Monthly Archives: Nisan 2011

Pisti Görmek Tarihe mi Karışacak?

Hava şartlarından dolayı başka yedek meydana inmek, uçuşa dahil olan tüm tarafların istemediği bir durum değil mi?

Bir defa yolcu varmak istediği yere varamıyor, ki hem uçuş ve kabin ekibi, hem de firma taradında, bu kuralları bilmeyen bazı yolcuların itirazıyla birlikte zaman zaman çok sıkıntılı bir duruma dönüşebiliyor. Öte yandan zaten yolcular olarak hızı ve rahatlığı dolayısıyla uçakları tercih etmiş olmamıza rağmen gecikmeli ya da kısmen karayolu ile gerçekleşen seyahat isteyebileceğimiz bir durum değil.

Bugün teknolojinin varmış olduğu noktada hava koşullarının azalttığı görüşe rağmen uçakları sağ ve salim bir biçimde indirebilmek için bazı teknolojilere sahibiz ancak bu teknolojiler, pilotun eğitimi, hava meydanındaki donanım ve uçaktaki donanıma bağlı olarak yine de belli bir görüş limitine kadar işliyor. Üstelik beraberinde bazı riskleri de hala barındırıyor. Gerçekte çok çok iyi çalışan bir sistem olsa bile herhangi bir olumsuzluk ve hata halinde pilotun inişi iptal edebilmesi ve pas geçebilmesi için belli bir vazgeçme marjı bırakılıyor.

Teknoloji, yerinde duramayan ve bu yüzden seyahat eden insanoğlunun karakterini de doğal olarak kazandığından bugün bu alanda da yeni teknolojilere merhaba demek üzereyiz:

Aviyonik devi Honeywell tarafından geliştirilen ve şu an sertifikasyonu beklenen Gelişmiş Görüntüleme Sistemi/Sentetik Görüntüleme Sistemi (Encanced Visual System/Synthetic Visual System: EVS/SVS) olarak adlandırabileceğimiz sistem ile alçak bulutların yaratabileceği kabusların önüne geçilecek.

En kötü hava şartlarında bile pilotun inme ya da pas geçme adına karar verme marjını genişletecek olan sistem, temel olarak uçağın burun kısmında yer alan kızılötesi alıcılar sayesinde pist ışıklarını algılanmasına dayanıyor. Işıkların saçmış olduğu kızıl ötesi dalgaları algılayan termal sensörlerden gelen bilgi, kokpitteki ekranda görselleştiriliyor ve bu sayede gerçek görüş sıfır iken bile pilotlar piste göre konumlarını algılayabiliyorlar.

Sistem sadece ışıklardan aldığı kızıl ötesi bilgiyi görselleştirmiyor: Dahili veritabanı ve uçağın diğer sistemleri ile haberleşebilmesi sayesinde bölgedeki tüm maniaları ve hatta yüzeylerdeki irili ufaklı yükseltileri de pilotlara detaylı olarak görselleştirerek –ve hatta tehlikeli yaklaşmalarda sesli ve görüntülü olarak pilotları uyararak- durumsal farkındalık adına bir devrim yaratıyor. Yani GPWS’in görevlerini de yerine getiriyor.

Bu yönüyle Honeywell’in kendi ürettiği GPWS’lerin yerini alması için de piyasaya süreceği sistem tam anlamıyla test edilir ve onaylanırsa “pisti görmek” konusunu tarihe karıştıracak gibi görünüyor. Havaalanı için herhangi bir donanım gerektirmeyen sistemin karar verme marjını 100 ft. irtifaya kadar düşüreceği tahmin edilirken, FAA onayı için daha ne kadar süre test edilmesi gerektiği henüz bilinmiyor.

DHMİ’nin halka arzı

CNBC-e’ye çeşitli açıklamalarda bulunan Orhan Birdal, halka arz konusunda bir takım ön çalışmaları olduğunu söyledi.

Buradan anlamamız gereken şey DHMİ’nin özelleştirilmesine karar verilmiş olduğudur.

Naçizane düşüncem şudur ki, bir devlet kurumunun kendine ait küçük bir kısmı halka arz etme yoluyla, SPK ilkelerince bağımsız ve özel bir denetleme kurumunun tüm hesap ve kitabını kontrole tabi tutmasını kabul edebilecek değildir.

Söylenen şey daha önce de yaşandı: PETKİM, TÜPRAŞ ve hatta THY halka arz bahanesiyle özelleştirilen kurumlar oldular. Aynı zamanda bir “havalimanı işleticisi” olan DHMİ’nin de özelleştirilmesine karar verilmiş olmalı ki, halka arz konularından bahsediliyor.

Ne olacağını zaman gösterecek ama tarih de tekerrürden ibarettir. Tek cümlede söylemek gerekirse: Konu halka arzdan ziyade, DHMİ’nin özelleştirilmesidir.

Ulaşılamama hakkı

Aklıma gelmişken muhtemelen bu yazıyı okuyan herkesin ortak bir problemine de değinmek istiyorum:

Şu sıralar ben bana gelen reklam mesajlarından, duyurulardan, evden/işten/cepten ulaşıp yeni bir hizmetini duyurmak isteyen firmalardan bıkmış ve usanmış durumdayım.

Gereksiz (Junk/Bulk/Spam) e-posta’dan sonra ciddi bir gereksiz kısa mesaj sorunu da hepimizin hayatına peydah olmuş durumda.

Özellikle telafuz etmek istiyorum; geçtiğimiz hafta TTNET’ten aradılar, cep telefonu hattı yerine geçecek yeni bir hizmetleri için. Karşımdaki kişi bana hangi operatörü kullandığımı söyledi, söylemek istemediğimi söyledim. “Nasıl yani, söylemeyecek misiniz?” diye de garipsedi arkadaş. Ben de bunun şahsıma ait bir tercih olduğunu ve bu tercihi hangi yönde kullandığımı kimseye söylemek zorunda olmadığımı söyledim. Tavsiye ettiği ürün ile ilgili detaylı bilgi almak istemediğimi, kendim internetten inceleyerek eğer ilgilenirsem kendim arayabileceğimi söyledim ve kapattım.

Bugün bir Pazar günü ve hepimizin dinlenme hakkının olduğu gün: Sevgili arkadaşlar tekrar aradılar.

Telefondaki bayana aynı konu için beni geçen hafta da aradıklarını söyledim ve sistemlerinde bu bilgiyi kaydettikleri bir yer olup olmadığını sordum. Varmış: Orada “düşüneceğim ve sonra karar vereceğim” not alınmış. Arkadaşlar da “karar verdim mi?” diye beni arıyorlar.

Bundan kurtulmanın bir yolu yok mu? Bir telefon hizmeti aldığım zaman ulaşılamama hakkımı yitirmiş mi oluyorum? Bir numaram varsa önüne gelen mesaj çekebilir ya da arayabilir mi?

Bu yazıyı okuyan hukukçu arkadaşlar varsa insanların bu haklarına yönelik ne yapması gerektiğine dair bir bilinçlendirme hareketine girişmeleri gerektiğini duyurmak, tavsiye etmek isterim.

Bana benim iznim olmadan mesaj çeken onlarca firmaya ne yapmalıyım?

Büyük Camlı bir Evin Günbatımına Bakması

 

Güneş her şehirde olduğu gibi İstanbul’da da batıdan kaçıyor şehirden ve kıyamet öncesinde kadar da öyle olacağı söylenir genelde. Bu saatler insanlığın en ortak hüznüdür. Bu saatler gece yaşayışlılarla, gündüz yaşayışlıların da kesiştiği yerdir. Bu saatler bir şehrin karanlığa gömüldüğü andır ve siyahtan önce kızıla bulanması da çok ironiktir aslında.

Bir kaç bulut daha var yukarıda, güneşin kalan kırıntılarını da yer yüzüne aktarmakla vazifeli. Oysa bir uçak geçiyor ki yukarıdan, onlarla aynı dikmedeymişiz gibi olsa da akşam olmamış onlara henüz. Pencereden dışarıyı görmeye çalışan çocuğun titreyen kanadın altındaki güneşe bakışını duyar, görür, tadar gibiyim. Ona akşam olmadı zira zaman uçanlara kıyak geçiyor, gece kaçanlara kıyak geçiyor ve güneş her şehirde olduğu gibi İstanbul’da da batıdan kaçıyor şehirden.

Ben yine bu satırları yazarken şehrin uzakta görünen parçacıkları birer birer ışıklarını yakıyorlar. Her yarısı kızıl ufkun. Her yolu gece karası. Her yol Ankara. Sonra sol yarısında deniz var, o da genelde lacivert ile kızılı nasıl karıştıracağını bulamaz güneş batana dek. Saflığı ya da salaklığından değil. Günün en duygulu anına layık olamamaktan korktuğuna.

Şehrin tek tük hareketleri arabaların yakamozları taklit edişinden geliyor ve ben bir an için marsı andıran dünyadan bazen korkuyorum. Zaman bahara kıyak geçiyor ve gündüzler uzuyor. Gündüzler kaçana kıyak geçiyor ve güneş her şehirde olduğu gibi İstanbul’da da batıdan kaçıyor şehirden.

Büyük camlı evim güneşe veda ediyor işte ama güeş oralı bile değil. Yüz vermiyor. kıyamet öncesinde kadar da yüz vermeyeceği söylenir genelde.

Öncesi:
Büyük Camlı Bir Evin Fırtınaya Bakması

80386 İşlemci Arıyorum!

80386 işlemci arıyorum. Evet, kulaklara biraz garip geliyor ama gerçekten ihtiyacım var.

Elimde her yeri çalışır ve işler durumda olan ama nasıl olduysa işlemcisini kaybettiğim bir 1992 yapımı Toshiba T1850 dizüstü bilgisayar var, ancak işlemcisini nasıl yaptıysam yapmışım ve düşürmüşüm.

Elinde olanlar ya da nereden bulabileceğimi bilenler benimle temasa geçerse çok sevinirim.

Boeing 737’lerde Erken Çöküş

Geçtiğimiz hafta “Üstü Açık Uçak” başlıklı yazımızda metal yorgunluğu ve uçak yapısal elemanlarının uçuş süresince aldığı yüklere yönelik bazı temel bilgilerde hata yapıyor olabileceğimizi ifade etmiştim.

Bilim, teknik ve mühendislik dünyasında genel kanı bir çok diğer tez ve kanuna dayanak sağlayan daha önceki tez ve kanunların kesin olarak geçerli olduğudur. Bu bir hata değil, bilimin işleyiş şeklidir ve her bir kanun doğası gereği aynı zamanda bir önyargıdır.Read More

WordPress güncellemesinden sonra “media upload” sorunu

Diğer wordpress kullanıcılarının da yaşayabileceği bir problemin çözümünü internette aradım ama bulamadım. Daha sonra kendim uğraşarak çözüm. Başka kullanıcılar sorun yaşarsa çözümü bulabilsin diye çözümü paylaşayım dedim.

WordPress güncellemesi (3.1.1) ya da eklenti güncellemesi yaptıktan sonra giri’ye resim ilave etmeye kalkınca bir “unexpected $end” sorunu ile karşılaşanlar şöyle yapsınlar:Read More

İnceleme: War of the Worlds (Dünyalar Savaşı) – 2005

Hiç bazı filmlerin kabuslarınıza benzemesi dolayısıyla sizi etkilediği olmuş mudur? Kabuslarınıza benzemese bile bu film kabus olmaya aday…

19. yüzyılın sonunda H.G.Wells tarafından aynı isimde yazılmış bir kitap olan “Dünyalar Savaşı”, ilk olarak 1938’de Orson Welles tarafından radyda canlandırılmış ve ABD’de büyük paniğe sebep olmuş. 1953 yılında ilk filmi yapılan kitap, 2005 yılında Steven Spielberg tarafından yeniden çekilmiş.

Gerçek anlamda bir film incelemesi yapmak istemiyorum ama bu filmin ciddi derecede fanatiği olduğumu, bu yüzden bu yazıda filmi övüp, filme yöneltilen bazı eleştirileri yanıtlamak istediğimi peşinen söyleyeyim. Bu yüzden bu yazı boyunca yazdıklarım filmi izlememiş olanları üzebilir. İzlemeyi planlayanlar bu satırdan sonrasını okumasınlar.

Read More

Üstü açık uçak

1988 yılında gerçekleşen bu kırımda o sırada ayakta olan bir kabin memuru haricinde can kaybı yaşayan olmadı.

Yeni bir “üstü açık uçak” vakası daha meydana geldi. Havacılık tarihinde yapısal deformasyon kaynaklı kırımlar genelde kargo kapağının açılması / deformasyona uğraması şeklinde olmuştur, ancak bu kazayla birlikte üst paneldeki kırılma ve açılmalar da listede dikkat çekici bir çoğunluğa sahip olmaya başladı.

Toplamda 3 defa gerçekleşen bu tarz kırımlardan ilki 1988 yılında Aloha Airlines’a ait bir Boeing 737-200’ün başına gelmişti. Bu olay havacılık tarihini değiştiren olaylardan birisi olmakla birlikte büyük şans eseri uçak sağ salim inebildi -ancak kırım bir kabin memurunun o sırada ayakta olmasından dolayı açılan delikten fırlayarak hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı-. İlki 2009 yılında, ikincisi ise geçtiğimiz hafta (1 Nisan 2011 tarihinde) olmak üzere, bu talihsizliği Southwest Airlines iki kez yaşadı ve şükür bunlarda da can kaybı olmadı.Read More

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google