Borajet Pazarını Oluşturdu

Bir gün çalıştığım bir kurumda müşterilerden birisi bir özel uçak kiralamak istemiş ve fiyat istemişti. Elimizdeki uçak B200 olarak bildiğimiz turboprop Beechcraft 200 modeli, küçük, sevimli uçaklardandı. Turboprop olduğu için kısa mesafe olan bu uçuş için oldukça ekonomik bir rakam çıkmış, müşteri hemen kabul etmiş ve uçağın resimlerini görmek istemişti.

Biz fotoğrafları gönderdikten 15 dakika sonra beni arayan kişinin söylediği şey; “XYZ Bey daha güvenli bir uçakla uçmak istiyorlar” oldu.

Açıkçası ben Borajet’in bu girişimci davranışına, müşterinin verdiği bu yanıtın ışığında bakmış ve başarılı olmalarını bir “zaman meselesi” olarak görmüştüm. Yani bu uçaklar düşük fiyatlarına göre bir patlama yaratmayacaktı.

Turboproplara olan bu önyargının sebebini kendi kendime düşündüğümde aşağıdaki bir kaç sebebi buluyordum:

–    İkinci Dünya Savaşı filmlerinde savaş uçaklarının bile pervaneli olması imgesel bir eşitleme yaratıyor zihinlerde, ve sanıyoruz ki “pervaneli uçaklar” nostaljiktir.
–    TV’lerimizin Hollywood’a ait beşinci sınıf filmlerle donatıldığı 90’lı yıllarda, film sahnelerinde ABD’de çok yaygın olan Turboprop uçaklara yer veriliyordu. Bu filmin bütçesiyle ilgili bir durumdu muhtemelen. Daha yeni ve daha popüler filmlerde büyük jetlere rastlamak daha mümkün.
–    Türkiye’de daha önceki bir kaç küçük girişim ve kargo amaçlı kullanımlar sayılmazsa turboprop uçaklar hiç sivil taşımacılıkta kullanılmamıştır.

Bu durumda turbopropların insanlara eski –ve dolayısıyla güvensiz gibi- gelmesinin kaderin Türk insanına olan bir cilvesi olarak değerlendirmekten başka bir şey kalmıyordu.

Bu önyargı sadece yolcuda değil, aslında havacılık camiasının içinde de vardı.

Borajet uçaklarını Batı Apronuna çekip de işletme ruhsatını beklemeye başladığında, Genel Havacılık Terminali’ne inen yokuşta arabada her kim varsa “Borajet’in işi zor” diyordu. Meşhur dudak bükme hareketimizle beraber: “Tutmaz…”

Bu insanları “çokbilmiş” olarak addedmiyorum. Mutlaka bunu söylerken kendi düşüncelerinde birer temelleri vardı. Dedim ya… Ben de Borajet’in önyargıyı aşmak için zorlanacağını düşünüyordum. “Patlama yaratayacak! Muhteşem olacak!” demedi zaten kimse. Zira öyle de olmadı.

Ancak doğru bir pazarlama çalışmasıyla beraber bölgesel havacılığın ve turboprop uçakların sevilen uçak tipleri haline gelmesinin mümkün olacağı Borajet’in Tokat-İstanbul seferleriyle kanıtlandı.

Geçtiğimiz günlerde Radisson SAS Hotel’de basın toplantısı gerçekleştiren Borajet yöneticileri, kamuoyuna merak edilen noktaları açıkladılar.

Borajet Genel Müdürü Kadir Peker, küçük beldelerde hoparlör ile anons yapıldığını anlatarak yolcu sayısının önümüzdeki günlerde artacağına inandıklarını söyledi.

Nacizane tahminimce yolcu sayısı artacaktır. Bu doğru.

Ancak Borajet’in oluşan bu kırılgan güvene karşı daha fazla önlem alması gerekiyor diye düşünüyorum. Çünkü Havacılık, tüm mantık ve önlemlere rağmen, “önyargısal mantıksızlık” içeren bir kültür. Örneğin her MD-80 serisi kırımında ya da kazasında MD’lerin güvenilir bir uçak olmadığı gibi bir tez, hiçbir temeli olmamasına rağmen, öne sürülür. “Buna karşı ne önlem alınır?” demeyin. Ben olsam yolculara, hoparlörlerlerle anons yapılan beldelere, küçük güzel kitapçıklar dağıtırım. Bu kitapçıklar turboprop uçakların avantajlarını, güzelliklerini anlatır. Sanıldığının aksine, Turboprop uçakların çok güvenli olduğunu anlatır.

Bir diğer konu da “stratejik yönetim”. Açıkçası Borajet’in iç hatlarda muazzam bir başarı yakalaması, “daha başka oyuncuları” turboprop pazarına çekecektir. Piyasa her ne kadar oligopol bir piyasa, yani oyuncunun az, yatırımın maliyetli, giriş çıkışın zor olduğu bir piyasa da olsa, Boeing 737’lerle çok daha maliyetli taşımacılık yapan mevcut oyuncuların zaten sahip olduğu alt yapı ve ilişkili hizmetleriyle pazara dahil olması zor değil.

Şunun da farkındayım ki, -hariçten gazel okumak kolay çünkü- söylediklerim küçük ve basit önlemler. Yapmak ya da yapmamak için onlarca sebep olabilir. Ancak KTHY’nin bıraktığı boşluğu Borajet’in doldurmaması için de bir sebep göremiyorum. Ercan seferleri, şirket için bir miktar yatırım maliyeti gerektirse de fırsat maliyeti daha yüksek diye düşünüyorum.

Sonuç olarak, kim ne derse desin, Borajet pazarını oluşturdu. Tebrikler!

Mümkün olan ilk zamanda Edremit seferlerini de başlatmaları dileğiyle.

Yazar Hakkında: Tevfik Uyar


Uçak Mühendisi, Sosyolog ve MBA. Organizasyonel davranış ve örgüt psikolojisi üzerine çalışmıştır. Aynı sahada doktora eğitimine devam eden Uyar, ödüllü bir bilimkurgu yazarıdır.

İlgili Yazılar

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: