“FEMEN”e Kaldıysak?

Çıplak eylemleriyle bilinen FEMEN grubu Türkiye’den de geçmiş oldu. Geçmiş olsun. Atatürk Havalimanını “karıştırdıkları” için bizlerin de ilgi alanına fazlasıyla giriş yaptı. Okurlarımız da ilginç yorumlarıyla FEMEN’den pek güzel (!) bahsetmişler.

Olaylarla ilgilenmeyeceğim yine. Beni daha çok ülkemiz insanının tepkisi ilgilendiriyor. Çünkü her zaman bir şeyler olacak, her zaman uç ya sıra dışı insanlar, tepkiler, protestolar, eylemler gerçekleşecek. Ancak asıl bizi yansıtan bizlerin tepkileri. Aynamız, bizim bakış açımız bunlar.

Bu yüzden internet kullanan, haber sitelerinde turlayarak gündem hakkında bilgi sahibi olmaya çalışan, üstelik kendisinin de söyleyeceği sözleri bulunduğu için bu haberlere yorum yazan kitle bence çok önemli.

Özellikle bu yorumları incelerken karşılaştığım, benzeri yüzlerce yorum arasından özellikle sivrilen şu yorum beni benden aldı:

“Kadınlarımızın haklarını savunmak bu çıplak çirkeflere kaldıysa işimiz var”

Yazan kişi doğru ile yanlışı bir araya getirmiş. Doğru çünkü eğer kadınlarımızın haklarını savunmak o “çıplak çirkef”lere kaldıysa, bunu bizler yapamıyorsak, kadınlarımızı koruyamıyorsak vay halimize. Yanlış, çünkü yorumcu aslında bu durumu yine de aşağılıyor. Orada “çıplak çirkef” nitelemesi olmasa idi benim de altına imza atacağım bir yorum olurdu.

Kadın hakları deyince doğru şeyleri mi anlıyoruz bundan emin değilim.

Herkesin bildiği, üçüncü sayfadan öteye geçemeyen cinayet ve tecavüz haberlerini bir kenara bırakın. Eşitlik mevzuunu da bir kenara bırakın. Bunlar hemen hemen herkesin bildiği, hukukçuların ilgilendiği, kağıt üzerinde de olsa tanımlanıp, cezası vs. olan şeyler. Ancak kadınlarımızın, kızlarımızın daha kimsenin bilmediği ne sorunları var:  Eğitim hakkının gaspı!

4+4+4 ya da çocukların okula gönderilmelerinden bahsetmiyorum. Başka bir şeyden, hem de çok daha başka bir şeyden bahsediyorum:

Sormak istiyorum kaç kişi biliyor, küçük şehirlerimize eğitim görmeye giden üniversite öğrencisi kızlarımız, yerli halk tarafından ne gibi muamelelere maruz kalıyorlar? Kendi karısını, kızını kapı dışarı çıkarmayıp, ona yan bakılırsa öldürecek olan zihniyet, kendi şehrindeki üniversiteli kızlar hakkında ne düşünüyor biliyor musunuz?

Kız kaçırmalardan, zorla ırzına geçmelerden, dayaktan, ölüm tehditlerinden haberiniz var mı?

Yolda yalnız yürüyen bir kızın arkasında bir saatte kaç araba takıldığından, kaç arabanın önünü kesip rahatsız ettiğini bilemiyoruz değil mi?

Bu kızlar polise şikayette bulundukları zaman, şikayet edilen kişilerin de etkisiyle polis tarafından şikayetinden bizzat vazgeçirilmeye çalıştığını kaçımız biliyor?

Bunlar hayal değil. Uydurma hiç değil. Eğer varsa yakınlarınızda Anadolu’nun küçük şehirlerinde eğitim gören akrabalarınız onlara sorun. Onlara şehirde gezintiye çıkmak, okul ve yurt haricinde bir yerde bulunmak işkence haline geliyor. Minibüste, kafede, alışveriş merkezinde, sokakta sürekli laf atmalar, rahatsız etmeler, bakışlarıyla kıstırmalar… Bazı kızlarımız eğitimlerini yarıda bırakıp gelmek zorunda kalıyorlar.

Bence “kadın hakları” ile ilgili başat sorunlardan birisi ve gizli olanı budur. Üniversite öğrencisine bu gözle bakan zihniyetin acilen törpülenmesi gerekiyor.

Yazar Hakkında: Tevfik Uyar


Uçak Mühendisi, Sosyolog ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalışmıştır. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, ödüllü bir bilimkurgu yazarıdır.

İlgili Yazılar

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: