PANİK YOK: ORTALANACAKTIR!

Her kötü şeyin üstüste geldiğini mi düşünüyorsunuz? Bahtsız olduğunuza dair bir inancınız var mı? Her şey iyi giderken hep aksilik mi çıkıyor? Murphy kanunları sizce de geçerli mi? O zaman bu yazıya bir göz atın: Yalnız dikkat, bu yazı bir kişisel gelişim yazısı değildir.

(Bu yazı Açık Bilim Dergisi‘nin 3. sayısında yayınlanmıştır.)

“İstatistiğin yalan söylemenin bir yolu olduğu” şeklinde zaman zaman doğru da yorumlanabilecek bir önerme herhalde duymuşsunuzdur, ancak zaten istatistiki bilgi bize neyin ne olduğunu değil, onun ne sıklıkta olduğunu söyler.

Örneğin bir parayı havaya attığımızda yazı ya da tura gelme olasılıklarından her birinin değeri 1/2’dir. On defa attığınızda da, yüz defa attığınızda da bu olasılıklar değişmeyecektir, ancak atış sayısı arttıkça gerçeklerin daha önce hesaplanmış olasılık değerine yaklaştığı görülür. Zira art arda dört kez atılan bir paranın dördünün de tura gelmesi o kadar şaşırtıcı olabilir fakat size yüz defa atmama rağmen hepsinin tura geldiğini söylese idim, paranın her iki tarafının da tura olup olmadığına bakmamı tavsiye ederdiniz.

Gerçekten de örnek olayların sayısı arttıkça istatistiki bilgiler gerçeğe daha çok yaklaşır. Bu yüzden yazı ve tura gibi iki seçeneği bulunan olaylarda bir ortalamaya dönme eğilimi mevcuttur.

Belki çoğu zaman “Murphy kanunu” diye anılan garip olaylar silsilesinin temelinde bu yatıyordur.

Aşağıdakine benzer bir deneyim yaşamayanımız var mı?

Bir restorana gittiniz. Yemekler lezizdi. Servis muhteşem. Her şey harika! Dört dörtlük. Çok yüksek bir memnuniyet seviyesiyle oradan çıktınız. Elbette bu restoranı arkadaşlarınıza da tavsiye ettiniz ve hatta bir gün onları organize ederek birlikte yemek yemek üzere bu restorana geldiniz. Bir saat sonra çıkışta “Hakikaten geçen çok güzeldi, neden böyle oldu anlamadım. O gün böyle değildi yemekler, üstelik servis de çok iyiydi” diye açıklama yapıyorsanız, muhtemelen haklısınız. Olayın perde arkasındaki gizli el ortalamaya dönme eğilimine aittir.

Tesadüf eseri tüm koşulların en iyi olduğu anda teşrif ettiğiniz restorana bir dahaki gittiğinizde aynı şekilde tatmin olmamanız, olasılığın bu kuramına göre oldukça tutarlıdır.

Yargı hataları

Bu etkinin zaman zaman yanlış kararlara sebep olduğu, hatta bilimsel olduğu düşünülen çalışmalarda yanılsamalara sebep olduğu da olmuştur.

Örneğin İsrail Hava Kuvvetleri pilotları üzerinde ceza ve ödüllerin etkisi ile ilgili yürütülen bir çalışmada şu aşağıdaki hadiseler gerçekleşmiştir:

“Bir pilot çok kötü uçuş yaptığında kendisine ceza verildiğinde sıradaki uçuşunda daha yüksek performans göstermektedir. Çok iyi bir uçuş yaptığında takdir edildiğinde ise sıradaki uçuşunda daha kötü performans göstermektedir. Buradan elde edilen sonuca göre, cezalar pilotlar üzerinde etkiliyken, takdir ise tam ters bir etki yapmaktadır.”

Burada çalışmayı yürütenlerin es geçtiği önemli bir husus vardır:

Bir pilot, herhangi bir sebepten ya da bir çok sebebin üstüste gelmesi sebebiyle çok kötü bir uçuş gerçekleştirdiyse onun sıradaki uçuşunun daha iyi olma ihtimali çok yüksektir.

Benzer bir şekilde bir pilot, iyi bir motivasyon ve olumlu bir çok etkenden dolayı en iyi uçuşunu gerçekleştirdiyse kuvvetle muhtemel sıradaki uçuşu bundan kötü olacaktır.

Aslında olay, ceza ya da ödülden bağımsızdır. İyiyi ve kötüyü belirleyen, ortalamaya dönme eğilimidir.

İkinci yıl etkisi

Amerikan beyzbolunda “İkinci yıl” etkisi denen bir etki de benzer sebeplerden ortaya çıkmaktadır: Bir oyuncu herhangi bir sezonda inanılmaz oyunları ve attığı sayılarla çok büyük bir yıldız haline gelir. Sıradaki sezon ise gözden düşer, eleştirilir, hala iyi oyuncudur tabi ki ama artık bir yıldız değildir. Gazeteler de bu konuda ilginç yorumlar yapabilirler: Evlendi, boşandı, kilo aldı, şımardı vb… Halbuki yapılabilecek en mantıklı yorum: “Ortalamayı buldu” olurdu.

Bu düşünceyi baz alırsak istikrarlı bir şekilde yükselişini sürdürenleri açıklamakta zorlanıyor gibi görünebiliriz. Oysa öyle değil:

Aynı şey muhtemelen bir çok meslek grubu için geçerlidir: Sanatçılar, oyuncular, filmler, yazarlar, yönetmenler… Başarıları sistemli çalışmalarına ya da yeteneklerine bağlı olmayıp, sadece “en iyi anlarını” şans eseri yakalayabilmiş olanlar, “çabuk parladı, çabuk söndü” dediğimiz sınıfta yerlerini alacaklardır.

Bunu istatistiği –ve olasılığın- bir dinamiği olarak anlattık, oysa yine istatistiklerle konuşacak olursak elbette yetenekli ya da mesleğine saygı duyarak disiplinli bir şekilde kendini geliştiren bir şahsın mesleğinde yükseleceği ve rakiplerine fark atacağı çok daha olasıdır ve istatistikler de bunun böyle olduğunu göstermektedir.

Motivasyon / Moral Bozukluğu

Hayatlarımızdaki tecrübeleri de değerlendirecek olursak, bir çok kararımızın arkasında ortalamaya dönme eğilimini hesaba katmadığımız için bazı hatalar yaptığımız gerçeğiyle karşılaşabiliriz.

Mesela çok iyi başlamasına rağmen daha sonra çok kötü gittiği gerekçesiyle bir şeyden bıkıp bıraktıysanız belki de onu çok erken bırakmışsınızdır.

Bu duruma özellikle iş sahasında, ya da dostluk, arkadaşlık, sevgililik gibi ikili ilişkilerde rastlanabilir. Evliliğin ilk iki-üç yılının çok zor geçtiği ancak bu eşik aşılırsa evliliklerin devam ettiğine dair yaygın bir inanış vardır. Bu ampirik bir bilgi olsa da çift danışmanlarının da bu cümleleri telaffuz ettiğini duyabilirsiniz. Yapılan araştırmalardan kimisi ise beş yılı işaret eder. Zira balayı, yoğun sevgi ve ortak heyecanların yoğun yaşandığı cicim aylarından sonraki süreçte bir süre hiçbir şeyin başlanıldığı gibi olmaması oldukça muhtemeldir. Tabi ki bu, bahse konu çiftlerin gerçekten sorunları olmadığı anlamına gelmiyor… Sadece bir bakış açısı.

İyi başlangıçların bir süre sonra moral bozukluğuna kurban gitmesi ama bunun yanında kötü başlangıçların giderek daha iyi bir ortalamaya çekilmesinin de motive edici olması beklenebilir:

Belki de bugün zenginlikleriyle ünlü iş adamlarının genelde anlattığı öykülerde tezgahtarlıkla, küçük bir dükkanla, seyyar satıcılıklı başlamış olmaları buna örnektir. Ya da insanların ikinci evliliklerinde ya da iş tercihlerinde birinci seferde olduklarından daha mutlu olduklarını söylemesi de bir ihtimal bu yüzdendir.

Sonuç

Ortalamaya dönme eğilimi, zıt sonuçları olan bir olay için örnek sayısı arttıkça oranların birbirine yaklaşacağına dair istatistiksel bir öngörüdür.

Tabi ki yukarıda bahsettiğimiz, özellikle iyileşmeye dair durumlarda edinilen tecrübe, kazanılan bilinç gibi faktörlerin sayesinde daha iyi tercihlerde bulunmak çok daha gerçekçidir. Zaten ortalamaya dönme eğilimi, ilk paragrafta da söylediğimiz gibi, havaya atılan bir paranın yazı mı, yoksa tura mı geleceğinin asla bilinmeyeceği gibi ya da benzer bir belirsizlik ortamında, rastgele seçimler için geçerlidir.

Biz yine de kıssadan hissemize bakalım:

Şu an hayatta her şeyin kötü gittiğini düşünüyorsanız paniklemeyin! Ortalanacaktır…

(1) Stuart Sutherland, İrrasyonel. Domingo Yayınları. 2009.
(2) Jason Zweig, Do You Sabotage Yourself? Daniel Kahneman has done more than anyone else to explain why most of us make so many mistakes as investors–and what we can do about it. CNN Money, 2001, 1 Mayıs.
(2) İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Rian Dişçi ile Dr. Halim İşsever’in, 3 bin 60 boşanma vakasını inceleyerek yaptıkları araştırma, evlilikte en kritik dönemin, ilk 5 yıl olduğu bulgusuna ulaşmıştır. (İssever H, Dişçi R: İstanbul’da 1999 yılında sonuçlanmış boşanma davalarına boşanma nedenlerinin incelenmesi. Adli Tıp Bülteni Cilt 5, sayı: 3, 2000.) Tabi ki araştırma, boşanmaların hangi kritik sebeplerden kaynaklandığını da ortaya koymuştur.

Tevfik Uyar, “Panik Yok! Ortalanacaktır.” – Açık Bilim 3. Sayı.
http://www.acikbilim.com/2012/01/dosyalar/panik-yok-ortalanacaktir.html

Yazar Hakkında: Tevfik Uyar


Uçak Mühendisi, Sosyolog ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalışmıştır. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, ödüllü bir bilimkurgu yazarıdır.

İlgili Yazılar

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: