Monthly Archives: Ekim 2010

Biyoyakıt Bir Şans

Geçtiğimiz günlerde “Gelecek Güzel Şeylere Gebe” yazımla ilgili bir kaç okurumdan aldığım geri dönüş sonrasında kendileriyle yaptığım nitelikli tartışma şöyle bir sonuca ulaşmıştıRead More

Dünya böyle değildi

Şebnem Ferah’ın bir şarkısında geçiyormuş…

Sözlük aracılığıyla tanışma fırsatı buldum bu söylemle.

Haklı da buldum… Ama Dünya değildi değişen. Bizdik… Çocukken farklıydı her şey.

Dünya aslında hep aynı dünyaydı da biz büyüdükçe onun başka yerlerini görüyoruz diye düşündürtüyor. Dünya böyle değildi evet, çünkü biz çocukken her şey farklıydı.
Mesela ekonomi sakızın fiyatına endeksliydi ve günde bize ne kadar verilirse ona tamah ederdik. Kriz dediğimiz şey annemizin “yok” demesiydi. Prim ise bayramda el öpülünce alınan banknot. Doların artıp azalması ilgi alanımızda olmasa da sahip olduğumuz oyuncakların zamanla değerinin düştüğünü anlıyorduk. Evde dondurma varsa eğer, ekonomi iyi gidiyor demekti ve ödemeler dengesi yerindeydi. Ne yemek var sorusuna “Allah ne verdiyse” dendiyse bir IMF kokusu alınabilirdi. Ama çocuktuk işte. Ekonomi sakızın fiyatına endeksliydi. “Bakkal amca, 10 liraya ne var?” sorusu gün sonu bütçesini tüketmek için harcama yaratmak demekti.

Mesela aşk teneffüste çaktırmadan bakışmaktı ve kadınlar erkeklerden, erkekler kadınlardan şikayetçi değildi henüz. Hiç ereksiyon olmadan bir aşk hikayesine başlayıp bitirebilirdiniz ve henüz “ya beni sevmiyorsa” paranoyaları dirilmemişti. Daha sonra boş ev, boş kadın, sevişilecek boşluk, içimizdeki boşluk şeklinde çeşitlenecek olan boşluk henüz sadece evcilik oynanan bir apartman merdivenini yanında, bodruma doğru uzanan ve genelde üst katlardan tükürülen apartman boşluğu idi. Aşk oyunları yoktu ama isim şehir vardı… Sevdiğin kızın adını ilgili harfe yazmak da adetti.

Mesela mesleğimiz öğrencilikti ve sadece okula gidip kurallara uymakla ve ödev yapmakla icra edilebilirdi. Tüm iş arkadaşlarınız -öğretmen hariç- sizinle aynı statüdeydi. Çalışkan olanlara “aferin” primi vardı ama siz teneffüste taş ile futbol oynayabiliyorduysanız eğer bu da çok mühim değildi. Sanat, sahip olduğunuz oyuncak bebeğin yüzünü kalemle boyamaktı ve kalem kutularına isim yazmak, defter kenarlarını süslemek sanatseverliğin gereğiydi. Ne gereksizdi resim çantası taşıyanlar için onu taşımak.

Sosyalleşmek aşağıdan adınızı bağıran birisi olmasıydı. Başarıydı evden çağırılmak. Arkadaşı çağırırken muhattap olunan anne-babaya “XYZ evde mi?” sorusu sormak, farklı kesimlerden insanlarla iletişim kurmaktı. Topun dikenli tellere takılıp patlaması bir rüyanın sona ermesiydi; ve onu patlatan sizseniz, üzerinizdeki “ödeme” ağırlığı yaşadığınız ilk hacizdi. Sizden kesilen haraç daha sonra harcama diyeceğiniz şeylerin en masum ve gerçekçi haliydi; zira bir gün onları gereklilik olarak görüp çeşitli yerlere ödeyecektiniz.

Terfi etmek artık asansördeki 7. kat düğmesine ayağını kaldırmadan basabilmekti. Sevişmek, bir kıza çıkma teklifi edebilmekti. Strateji sadece yalan söylemekti.

Yani,

Dünya gerçekten böyle değildi.

Johnny Mnemonic

Sonunda William Gibson serimi tamamladım… Siberpunk’un babası Gibson’un insanlığa kattığı bir eser daha. William Gibson’u bilmeyenler, onun yarattığı siberpunk dünyasında hiç yaşamayanlar başarısız bulacaktır. Zira öyledir de… Ancak öykünün detaylarına inildiğinde bu filmi izleyenlerin aldığı tat çok farklı.

Johnny Mnemonic, William Gibson’un mevcut uyarlamalarından en başarısızı değil. The New Rose Hotel başarısızlık konusunda kuşkusuz başı çekiyor. Gerçi bunda kafa avcılığı hariç Gibson icadı siberpunk öğelerinin yokluğunun büyük etkisi var. En başarılısının ise Ralph Fiennes’ın oyunculuğu ve içerdiği “anılar” ile Gibsonvari en sağlam öğeleri içeren, ayrıca hem oyunculuk hem de genel olarak yapım kalitesi açısından en tepede duran “Strange Days” olduğunu söylemek de yanlış olmaz. (Neuromancer’ı merakla bekliyoruz efem.)Read More

Lazer Teknolojisi Çıkmaza mı girecek?

ABD’nin Hava Konuşlu Lazer (Airborne Laser. Hava-Hava) ve Gelişmiş Taktik Lazer (Advanced Tactical Laser. Hava-Kara) programları dahilinde geliştirilen ALTB (Hava Konuşlu Lazar Test Platformu) programı son iki seferdir hezimete uğruyor. Read More

Radyasyonlu hayat

Radyasyon. Kelime anlamıyla ışıma. Bildiğimiz ışık da bir tip radyasyondur ama biz Türkçe’de radyasyon ismini elektromagnetik tayfın görünmeyen ışık kısmındaki canlılar için tehlike arz eden kısmına veriyoruz.Read More

THY Büyürken…

Şu an iş başında olan THY Yönetimi’nin geldiğinden bu yana çok ciddi radikal kararlar aldığını söylersek yalan söylemiş olmayız. Ancak çok kısa sürelerde çok sık strateji değiştirdiğini söylersek de yalan olmaz.Read More

Gelecek güzel şeylere gebe

Şu meşhur cehennem fıkrasını bilirsiniz: Şeytan yeni gelene cehennemi gezdirir. Her ülkenin kendine ait kazanları vardır. Her kazanın başında bir zebani. Çıkmayı başaranı içeri iter. Bir kazanda yoktur bu zebani: Türkiye. Yeni gelen sorar: “Neden Türkiye kazanında yok?”. Cevap basittir: “Onlar çıkanı aşağıdan çekiyor zaten”Read More

AIREX: Türk Sivil Havacılığı Özeti

Her iki yılda bir gerçekleştirilen AIREX fuarının bir tanesini daha geride bıraktık, ve AIREX fuarı her yıl olduğu gibi bu yıl da sektörümüz hakkında bizlere genel bir tablo sundu.Read More

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google