ULAŞILAMAMA HAKKI

Günde ortalama bir arama, beş de mesaj alıyorum.

Bu mesajlar içerisinde bilindik markaların kampanya uygulamaları olduğu gibi, kredi kartı borçlarını muvazaalı bir şekilde ödeyerek sizi kendine borçlandıran neo-tefecilerin ilanları da var.

Artık anlaşılıyor ki cep telefonu numaralarımız isimlerimizle birlikte elden ele geziyor. Buna nasıl bir önlem alabileceğimizi nereye sorduysam yanıt yok.

Operatörümü arayıp her tür reklam içerikli mesaj ve arama alımını kapattıralı epey zaman geçti, ancak operatörler sadece kendileri ile anlaşmalı olan şirket ya da merkezlerin mesajlarına karşı önlem alabiliyor. Fakat bakteri gibi üreyen çağrı merkezlerinin kaçak telefonları için yapılabilecek hiçbir şey yok.

Aramalar geldiğinde davranışımı standartlaştırdım. Bu yüzden diyaloglar da standartlaştı. Genelde şöyle gerçekleşiyor:

–          “Tevfik Bey ile mi görüşüyorum?”

–          “Evet buyrun?”

–          “Sizi bilmemne bilmemne hakkında bilgilendirmek için aradım. Müsait misiniz?”

–          “Öncelikle ben bir soru sorayım: Numaramı nereden aldınız?”

–          “Bu bilgiyi sizinle paylaşamam…”

Süper… Yani siz beni arayacaksınız, benim ben olduğumu bileceksiniz, hatta atıyorum ev telefonu hizmet sağlayıcımla sözleşmemin bittiğini bileceksiniz, ama ben numaramı nereden aldığınızı öğrenmek isteyeceğim, ama bunu söylemeyeceksiniz? Bu düşüncelerimi aynen ifade etmeye çalışıyorum:

–          “Nasıl yani? Beni aradınız. Benim Tevfik olduğumu biliyorsunuz… Ben de sizden bu bilgiyi nereden aldığınızı öğrenmek istiyorum. Bunu bana söylemeyecek misiniz?”

–          “Bakın beyefendi, burası bir çağrı merkezi. Biz numaraların nereden alındığını göremiyoruz.”

–          “Hangi çağrı merkezi?”

–          “Onu da paylaşamayız…”

Haydaaa… Görgü kuralıdır bir kere. Birini aradıysanız kendinizi tanıtmak zorundasınız değil mi? Hadi tamam, numaramı nereden aldığını bilmiyorsun, bari kim olduğunu söyle?

–          “Bana yetkili birini bağlar mısınız?” diyorum en sonunda.

Bu noktada “yetkili yok benim” diyen de var, bana gerçekten bir yetkili bağlayan da. Burada yeni bir savaş başlıyor.

–          “Beyefendi/Hanımefendi merhaba. Ben numaramı nereden öğrendiğinizi merak ediyorum.”

–          “Birisi referans olarak paylaşmıştır. Gizlilik gereği bu bilgiyi sizinle paylaşamıyorum.”

–          “Beyefendi. Ben bu saatte uyuyor muyum, uyumuyor muyum, müsait miyim, değil miyim diye düşünmeden beni tanımadığım bir numaradan arıyorsunuz, adımı biliyorsunuz [varsa spesifik başka bir bilgi onu da söylüyorum burada] ama ben numaramı kimden aldığınızı sorunca “gizli bilgi” diyorsunuz öyle mi?”

–          “Evet öyle…”

–          “Güzel. O halde bana beni aradığınız çağrı merkez her neyse onun ticari ünvanını verin lütfen…”

Yasal olarak yapabileceğim hiçbir şey yok evet… Ama varmış gibi ünvanını öğrenmek istiyorum… Bana yetkili olarak bağladıkları kişinin ticari ünvanın ne olduğu konusunda hiçbir fikri yok. “XYZ Ltd. Şti” ya da “XYZ A.Ş.” dedirtene kadar canım çıkıyor. Ya salağa yatıyor, ya da sonuna kadar gizlemeye çalışıyor, ya da gerçekten bilmiyor…

Bu sırada ben sinirlendiğim için suratıma kapatan da var. Suratıma kapatıldığında bana verilen numarayı arıyorum: Bazen birisi çıkıyor ve aynı saçmalıkları onunla da yaşıyorum, bazense bant kaydına alınmış bir kampanya metniyle karşılaşıyorum.

Ben bir vatandaşım. Her şeyden önce de insanım, bireyim… Gece vardiyasında çalışıyor olabilirim ve bu yüzden gündüz uyuyor olabilirim, hastam olabilir, bebeğim uyuyor olabilir, hiç aranmak istemediğim, havamda olmadığım bir anda olabilirim. Ben cep telefonunu sadece yakınlarım beni arayabilsin diye kullanıyor olabilirim…

Ama es kaza cep telefonumuzu kime verdiysek –bu bir mağazada alıveriş sırasında kart çıkarttırmak için olabilir, belki de bankadır bilemiyorum- ya da birisi her ne için referans verdi ise numaralarımız öbek öbek, paket paket çağrı merkezleri arasında satılıyor olabilir.

Hiç unutmuyorum, evde dijital TV hizmeti veren bir firma –adını vermeyeceğim- 20-30 çağrı merkezi ile anlaşmış sanırım, her gün birisi Hatay’dan, birisi Bursa’dan telefon almaktan bıkmış, sinir hastası olmaya doğru yol almıştım.

Tüketici koruma derneklerinin yapabilecekleri hiçbir şey olmadığını da geçen hafta bu derneklerden birinin şubesini arayarak öğrendim: Evet bu numaralar hakkında suç duyurusunda bulunabiliyoruz ama bu numaralar zaten gün aşırı değiştiriliyor olabilir.

Hukukçulara bu köşe aracılığıyla sesleniyorum: Bundan kurtulmanın bir yolu olmalı! Kişilerin özel cep telefonlarını pazarlama amacıyla her önüne gelen yerden aramasınlar! Cep telefonu numaralarının ticari değer taşıyan bir ürün olarak satışları ya da elden ele dolaşması engellensin.

Yazılımcı arkadaşlara da sesleniyorum: Bu numaraların toplandığı merkezler olsun. Telefonumuza bir program yükleyelim. Yasaklı numaradansa engellesin, mesajını bana göstermesin. E-posta’lardaki “gereksiz e-posta” kontrolü gibi yani…

Zaten olmadı bir imza kampanyası falan bizzat ben başlatmayı düşünüyorum.

Herkese iyi haftalar. Cumhuriyetimizin kuruluş yıldönümü kutlu olsun!

(29.10.2012’de Gazeteport‘ta yayınlanmıştır.)

Yazar Hakkında: Tevfik Uyar


Uçak Mühendisi, Sosyolog ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalışmıştır. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, ödüllü bir bilimkurgu yazarıdır.

İlgili Yazılar

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: