Yaz geliyor…

Yanmaya başladı İstanbul. camlar açık, storlar sallanıyor ama muhtemelen o esinti tüm enerjisini perdelerle tüketiyor. Sigara dumanı rüzgara rağmen istikrarlı ve tek bildiği figür: yükselmek. “bu kadar düz olma duman” diyesim geliyor. Dinler mi?

Dışarıda okulun tatil olmasını bekleyen çocukların sıkıntıları büyük bir çığ oldu, az önce TEM ve E-5 bağlantı yolu arasında trafiği kapadılar. Zira bir çoğu geçen haftadan beri “ceketleri çıkarabilir miyiz” diyorlar hocalara. Öğle arasında basket oynayanlar sınıfa leş gibi gelmeye başladığından öğleden sonraki ilk ders havasız bir ortamda geçiyor muhtemelen. Üniversitelerde böyle bir problem yok: Bahardan yaza geçiş, devamsızlık haklarını kullanma zamanıdır. Öğrenciler bu geleneğe uyuyor olsa gerek. Bir ironi de yaratıyorlar böylece: İnek dedikleri sınıfta takılırken, kendileri otlarda yuvarlanıyor. Reva mı?

Herkesin aklındaki tatil hayatli bir damla suya karşılık geliyor. Birleşecek onlar elbet ve damlaya damlaya bir denize de dönüşecekler. Vücudu kaptırıp, oksijensizlikten tatlı tatlı, sarhoş sarhoş ölmek gibi. O ne serinlik?

Tatilden falan değil bu, göçebeliğin genimize, dinimize, imanımıza işlemesinden. Yazın yaylağa gitmezsen, kışın kışlağı ne bileceksin? Zira herkes denize gitmiyor; çok insan var köyünün hayaliyle yaıp tutuşan ve Rahmetli Barış Manço’nun şarkısı canlanıyor bir yerlerde, ama biz İstanbul’da olduğumuzdan apartıman çocuklarıyız.: Yaban tayları çayırda tepişiyor, çilli horoz kedilerle dövüşüyor, bizim haberimiz olmuyor. Sarıkız’ı bilen yok artık, ve yaşlandığı için yerine kim atandı bilinmiyor. Horozlar çilli, yaban tayları hala yaban tayı, ama Sarıkız… Kimbilir nerede?

Zira… Şehir parladı artık. O puslu duman gitti. Eline yüzüne renk geldi. Ateşi de çıkacak, az var. O zaman kaçacak insanlar, bulaşıcı bir hastalıktanmışçasına. Gölgeye, köye, denize, göle, eve, suya, mağazalara, bir yerlere kaçacaklar. Klimaların tamamı kimbilir ne kadar elektrik tüketecek… Yetmeyecek.

Ben acırım zaten genelde. Sen tüm kış doğalgaz yak, şimdi de elektrik. Ne kadar eksantrik? Birilerinin biz mecburen yaşıyoruz diye kazanıyor olması…

Velhasıl, geliyor yaz. Gözümüz aydın. Gelen gideni aratır. Gün olur kış’a da bir şeyler yazılır.

Yazar Hakkında: Tevfik Uyar


Uçak Mühendisi, Sosyolog ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalışmıştır. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, ödüllü bir bilimkurgu yazarıdır.

İlgili Yazılar

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: