Öğrenci Kredi Müşterisi mi?

Bankaların kredi kartı ya da kredi müşterisi kazanmak adına buldukları dahice yollara her gün şahit oluyoruz ancak bunun bir üniversite kanalıyla yapıldığına ilk kez şahit olduk.

Ordu Üniversitesi’nin “öğrenci kimliği” konusundan bahsediyorum.

Tahminim o ki üniversite, kartların banka tarafından temin edilmesi, kampüslerde şube açma ya da bankamatik bulundurma gibi üniversite yararına ya da üniversitenin maliyetlerini düşürecek bir takım uygulamalar karşılığında böyle bir şeye müsaade etmiş olsa gerek.

Uygulama, öğrencilerin mecburen kullanmak zorunda oldukları kimlik kartlarının aynı zamanda bir kredi kartı olması şeklinde gerçekleştiriliyor.

Üniversitelerin bankalarla bu tip işbirliğine gitmesi yeni bir konu değil. Ben İTÜ’de öğrenci iken bizlerin kimlik kartları da aynı zamanda elektronik cüzdan idi. Yemekhane ve kütüphane ücretleri bu kartlardan elektronik olarak tahsil edilebiliyordu; tabi bunun için İş Bankası’ndan bir adet vadesiz mevduat hesabı açmak gerekiyordu. Ancak öğrencilik süresi boyunca bu kartlardan ne kullanım ücreti, ne de herhangi bir başka ücret kesilmiyordu. Bu bir bakıma kabul edilebilir bir uygulamadır.

Fakat Ordu Üniversitesi’nin uygulamasına bakıldığı zaman kart kullanımının ilk yıl ücretsiz, ikinci yıldan itibaren de yılda 10 TL olduğunu görüyoruz. Üstelik kredi kartının ödemelerin gecikmesi halinde bir faiz gideri oluşturduğunu da biliyoruz.

Bu durumda üniversite banka ile yapmış olduğu protokolle tüm öğrencilerini aynı zamanda bir kredi müşterisi haline getirmiş oluyor. Ödemelerini düzenli yapan bir öğrenci bile, ortalama beş yıl olan okul hayatı boyunca bankaya 40 TL ödemiş olacak. Ne için? Öğrenci kimlik kartını kullandığı için.

Üniversite çağında çocukları olanlar bilecektir ki öğrencilerin “harcamalarını ayarlayabilme” ehliyetleri çok da gelişmiş değildir. Elimde net ya da bilimsel bir veri yok, fakat naçizane tahminimce bir istatistik yapılsa, aile durumu Türkiye ortalaması civarında olan öğrencilerin çoğunun kredi kartı borçlarını asgari ücretini ödemek suretiyle ötelediği ve iyi bir “müşteri” olduğu görülecektir.  Bu durumda bankanın kazancının 40 TL ile sınırlı kalacağını da söyleyemeyiz sanırım.

Hukuçular böyle bir şeyin ne kadar uygun ve adil olduğu konusunda muhakkak daha iyi yorum yapacaklardır, ancak ben kıt hukuk bilgimle bile bunun hukuka uygun olmadığını anlayabiliyorum. Zira mevcut yönetmelikler öğrencilerin bir kimlik kartı kullanmasını zoraki kılıyor. Bu anlaşılabilir bir şey. Ancak bir üniversite ile bir banka arasında yapılan ticari bir protokol ile bu mecburiyet “kredi kartı kullanma” mecburiyetine dönüştürülemez. Hele ki kart ücreti de söz konusu ise.

Gerçi Ordu Üniversitesi bazı yayın organlarına yaptığı açıklamada kredi kartı ve kimlik kartı aynı kart bünyesinde de toplansa bu özelliklerin ayrı özellikler olduğunu ve dilerse öğrencilerin kredi kartı özelliğini kullanmayabileceğini belirtmiştir, fakat eğer öğrenciler bu kartı alabilmek için sözleşme imzalıyorlarsa bu savunma zaten tamamen geçersizdir.

Daha da kötüsü, Ordu Üniversitesi’nin konuyla ilgili basına yaptığı açıklamalarda yer alan “Ordu Üniversitesi manşetlere taşındığı gibi üniversiteyi kazanan öğrencilerine bedava kredi kartı dağıtmamakta, tam tersine seçkin bir kimlik kazandırmaktadır” ifadesi ise bana göre son derece talihsiz bir açıklamadır. Bir defa “seçkin kimlik” ifadesinin bir üniversitenin herhalde ancak siyasal bilimler, tarih, sosyoloji gibi bölümlerinde geçmesi lazım; o da “aristokrasinin” ya da sosyal adaletsizliğin tanımında. Günümüzde ve ülkemizde insanların “seçkin kimlik sahibi” ve “normal kimlik sahibi” olarak ayrılması mümkün değildir. Bu elitizmdir. Hele ki bu seçkinlik, kredi kartı sahibi olup olmamaya bağlı olarak belirleniyorsa, buna verebileceğimiz bir isim yok. Kazandırılan kimlik olsa olsa “kısa vadeli finansman kullanan kimlik” olabilir.

Dilekçelerin alınmaması ya da öğrencilerin yargı yoluna gitme ile tehdit edilmesi gibi iddiaları bir Üniversite’ye yakıştıramadığımdan, bu iddiaları değerlendirmeyeceğim. Dileğim üniversitelerin bu tip yenilikçi yaklaşımlarını daha çok eğitim, laboratuar imkanları ve ders kaynakları gibi konularda sürdürmeleridir.

http://www.gazeteport.com.tr/yazar/24/tevfik_uyar/1563/ogrenci_kredi_musterisi_mi

Yazar Hakkında: Tevfik Uyar


Uçak Mühendisi, Sosyolog ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalışmıştır. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, ödüllü bir bilimkurgu yazarıdır.

İlgili Yazılar

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: