Gül Ahmet Yiğit anlattığı için benim ekstra bir şey söylememe gerek yok. Ağıtlarda dikkat edilirse “bir evin bir oğlu”na duyulan sevgi fazla ön plana çıkıyor. O yüzden söylenenler biraz tuhaf gelebilir; fakat yörüklerde kadına Anadolu’nun pek çok diğer boyunda olduğundan daha fazla değer verildiğini hatırlatmak isterim. Yüksek ihtimalle tek oğlunu kaybeden annelerin çektikleri acılar yüzünden taknıdıkları tutumlar ağıtlara yansımış. Belki avşarlara has bir durumdur: Avşar kültürü hakkında daha çok şey bilse idim daha sağlıklı bir değerlendirme yapabilirdim, ama bildiğim söylenemez.

 

Gül Ahmet Yiğit – Avşar Gelinin Ağıdı

 

Bu da diğeri:

Avşar Ağıdı – http://www.zapkolik.com/video/gul-ahmet-yigit-avsar-agidi-hikayeli-839009