Kurgudan Gerçeğe: Lazer Savunma Sistemleri

Geçtiğimiz hafta ABD, hava araçlarında konuşlandırarak kullanmayı düşündüğü yeni teknolojinin prototipi olan Hava Konuşlu Lazer Test Platformu’nun (ALTB) testlerini büyük ölçüde tamamlamış oldu.

Boeing YAL-1 olarak adlandırılan bir Boeing 747-400F üzerine monteli sistem Ocak sonunda katı yakıtlı hedefler üzerinde denendikten sonra geçtiğimiz hafta da sıvı yakıtlı hedefler üzerinde denenerek taktik balistik tehditleri bertaraf edebileceğini ispatladı.

Bilim kurgu filmlerinden görmeye alışık olduğumuz lazer silahlarının ilk etapta kısa mesafeli hedefleri tahrip etmede kullanılabileceği görülmüştü; ancak bu defa hareketli ve hızlı hedeflerin de kısa sürede tespit ve tahrip edildiği de ispatlanmış oldu.

Lazer savunma ve taarruz sistemleri temel olarak yüksek enerjili ışınların tek bir noktada yoğunlaştırılarak o noktadaki sistemin tahrip edilmesi prensibi üzerine kurulu. Üstelik konvensiyonel sistemlere göre de çeşitli üstünlükleri mevcut.

Gelişmiş Taktik Lazer Programı

ABD’nin Hava Konuşlu Lazer (Airborne Laser. Hava-Hava) ve Gelişmiş Taktik Lazer (Advanced Tactical Laser. Hava-Kara) programları dahilinde geliştirilen bu lazerler, Kimyasal Oksijen İyodin Lazeri (COIL: Chemical Oxygen Iodine Laser) olarak bilinen kızılötesi lazerler sınıfına giriyor. Kızılötesi olduğu için gözle görünmeyen bu lazer, 1.315 µm dalga boyuna sahip. Katı hal lazerlerine göre ise çok daha kolay bir şekilde yönlendirilebiliyor. İlk olarak 1977 yılında ABD ordusu tarafından geliştirilen ancak o dönemde odaklama, yönlendirme gibi ihtiyaç duyulan prosesler için ihtiyaç duyulan teknolojilerin yokluğu ya da pahalılığı yüzünden etkili olarak kullanılamayan lazer, metaller tarafından çok iyi absorbe edilmesiyle ön plana çıkıyor. Zira bu da metal yüzeyli hava hedeflerinin imhasını kolaylaştıran sebeplerden.

Sistem sırasıyla aşağıdaki süreçlere sahip:

İlk Tespit: Sistem kızıl ötesi sensörler yardımıyla hedefin yerini tespit ediyor.

İkinci Tespit: İkinci tespit sürecinde üç adet düşük enerjili izleme lazeri daha devreye girip, hedefin hava içerisinde yarattığı aerodinamik bozuntuları tespit ettikten sonra diğerl lazerler yardımıyla da, hızını, muhtemel patikasını ve hedefini hesaplıyor. ve ilk tespitin bulgularıyla karşılaştırarak doğrulama gerçekleştiriyor.

Ateşleme:
Hedefin yeri ve patikası belirlendikten sonra üçüncü ve megawatt seviyesindeki yüksek enerjili lazer sistemi devreye girerek hedefe kilitleniyor. Yüksek miktarda enerjiye maruz kalan hedef ısınarak mekanik ve elektronik arızaya uğruyor ve etkisiz hale geliyor. Ateşleme sadece 3 ila 5 saniyelik bir ışınlamadan ibaret.

Tüm bu süreç hedeflerin tespit menziline girmesiyle birlikte 12 saniye kadar sürüyor.

Geleneksel Sistemlere Göre Üstünlükler

Lazer sistemlerin konvensiyonel sistemlere göre çeşitli üstünlükleri mevcut:

1. Aynı anda bir kaç hedefe eş zamanlı saldırı düzenlenebiliyor.
2. Hava konuşlu olduğu için yüksek hareket kabiliyetine sahip ve dilenen yere transfer edilebiliyor. Yerde konuşlu bir istasyona ihtiyaç duyulmuyor.
3. Yüksek hareket kabiliyeti sayesinde sadece savunmada değil, taarruzda da kullanılabiliyor.
4. Ağ merkezli harp unsurlarına kolaylıkla entegre edilebilme kabiliyetine sahip.
5. Tahrip gücüne sahip fiziksel bir nesne bulunmadığından ikincil seviye bir engelleme ile karşılaşması mümkün değil.
6. Konvensiyonel sistemlerin aksine yeniden yükleme, yeniden ateşleme gibi vakit alan süreçlere sahip değil. Tüm süreç sadece 12 saniye sürüyor ve kısa sürede yeniden ateşlenebilir hale geliyor.

COIL lazerini üretebilmek için aslında roket itkili füze ve bombalarda kullanılan yakıtın bir benzeri kullanılıyor. Tabir-i caizse YAL-1 üzerinde taşınan bir depo yakıtla 20 atış yapılabiliyor. Daha küçük ve kolay avlanabilir taktik balistik füzeler için yapılacak daha düşük enerjili atışlar için bu rakam 40’a kadar çıkabiliyor. Ancak hava aracının emniyetini sağlamak için opeasyon sırasında ALTB platformuna sahip uçağa jet uçaklarının ve en az bir adet elektronik harp uçağının eşlik etmesi planlanıyor. YAL-1’in havadan ikmal edilebilmesi ise, potansiyel hedef fırlatıcı alanlar üzerinde sekiz çizerek, uzun süreler görev yapabilme imkanı sağlıyor.

Şimdi ve Gelecek

Şu an itibariyle yukarıda saydığımız sistem gelecekte çok daha etkin ve kabiliyetli lazer sistemlerinin geliştirilmesi için bir temel teşkil ediyor.

Şu an itibariyle orta ya da kısa menzilli taktik balistik füzeler üzerinde kullanılabilen sistemin kıtalararası balistik füzeler (ICBM) üzerinde etkisi bilinmiyor. Zira ALTB sadece taktik balistik füzeleri imha etmek üzere tasarlandı. Ancak uydusavar füzeler ve muharip jet gibi hava hedefleri üzerinde de kullanılabileceği öngörülüyor.

Uzay harbi aşamasına taşınması için COIL lazerindan vazgeçilmesi gerekiyor, çünkü COIL lazeri sıvı yakıttan üretiliyor ve yerçekimsiz ya da düşük yerçekimli ortamlar için uygun değil. COIL’e alternatif olarak Tamamı Gaz İyodin Lazeri (AGIL: All-gas phase Iodine Laser) mevcut. Üstelik COIL’den daha hafif olduğu için taşıyıcı hava platformlarındaki depolar eşit miktarda yüklendiğinde çok daha fazla atış imkanı sağlayabilir. Ancak AGIL şu an için COIL’den daha maliyetli ve COIL tecrübesi AGIL tecrübesinden daha eskilere dayanıyor.

Daha gelişmiş ve ucuz bir lazer geliştirilmedikçe, bilhassa uzay savaşlarında, uzayda konuşlu lazer silahları inşa edilmeye başlandığı zaman kullanılacak lazer AGIL lazeri olacaktır.

Tevfik Uyar
SSNET Genel Yayın Yönetmeni

Boeing YAL-1: Hava Konuşlu Lazer Test Platformu

COIL Lazer Üretim Süreci

Yazar Hakkında: Tevfik Uyar


Uçak Mühendisi, Sosyolog ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalışmıştır. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, ödüllü bir bilimkurgu yazarıdır.

İlgili Yazılar

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: