Monthly Archives: Temmuz 2014

HABER KATLİAMI: “AH ŞU UZAYDAKİ YALNIZLIĞIMIZ”

İki gündür NASA’nın “olay yaratan” açıklamalarına dair bir takım haberler okuyorum. Bugün de Facebook’ta severek takip ettiğim “Ben Bugün Bir Şey Öğrendim” adlı grupta paylaşılınca, oradaki üyelerden birinin paylaştığı haberin ingilizce sürümlerinden birisi ile NTVMSNBC sürümlerini karşılaştırma olanağı buldum.

Bilim haberciliğinin öneminin ne kadar yüksek olduğuna Yalansavar‘da fırsat buldukça vurgu yapıyoruz. TEDxReset 2014 etkinliğinde yapmış olduğum konuşma neredeyse tamamıyla bu konu üzerineydi: Eğer bir çocuksanız, iyi bir futbolcu olmak için spor haberlerinin ne kadar doğru, güncel ya da doğru olduğu sizin için önemli değildir, ama iyi bir bilim insanı olmak için bilimi, dünyayı doğru anlamalı, onu doğru biçimde takip edebilmelisiniz…

Her neyse. Gelelim şu “olay yaratan” açıklamaya.

Aslında olan şu: NASA 2017’de fırlatılacak olan Transiting Exoplanet Surveying Satellite (Dış Gezegen Geçiş Tespit Uydusu) için basın açıklaması yaptı. Geçişlerin tespiti yoluyla gezegenlerin nasıl keşfedildiğine şu yazımda yer vermiştim. Dolayısıyla bu uydu, geçiş yoluyla dış gezegenler hakkında insanlığa bugüne kadar elde edilebilenlerden çok ama çok daha fazlasını sağlayacak. Bu uydunun sağlayacağı yetenekler gerçekten de dış gezegenlerde bir hayat barınıyorsa bu hayatın izlerini tespit edebilme husunda muazzam bir imkân sağlayacak.

Fakat bu imkân editörlere doğmamış çocuğa don biçme hakkı vermemeli.

Haber 7 olayı çok ters bir yerden görmüş ve şöyle demiş: NASA’dan flaş açıklama: Yalnız Değiliz

Hani sanırsın NASA kanıt bulmuş ya da yıllardır kanıtları saklamış da şimdi itiraf ediyor. Fakat haberin içeriği öyle değil.

NTVMSNBC ise Haber 7’ye göre daha itidalli, ama yine manüplatif bir başlık atmış: Yanız Olmadığımız 20 yıl içinde Kanıtlanacak

Potential, may, possible…

Oysa NASA yetkililerin açıklamaları böyle değil. Onlar sadece bir kaç paragraf öncesinde anlatmaya çalıştığım şeyi söylüyorlar:

Just imagine the moment, when we find potential signatures of life. Imagine the moment when the world wakes up and the human race realizes that its long loneliness in time and space may be overthe possibility we’re no longer alone in the universe.

İngilizce bilmeyenler için küçük bir açıklama yapacak olursam, kalın punto ile işaretlediğim kelimeler itidalli davranmayı sağlar. Metin bize tam olarak şunu söylüyor:

Hayatın olası izlerini bulduğumuz ânı hayal edin. Dünya’nın uyandığı ve insanlık türünün uzun yalnızlığının belki de sona erdiğini – kainatta artık daha fazla yalnız olmamamız ihtimalini.

 

Özetle: Sakin olun şampiyonlar… Bir şey kanıtlandığı yok. Kanıtlanacağı değil, “veri elde edileceği” düşünülüyor… Umarım kanıtlanır, o ayrı mesele.

 

Istırap nispetinde zevk…

MUTLU ÇİFTLER NEDEN KİLO ALIYORLAR?

Mutlu çiftler kilo alır derler. Bu yaygın bir deyiştir ve muhtemelen tecrübe edenlerimiz de vardır.

Hipotezin görgül kanıtlarına da rastlandığını okudum bir kaç yerde. Bir adet boylamsal çalışmayı Meltzer ve ekibi yapmış. Araştırma kapsamında 169 evli çift 4 yıl boyunca izlenmiş ve anlamlı bir şekilde kilo aldıkları tespit edilmiş. Üstelik her yıl yapılan iki ölçme işleminde ilişkiden duyulan memnuniyet de ölçülmüş ve ortaya çiftlerin mutlu olduğu sürece kilo aldıklarına yönelik önemli görgül bulgular konmuş.

Meltzer’in açıklaması insanların mutlu bir ilişki içerisinde dış görünümlerine verdikleri önemden vazgeçtikleri, bu yüzden de yediklerine dikkat etmedikleri üzerine. Akla yatkın geliyor; ancak geçenlerde Aysu Uygur, İlker Öztop ve Alp Sipahigil’in hazırladığı Bilim Kazanı adlı programın şu bölümüne konuk olarak katılan Dr. Deniz Ertürk‘ten dinlediklerim bana çok başka bir sebep daha düşündürttü.

Öğrendiğime göre mikrobiyotamız zenginleştikçe sindirim verimimiz artıyormuş. Biraz açmak gerekirse şunları söyleyebilirim: Vücudumuzda hücre sayımızdan çok daha fazla mikrop taşıyoruz. Bunların hepsi patolojik yani hastalığa neden olan mikroplar değiller. Hatta kimisi faydalı da, özellikle sindirimimize yardımcı olanlar. İşte vücudumuzdaki bakteri yerleşiminin tamamına mikrobiyota diyoruz ve bu sindirim sistemimizdeki mikrobiyotanın çeşitliliği arttıkça besinleri daha iyi, daha verimli sindiriyor ve birim besinden aldığımız kalori miktarı artıyormuş.

Hâl durum böyle olunca aklıma şu soru düşmedi değil:

Çiftler birlikteliklerine başladıklarında birbiriyle pek haşır neşir oluyorlar doğal olarak. Dolayısıyla derimizde, terimizde, diğer vücut sıvılarımızda yer alan mikroplar çiftin üyeleri tarafından paylaşılıyor, birbirlerinin mikrobiyotalarına dahil oluyor. Bu durum çiftimizin sindirim verimlerini, dolayısıyla yediklerinden elde ettikleri net kaloriyi arttırıyor ve bu da kilo alımına bir katkıda bulunuyor olabilir mi?

Merak ettim.

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google