Etiketler

İlgili Yazılar

Paylaş

İdeal Demokrasi

İdeal devletin tanımı bellidir. Halk, kendini yönetmesi için örgütlenir, örgütün elemanlarını belirler.

Bu elemanlar halka sorumludur; hesap verir… İşte halkın bu şekilde kendi kendini yönetmeye kalkmasına, kendini yönetecekleri seçmesine demokrasi denir. –Dikkat! Cumhuriyetle karıştırılmasın… İran da cumhuriyettir, ancak islam cumhuriyetidir. Çin de bir cumhuriyettir ancak demokrasiden çok da bahsedilemez. Diktatörlüklerin bile cumhuriyet diye anıldığını çoğu zaman da görmüşsünüzdür. Zaten ilkesel olarak cumhuriyet ile demokrasi aynı anlamda değildir. Türk devrim, saltanata karşı demokrasiyi önerirken yönetim biçimini de cumhuriyet olarak benimsediğinden, bizlerin zihninde ve hatta o günün kavramlarında, yazışmalarında ve belgelerinde ikisi aynı anlamda kullanılmıştır-.

İdeal bir durumda, durumun tüm elemanları da ideal olmalıdır.

Bir kimya problemini ideal olarak kabul edip çözmek için, kullandığınız gazın ideal gaz, ortamın ideal ortam, kullanılan kap kacağın bile sonucu milyonda bir bile değiştirmeyecek kadar ideal olduğunu varsayarsınız.

O halde ideal devlet yönetim erki olarak demokrasiyi gösteriyorsanız, getirilecek yöneticilerin ideal, seçecek bireylerin ideal, devletim tüm kurumlarının ideal olması gerekir.

O halde ideal demokrasi asla uygulanması mümkün olmayan bir sistemdir sonucuna ulaşabilir miyiz? Birlikte bakalım:

İdeal halk
Şüphesiz, demokraside belirleyici konumda olan bireylerin, yani halkın ideal olması demek, her birisinin seçme, seçimde sadece ve sadece yönetim erkinin hangi ellerde daha iyi kullanılacağına kanaat getirme kabiliyetine dayanarak seçim yapması demektir.
Bir defa her birey, seçeceği partinin seçim bildirgesini bilmelidir. Bilmese bile, neyi vaat ettiğinin, vaatlerin sonuçlarının, arka planının, görevinin ve vizyonunun ne olduğunu iyice sindirmiş olmalıdır.

Bu bireyin sadece yönetim erkinin kimde olacağına karar vermesi için, bu kararı etkileyecek olumsuz dış etkenlerden – açlık, fakirlik, cehalet- uzak olması gerekir. Yani bir torba kömüre, iki çuval pirince ve fasulyeye oyunu satmaması gerekir.

Bu bireyin mevcut iktidar tekrar seçime adaysa mevcut iktidarın son dönemdeki icraatlarını, muhalefetinse ne kadar muhalif olabildiğini, ne konuda ne kadar başarılı olduğunu bilmesi, bunu bilmesi için de gündemi takip etmesi, gündemi takip edebilmesi için de yeteri kadar vakti olması, insani şartlar altında bileğinin hakkını hakkınca kazanması gerekir.

O halde,
Demokrasinin “ideal yönetim biçimi” olarak kabul edilebilmesi için her şeyden önce halkın ideal olması gerekiyor. Ancak bu mümkün değildir. Demokrasinin tanımı gereği, halkın nitelikleri ne olursa olsun, hepsi seçme / seçilme söz konusu olduğunda eşittir. Her birisinin oyu ve yasa karşısındaki konumu denktir. O halde ideal demokrasi kavramı içerisinde ideal halk kavramını barındıramaz.
Sıradaki Adım: İdeal yöneticiler: Meritokrasi
Meritokrasi, yönetim erkinin belli değerlere sahip bireylerde toplandığı yönetim biçimidir. Değerli, yeterli, yeterlilik anlamına gelen “merit” ve güç, etki anlamına gelen “krasi” kelimelerinden meydana gelir. Özetle, işin ehli olanların yönetme işine talip olduğu ve seçildiği / atandığı / geldiği yönetim biçimidir.

İdeal yönetim; belli değerlere sahip yöneticilerden teşekkül olur. Bakanlar, hatta vekiller, hatta diğer tüm demokratlar işinin ehlidir; üstelik belli bir yeterliliğe sahip, belli becerilere ve “merit” olarak kabul edilen değerler neyse tamamına sahip olur.

O halde meritokrasi demokrasiden şu yönüyle ayrılır: Herkesin seçilme hakkı olamaz.

“Merit” sahibi adaylar, ancak “merit” sahibi yöneticilerce belirlenebilir. Halk bunların arasından seçim yaparsa kısmen demokrasiye benzetilebilir. İdeal meritokrasi devam ettikçe belki sadece atama yoluyla da yönetim erki belirlenebilir; ancak bu da babadan oğula geçmeyen bir saltanata benzetilebilir. Bu sistemin bozulması halinde, bir nev-i oligarşi, ya da bozuk bir saltanat, ya da dikteye kadar gidebilir. Ancak meritokrasi, tanımı gereği bune sebep olmaz; çünkü belirli yeterliliklere sahip yöneticiler, neyin dikteye, saltanata sebep olacağının bilincinde ve farkındadırlar.

Şu halde, yönetime aday olanların tamamının belli bir yeterlilikte olabilmesi demek, onlar arasında bir ön seçim demek. Demokrasiden bir adet fazla basamağa sahip ve bu da demokrasinin tanımından uzaklaşmış olmak da demek. Şu halde ideal demokrasi içerisindeki ideal yönetici kavramı demokrasiyle çelişmekte olduğundan, ideal demokrasi, ideal yönetici kavramını da içeremez.

Sonuç

Şu halde demokrasinin popüler olduğu kadar, ideal olduğu söylenemez.

Bir söz vardır: “Para güç demektir. Güç yasayı yapar. O halde para yasadır.”

Demokrasi düşünce özgürlüğü ile karıştırılabilir, ama değildir.
Demokrasi cumhuriyet ile de karıştırılır, ama değildir.
Demokrasi meritokrasiyle karıştırılır, ama değildir.

Demokrasi uygulanması mümkün olmayan, güçlülerin güçlerine güç katmak ve güçlerini uygulayabilecek saha bulabilmesine olanak tanıyan, henüz olgunlaşmamış bir sahadır.

Türkiye’deki görünümü ise kleptokrasi (yönetime gelenlerin akrabalarının / eş ve dostlarının devlet imkanlarından faydalandığı yönetim biçimi) ya da plütokrasi (daha çok kazananın, daha çok vergi verenin yönetim erkine sahip olduğu yönetim biçimi) şeklindedir.

Diğer bir çok ülkede demokrasinin durumu farklı değildir;
Ve aslında hiç olmamıştır.