“İHA Yapmak” Ne Demektir?

Geçtiğimiz günlerde Van’da gerçekleşen yeni deprem sonrasında önemli bir gerçeği gördük:

Eğer belli bir makamn sahibi iseniz, söyledikleriniz bağlayıcıdır. Söyledikleriniz bağlayıcı ise de bunu dikkatli bir araştırma neticesinde gerçekleştirmekte fayda var. Özellikle konu bilimse ve söylemleriniz sıcak bir sohbet olmayı amaçlamıyorsa, kavramlar, fikirler mutlaka ki bir bilgi temeli üzerinde şekillenmeli.

Van depremi örneği çok münferit bir örnekti ancak söz konusu savunma sanayii ya da havacılık olduğunda  bu durumla sürekli olarak karşılaşıyoruz. Özellikle de kişisel yorumlara… İnternetteki forumları açın, bakın: Temelsiz ve yanlış bilgilerin cirit attığını göreceksiniz. Bu tip niş alanlar diğer her alan gibi çok sayıda ilgiliye sahip olabilir, ancak niş alanların takipçileri özellikle fanatiklerdir ve bilmekle gurur duymak isterler.

Hal durum böyle olunca kişisel yorumlarla hakikatler zaman zaman birbirlerine karışabilirler ve hatta zaman zaman önemli kurumların başında olan insanlar bile çok ciddi yanlışlıklar yapabilirler.

Özellikle ilgilendiğim alanlardan birisi olan ve daha önce de çalışma yapmış olma fırsatı bulduğum İnsansız Hava Araçları Konusu, yükselen ve görece yeni bir teknoloji olduğundan bilgi karmaşasından en çok nasibini alan konulardan birisi.

ANKA’nın çok ciddi çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılmış olan yerli savunma sanayii ürünümüz olması dolayı ile de hem kamuoyu, hem de basın konuya oldukça ilgi gösterdi. Hatırlandığı üzere o dönem, basındaki yanlışlıklara engel olmak ve naçizane kamuoyunu aydınlatmak amacıyla çok geniş bir çalışma kaleme almış ve siz okurların bilgisine sunmuştum.

Özellike terör olaylarının patlak vermesiyle önemi tekrar anlaşılan İHA’ların basında sürekli olarak gündeme gelmesi ve kurumların İHA’larla ilgili hedeflere sahip olması ile birlikte bazı yanlışlar –ya da eksiklikler- sürekli olarak tekrar ediliyor. Bu sebeple çok kısa da olsa, yapılan genel hataları düzeltmek adına özet bir gözden geçirme yazısı yazmak istedim.

1. İHA’lar Çok Çeşitli Sınıf ve Tiplere Sahip Ayrı bir Hava Aracı Türüdür.

Bir defa İnsansız Hava Aracı’ndan bahsederken onun hangi görev ve tipte olduğunu söylemek çok mühim. Tek başına “İHA üretmek” dendiği zaman kastedilenin ne olduğu anlaşılmamaktadır. Yoksa uzaktan kumandayla uçurulan ve üzerine küçük bir kamera takıldığı zaman yerden görüntü alma görevini yerine getiren oyuncaklar bile var.

Oysa İHA’ları görevlerine göre ayırdığımızda Sahte Hedef / Yem / Hedef Dronu, Keşif / Gözetleme / İstihbarat Uçağı, İnsansız Muharebe Araçları veya Bilimsel Amaçlı / Deneysel olmak üzere temelde dörde ayrıldıklarını görüyoruz. Ayrıca boyutlarına göre Mikro / Mini / Diğer olmak üzere üçe, kesin bir sınıflandırma olmamakla beraber ampirik olarak irtifa ve dayanımlarına göre de Elden Fırlatmalı, Alçak İrtifa, NATO tipi, Taktik, MALE (Orta İrtifa Uzun Dayanımlı) ve HALE (Yüksek İrtifa Uzun Dayanımlı) olmak üzere kabaca altıya ayrılırlar.

2. Türkiye Zaten İHA Üretmiş ve Uçurmuştur

Önceki başlıkta anlattığımız sınıflandırma sorunuyla birlikte alındığında İHA üretme hedeflerinin ilkmişçesine ya da ANKA’nın dışındaki ilk hedefmişçesine lanse edilmeleri yanlıştır. TAI dışında İHA sistemleri tasarlama, üretme ve uçurma konusunda SSM ile koordineli olarak çalışmış, testlerde başarı yakalamış ve anlaşmaya varmış iki firma daha vardır: Baykar ve Vestel Savunma.

Ayrıca Türkiye’nin çeşitli Sanayi Bölgeleri’nde imalat sanayii faaliyet gösteren ya da sadece bir mühendislik firması olarak faaliyetlerini sürdüren, SSM ya da herhangi bir kurum ile koordinasyonu olmayan, bir kısmı sivil ve ticari amaçlı olmak üzere radyo kontrollü ya da otonom uçabilen hava aracı tasarlayan ve kısmen/tamamen başarı sağlayan firmalar da mevcuttur.

Ayrıca ANKA, Heron ya da Predator İHA’ları ile herhangi bir İHA’yı ya da projesini aynı cümle içerisinde kullanmamak gerekiyor. Sınıflandırma ile ele alınırsa eğer, Türkiye irtifa ve dayanımlarına göre Taktik İHA ve Elden Fırlatmalı İHA alanlarında zaten başarıyı yakalamıştır. MALE tipi ANKA, Predator ve Heron üçlüsünün konsepti farklıdır.

3. Türkiye ANKA İle “İHA Üreten 3 Ülkeden Birisi” Olmayacak

Eğer sınıflandırma kaygısı gütmezsek toplamda 50 ülkenin en az bir İnsansız Hava Aracı programı vardır ve prototiplerini uçurmuşlardır.

Eğer ANKA’nın sınıfına bakacak olursak MALE tipi (Orta İrtifa Uzun Dayanımlı) insansız hava aracı üreten ve operasyonel hale getiren, ABD, Hindistan, İsrail, İtalya ve bir ortaklık programı olarak EADS’yi (Avrupa Birliği) tek bir ülke sayarsak toplamda 5 ülke zaten vardır. Prototipi ortaya çıkarmış olup uçuş testlerini gerçekleştiren bir ülke (Çin) ve geliştirme aşamasında bulunan ve seri üretime henüz geçmemiş daha bir çok ülke vardır (Fransa, İsveç, Güney Afrika vb.). Hangisinin önce bitireceğine bağlı olarak “kaçıncı ülke” olacağımız değişiklik gösterecektir.

Sonuç

“İnsansız Hava Aracı yapmak” cümlesi ve amacı tek başına bir anlam ifade etmez. Oyuncakçılarda da bulabilceğiniz radyo kontrollü uçaklar / helikopterler bile kullanıldığı operasyonel amaca bağlı olarak İnsansız Hava Aracı olarak adlandırılabilirler. Elma ile armutu birbiriyle karşılaştırmamak ve sapla samanı birbirinden iyi ayırt etmek için İHA’larla ilgili sınıflandırmayı ya da en azından operasyonel kabiliyetleri açısından ne şekilde ayrıldıklarını iyi bilmek gerekiyor.

TAI’nin ANKA projesi ile Baykar’ın Gözcü projesi birbiriyle karıştırılamayacağı gibi, tasarlamayı ve uçurmayı düşündüğümüz herhangi bir uçağın projesini de sınıflandırmadan herhangi başka bir araçla karşılaştırmak mümkün değildir.

Operasyonel amaç, misyon ve otomasyon miktarı hesaba katıldığında durum iyice çetrefilli bir hale gelmektedir; Yoksa İTÜ’de ve ODTÜ’de sadece öğrenci grupları bile gönüllü ya da ders projesi olarak her yıl bir ya da iki adet İHA üretiyor ve bu uçaklarla yurt dışında yarışmalara katılıyorlar.

Zaten aerodinamik olarak, İHA gibi düşük hızlı bir aracın tasarlanması ve üretilmesi son derece basittir. Temel uçak mühendisliği eğitimi almış birisine yeteri kadar süre verildiğinde bir uçağın kavramsal ve ön tasarım aşamalarını ve hatta ayrıntılı tasarım aşamalarını bile tek başına gerçekleştirebilir.

Söz konusu özel kabiliyetler (görev isterleri) olduğunda burada daha geniş ve yetkinlik gerektiren mühendislik ya da teknoloji konuları devreye girmektedir. İHA’nın yetkinliğini belirleyen onun uçuş kontrol sistemi, komuta / kontrol sistemi, varsa üzerindeki özsavunma ya da muharebe sistemleri, ağ merkezli savaş kabiliyeti, sensörler, kameralar vb. unsurlardır. Onun ne kadar kullanışlı olduğu ise görev isterlerini yerine getirebilmesi, bekası, bakım ve onarım kolaylığı ile ölçülür.

Herkese iyi haftalar.

Yazar Hakkında: Tevfik Uyar


Uçak Mühendisi, Sosyolog ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalışmıştır. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, ödüllü bir bilimkurgu yazarıdır.

İlgili Yazılar

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: