Monthly Archives: Mart 2012

Avrupa Treni Günlükleri

Nihayet çok uzun süredir planladığım. Peyami Safa’dan esinlendiğim, ancak onun izlerini tam olarak takip edecek kadar vaktim olmadığından kendimce yeni bir plan çizdiğim Avrupa Seyahati’ne çıkıyorum.

Bir aksilik olmadığı takdirde 2-3 hafta içerisinde yola çıkacağım ve hazırlıklarımın bazı safhalarını, daha sonra da yaşadıklarımı internet bağlantısı buldukça buradan paylaşacağım.

Şimdilik sessizlik…

Arabesk Funk: EbrulİMuharrem – Kurtar Yarab!

İddia ediyorum; böyle bir yorum, böyle bir düzenleme hiç duymadınız, görmediniz, bilmediniz! İddia ediyorum bir kere dinlemekle yetinmeyeceksiniz de… Her şeyiyle harika bir çalışma.

Oldukça ilgi çekici, garip, deneysel bir türün zannedersem ilk, yanılıyorsam da onun lokomotifi olacağını tahmin ettiğim temsilcisi olan müzik grubu. Ebru Gerçek ve Muharrem Karaer adlı iki kişiden müteşekkil…

Geriye kalan yorumları sizlere bırakıyorum. (Miret Çölek’e teşekkürler.)

Tevbe “Kurtar Yarab”
Ebrulimuharrem
Director: Taylan Mutaf http://www.taylanmutaf.com/
Production Manager: Tuba Karaer
Director of Photography: Alev Erdogan
Firsth Assistant Director: Enes Erbay

ZAMANUSTA: Saçılım

Kararlı Denge 01 - Saçılım (zafer)

Saçılım (Zafer), Kararlı Denge 01

Düzenleme: Zamanusta / Piyano Solo: Ozan Oğuz Haktanır
2006 – Encode: LAME in FL Studio 6

[powerpress]

[box type=”download”] İndirmek için tıklayın: http://tevfikuyar.com/zamanusta_sacilim.mp3 [/box]

Müthiş gün(!): 11.11.11

Sayılar oldukça gizemliler; çünkü esnekler. Kelimeleri ve harfleri toplayamayız, çarpamayız ya da bölemeyiz; ancak sayılar bu işlemlere tabi tutulabilirler. Böylece size sınırsız bir yol da açmış olurlar. Read More

Uçaklarımızda yetim hakkı

İki anımı anlatacağım…

Birincisi şöyle:

Yıl 2005. Eskişehir’deki 1nci Hava İkmal Bakım Merkezi’nde stajyerim ve birinci gün oryantasyondayız. Başımızda sivil şeflerden birisi var. Park halinde F-5 ve F-4’ler dizili ve yanlarından geçiyoruz. Durup bakma isteğimizi anlamış olmalı, “gelin” dedi götürdü bizi. Uçakların yanına gittik.

Mühendis olup yerli uçaklarımızı yapma idealiyle yetişmiş gençler olarak uçaklara gıpta ile bakıyoruz. ABD’den satın alınmış, maliyeti çok yüksek sistemlerdi bunlar. Konu bir şekilde uçakların fiyatına geldi. Sivil şef yüklü silahlara göre fiyatının değişkenlik gösterdiğini vs. anlattıktan sonra, “Düşünün, bunda kaç yetimin hakkı var… Memlekete dönecek para, oralara gitti bunlar için. Kaç yetimin boğazıncan geçecek lokma bu uçakta şimdi.” dedi ve devam etti: “Biz uçaklara burada bu gözle bakıyoruz. Her ne olduysa olmuş, bir şekilde bunu biz yapamamış, elin adamına etek etek para dökmüşüz. Şimdi ona iyi bakarsak, yarın kendi uçaklarımıza daha iyi bakarız.”

Diğeri de şöyle:

Aynı yıl; yine aynı yerdeki staj görevimdeyim. Stajın son günleri. Görevli yüzbaşılardan birisi bize geçmişteki kazalarla ilgili bazı kayıtlar gösteriyor. Asker okurlarımız iyi bilirler. Çiğli’de 2002 yılında gerçekleşmiş F-16 kazasıydı ve uçağın gaz kollarıyla ilgili bir arıza var. Yani pilot motorun takatini kesmek istese de kesemiyor. Kendisinin atlaması için tüm yeter ve gerek koşullar sağlanmış ancak Şehit Pilot Oğuz Yenen atlamak istemiyor ve uçağı kurtarmayı deneyeceğini ifade ediyor. Şehadeti göze alarak, memleketin uçağını kurtarmak için canını tehlikeye atıyor. Nitekim gerçekleştirdiği üç denemeden sonuncusunda uçak pistte durmuyor, toprağa çıkıyor ve pilotumuz şehit oluyor.

Tüm kule konuşmalarını bizzat duydum, kazayı izledim. O dönemde basında haberler aynen olayın olduğu şekliyle de yer aldı ve kahraman pilotun hakkı verildi.

*

Bu tip olaylarda rasyonel düşünmek gerekirse, elbette atlamak mantıklıdır; ancak kendine ve bilgisine güvenen bir pilot uçağı kurtarma konusunda elbette her ihtimali değerlendirmek ister. Bir defa, bir arıza sonrasında iniş yapabilme ihtimali öyle hemen hesaplanabilir bir şey değildir. Karşınızdaki bir ekran size düşme ihtimalinizi göstermez.

Sivil uçaklarda atlama şansı hiç yoktur ona bakarsanız ve sivil pilotlar, hayati bir arıza karşısında elinden gelenin en iyisini yaparak uçağı kurtarmak isterler.

Askeri uçaklarda size atlama şansı verilmiş olması, elinizden gelenin en iyisini yaparak kendinizi ve uçağınızı kurtarmaktan vazgeçmeyi zaruri bir karar haline getirmez. Prosedürler belli başlı arızalarda size atlama yetkisi verse de, karar sizindir.

Bu konuya değinmemizin sebebi, F-16 kazasının gerçekleştiği 2002 yılından bugüne, zihniyetimizde meydana gelen korkunç değişimdir.

Konya’da eğitim uçuşu yaparken şehit düşen Şehit Pilot Yüzbaşı Ümit Özer’in kule ile konuşmalarını ihtiva eden haber, atlama tavsiyesine rağmen şehit pilotun “bunda yetim hakkı var, kurtarmayı deneyeceğim” dediğini iddia ediyordu. Resmi bir ses kaydı dinlemedik. Doğru ya da yanlış mühim değil.

Ancak bazı mecralarda yapılan yorumlar utanç verici.

2002 yılında “kahraman” olarak gördüğümüz pilotu nasıl oldu da şimdi göremiyoruz?

Onun bu davranışının hata olup olmadığını rasyonel bir çizgide değerlendirmek başka, “pilot böyle şey söylemez, kendi canını hiçe saymaz, yalandır” diyerek bir askerin, hem de gözüpek bir askerin onurunu çiğnemek başka, üstelik bir de garip detaylardan, ilginç mali hesaplamalardan yola çıkarak, haberin mantıksız olduğunu iddia ederek, haber kaynağını yalanlamak, cahillikle suçlamak başka.

Meğer oradan buradan okuduğu, kaynağı bile belli olmayan politik haberlere fazla itibar ederek askerimiz hakkında bu denli yanlış düşünen pek çok insan varmış.

Her iki anlattığım örnekte de yerleşik mantık bellidir. Ben yıllar önce izlediğim kayıtta o F-16 pilotunun bu mantıkla uçağı kurtarmayı denediğini gözlerimle gördüm. Olumsuz düşünerek rahmetliye çamur atanlar hangi bilgilerine dayanarak bunu söylerler bilemem… Ama bilin ki Türk askeri o yetimin hakkını düşünür!

Şehidimize Allah’tan rahmet, yakınlarına da baş sağlığı diliyorum.

Y. Doç. Dr. Hacı İbrahim Keser’in anısına…

İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Uzay Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Y. Doç. Dr. Hacı İbrahim Keser, bugün (18.03.2012 Pazar) tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

Hacı İbrahim Hoca oldukça sessiz ve mütevazı bir insandı. Kendisine soru sorduğumuzda önce bizi düşünmeye zorlamak için “sence?” diye sorardı. Belki de hazır yanıtlarla yetinmemek ya da onun vereceği yanıtları anlayabilmemiz için temel bir düşünüşe sahip olmak için yapardı bunu. İlk duyduğumuzda belki de sorduğumuz sorunun yanıtını bilmediğini düşünürdük ama sonrasında derste ya da başka bir zaman bir şekilde sorumuzu yanıtladığını gördüğümüzde böyle düşündüğümüzden utanırdık.

Bir arkadaşımla birlikte kendisini pek ilginç bulduğumuz için seçmeli olarak Hesaplamalı Aerodinamik dersini ondan almıştık. Biraz öğrencilik muzurluğu payının da olduğunu itiraf etmem gerek. Hacı İbrahim Hoca her hafta mutlaka kısa sınav yapardı; hem devamlılığı sağlamak için, hem de bilgilerimizi sık tekrar edelim diye. Bu sınavlara katılındığı müddetçe ders geçilirdi.

İlk başlarda pek hevesli görünmüş olmalıyız ki ödev olarak bize kar, buz gibi partiküllerin bulunduğu bir akış ortamında cisimler üzerindeki birikimi konu alan –muhtemelen doktora teziydi- bir çalışmasının başka bir sürümünü ödev olarak vermişti. Yapmaktan kaçındık; zira doktora tezi olabilecek bir konuyu ödev olarak yapmamız mümkün değildi. Ama sonradan anladık ki aslında yapacağımızı bekleyerek değil, aynı şekilde “sence?” sorusuyla hedeflediği gibi, araştırmamızı, yapamasak da zorlamamızı bekliyormuş. Baktı ki biz hevessiziz, ikimize de ayrı konular verererek daha basit bir proje çalışması vermiş oldu.

Ölümün zamanlısı yoktur derler. Hocamız 1966 doğumluydu. Biz onu en genç hocalardan biri olarak gördüğümüzden olsa gerek, bugün haberi aldığımda konduramadım.

Kendisine rahmet, yakınlarına da sabır diliyorum.

Ruhunuz şad olsun hocam.

Fotoğraflarla Açık Bilim Radyo Programı

Bildiğiniz üzere bir süredir Ömer Cansızoğlu ile 91.6 frekansından yayın yapan Radyo 24’te (Haberin Radyosu) eğlenceli bir sohbet konseptinde bir bilim ve felsefe programı yapıyorduk ve yaklaşık dört haftadır sevgili Sinem Doğan ile de sohbetimize sohbet katıyoruz.

Açık Bilim Radyo Programı, her salı 20:00'de, 91.6'da.

Gerek tanıtım çalışmalarında kullanmak, gerekse dinleyenlerimizle cemalimizi de paylaşmak için bir fotoğraf çalışması düşünüyorduk ki, uygulama Emel Sarıgül’den geldi! Kendisine tekrar çok teşekkür ederiz.

Türkiye’de belki de bir ilki gerçekleştiriyor olduğumuzu söyleyebilir miyiz bilemiyorum, ancak en azından hiçbirimiz benzer bir program hatırlamıyoruz.

Her bölümde farklı bir ana konu etrafında dolanıyor, hem kendimiz  bol bol gülüyor ve eğleniyor, hem de dinleyenlerimize keyifli bir saat sunmaya çalışıyoruz.

Açık Bilim için bazı yararlı bağlantılar vereyim:

Açık Bilim Radyo Programı ile ilgili bilgi ve bağlantılara ulaşabileceğiniz Facebook sayfası için tıklayın.

iTunes ile (iPod, iPhone ve iPad’lerde kolaylıkla dinleyebilmek, güncellemeleri otomatik indirebilmek için):

Açık Bilim Radyo Programı  iTunes bağlantısı

Zune kullanıcısı iseniz:

  Açık Bilim Radyo Programı Zune bağlantısı

Google Reader hesabınıza ya da Google Anasayfanıza eklemek için:

  Açık Bilim Radyo Programı Google Bağlantısı

El ile eklemek ya da başka bir RSS beslemesi ile takip etmek için:

  Açık Bilim Radyo Programı Besleme Adresi

Sitemizden ulaşmak ve tarayıcı üzerinden dinlemek için tıklayın.

Ve bunlar da 3 Mart 2012 tarihindeki programımız sırasında Emel Sarıgül’ün çektiği fotoğraflardan bazıları:

[nggallery id=21]

Florence + The Machine – Cosmic Love, Sözler ve Akorlar

Duyduğumdan beri dinlemekten vazgeçemiyorum. Muhteşem bir şarkı.

Bu kızıl saç rengi de güzel ayrıca. Herkese gitmez, o ayrı.

[youtube http://www.youtube.com/watch?v=2EIeUlvHAiM]

Şarkıyı çalmak isteyenlere orjinal tonuyla akorlarını da koyayım:

F     C       Am                       F     C        Am
A falling star, fell from your heart and landed in my eyes
F        C      Am
I screamed aloud, as it tore through them
F       C            Am
And now it’s left me blind

Chorus:
F          C        Am
The stars, the moon, they have all been blown out
F      C           Am
You left me in the dark
F        C      Am
No dawn, no day, I’m always in this twilight
F           C        Am
In the shadow of your heart

Verse 2:
F      C       Am
And in the dark, I can hear your heartbeat
F      C           Am
I tried to find the sound
F        C         Am
But then it stopped, and I was in the darkness
F       C      Am
So darkness I became

Chorus:
F          C        Am
The stars, the moon, they have all been blown out
F      C           Am
You left me in the dark
F        C      Am
No dawn, no day, I’m always in this twilight
F           C        Am
In the shadow of your heart

Bridge:
G                     F
I took the stars from our eyes
G                Am
And then made a map
G                        F
And knew that somehow I could
G            Am
Find my way back
G                       F
Then I heard your heart beating
G                         Am
You were in the darkness too
G                    F             Am
So I stayed in  the darkness with you

 

“FEMEN”e Kaldıysak?

Çıplak eylemleriyle bilinen FEMEN grubu Türkiye’den de geçmiş oldu. Geçmiş olsun. Atatürk Havalimanını “karıştırdıkları” için bizlerin de ilgi alanına fazlasıyla giriş yaptı. Okurlarımız da ilginç yorumlarıyla FEMEN’den pek güzel (!) bahsetmişler.

Olaylarla ilgilenmeyeceğim yine. Beni daha çok ülkemiz insanının tepkisi ilgilendiriyor. Çünkü her zaman bir şeyler olacak, her zaman uç ya sıra dışı insanlar, tepkiler, protestolar, eylemler gerçekleşecek. Ancak asıl bizi yansıtan bizlerin tepkileri. Aynamız, bizim bakış açımız bunlar.Read More

Dipnot.TV’de Açık Bilim

Türkiye’nin en çok takip edilen internet haber portallarından birisi olan Dipnot.TV, Açık Bilim hareketimizi sayfalarına taşıdı. Sinem Doğan imzalı röportajımda, Açık Bilim dergisi ve radyo programının yanısıra Türkiye’de bilim ve bilim merakı konuları üzerine konuştuk.

Dipnot.TV’ye ve Sinem Doğan’a teşekkürlerimle.

Bilim denildiğinde hepimizin aklına anlaşılması zor terimler, büyük bir ciddiyetle açıklama yapan bilim adamları geliyor. Bilim bir canavar mı, korkmamız mı gerekiyor yoksa göründüğünden farklı mı?

Türk bilim adamlarından oluşan bir grup bilimin daha fazla konuşulması ve sevilmesi adına Açık Bilim isminde bir oluşum örgütlediler. Açık bilim dergisinin kurucularından Tevfik Uyar Açık Bilim oluşumunu dipnot.tv’ye anlattı.

Ulaşmak için tıklayın: http://www.dipnot.tv/25607/Neden-iki-galaksinin-carpismasi-iki-unlunun-evlenmesi-kadar-ilgi-cekici-degildir.aspx

Kocaeli Üniversitesi’nde “Açık Bilim” Söyleşisi

Sivil Havacılık Öğrencileri Birliği (SHÖB) aktif ve örnek çalışmalarına devam ediyor ve bizleri de yeniden mutlu etmeyi başardı. Geçtiğimiz hafta SHÖB’ün düzenlediği “Açık Bilim” söyleşisi kapsamında Kocaeli Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksek Okulu’nda idik.Read More

“Şizofreni mi? Paralel evren mi?”

Türkiye’nin en aktif, en yerinde duramayan gazeteci ve yazarı, sağlık sektörünün nabzını tutan Esra Öz, İz Odası adlı kitabım için benimle bir röportaj gerçekleştirdi.

Sağlık Dergisi için gerçekleştirdiği röportajı kendi bloğunda yayınlayan Esra Öz’e teşekkürlerimle.

Yaşadığı bir felaketin ertesi gününde artık farklı bir kimliğe ve çevreye sahip olduğunu fark eden bir adamın hikayesini, “İz Odası” kitabında anlatan Yazar Tevfik Uyar, verdiği bulgularla “şizofreni hastası mı?” sorusunu akıllara getirirken, diğer yandan bazı bilimsel konuları ele alıyor.

Paralel evren kuramı, Akıllı Hans, Philadelphia olayı gibi tarihi bazı iddia ve fenomenler hakkında bilgi veren kitapta, karakterin hayatının bir anda değişebileceği bir takım fizik kuralları refere edilerek ele alınıyor. Kitapta anlatılan karakter, yanıbaşına bir yıldırım düşmesi ile hayatındaki birçok şeyin değiştiğini düşünür ancak kimseye anlatamaz. Ailesi dışında çevresindeki herkes değişmiştir. Ne iş yaptığını, ne mezunu olduğunu hatta sevdiği insanı bile tanımaz. Olayın detayları bilimsel bazı temellerle anlatıldığında aslında bu kişi için konulacak teşhis bellidir, şizofreni. Ancak kuantum kuramıyla zamansal ve mekansal farklılıklar ele alınır.

Kurgusu ve içeriğiyle bakış açısını geliştirecek olan kitap, bilimsel olayları akıcı bir dille öyküleştirilerek anlatılmış.

Tevfik Uyar, “İz Odası” kitabı hakkında Sağlık Dergisi’nin sorularını yanıtladı.

 

http://fesraoz.blogspot.com/2012/03/sizofreni-mi-paralel-evren-mi.html

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google