Memento

Christopher Nolan’dan büyüleyici bir film…

İnanılmaz bir kurgu. Bir o kadar da anlaşılmaz. Bir sefer izleyerek tamamı kavranamayacak bir film olmasının yanı sıra her izlendiğinda farklı noktaları kavranabilecek bir film.

Filmi izlemeyenlere fikir verecek şeylerden bahsetmeden önce genel olarak filmin konusundan bahsetmeli…

Kısa süreli hafıza kaybı yaşayan bir adamın intikamını konu alan film ters kurgulanmış. Yani film sondan başa doğru akıyor. Filmin başında son sahnesi var; ve sonunda da bizim ilgilendiğimiz kısmın ilk sahnesi. Çok dikkatli izlenmediği ve yönetmenin ne anlatmak istediği anlanamadıkça filmin bir sonuca ulaşmadığı düşünülebilir. Bu yüzden film boyunca konsantrasyon hat safhada olmalı.  Her sahneye ve her cümleye tek tek dikkat etmek gerekiyor. Leonard rolünü oynayan Guy Pearce’ın hareketlerini sorgulamayı filmden sonraya bırakmak gerekiyor. Eğer birden fazla kişi izliyorsanız mutlaka ve mutlaka filmi durdurup tartışın. Bir öngörüde bulunmak hata olur, çünkü az sonra teziniz çökecektir; ancak bundan zevk alacaksanız muhakkak filmin ilerlemesiyle eş zamanlı tez üretmeniz gerekecek…

Kısaca bu film sizi bir-iki saatliğine dedektif hale getirebilir.

Daha da önemlisi, kısa dönem hafızanızın kıymetini anlayacaksınız. Alzheimer’den de tehlikeli olan kısa dönem hafıza kaybı, hayatı çekilmez hale getirmenin yanısıra, kötü niyetli insanlarca kolaylıkla yönlendirilebilir bir insan olmanıza sebep olabilir.

###Dikkat! Buradan sonra yazılacaklar filmin içeriği hakkında bilgi içeriyor. Henüz izlemeyenlerin devam etmemesi tavsiye olunur.###

Filmin başında Leonard’ın TEDDY olarak notladığı  adamı öldürdüğünü geri sarımbir halde izliyoruz. Yönetmen filmin henüz başında gerisinin nasıl geleceğini az çok anlatıyor. Film, klasik anlayışın aksine, sırların zamanda ileriye gidildikçe çözülmesini değil, geriye gidildikçe çözülmesini esas almış. Zira başroldeki karakter Leonard için de durum böyle.

TEDDY hakkında düşülmüş notun kim tarafından düşüldüğü filmin kilit noktası. Her şey aydınlığa burada kavuşuyor. Bir müddet TEDDY’nin iyi mi kötü mü olduğu asla anlaşılamıyor. Hatta filmin başında vurulan TEDDY’nin yanlışlıkla vurulup öldürüldüğü, ya da gerçekten Leonard’ın aradığı adam olduğu ve ölmesi gerektiği, ya da  Leonard’ınaradığı adam olmasa bile ölmeyi hakettiği fikirleri arasında defalarca gidip gelebilirsiniz.

Bir diğer ana karakter ise NATALIE. O da kötü karakter; ama en azından dürüst. Ancak sadece izleyiciye… çünkü Leonard’a karşı dürüst de olunsa 5 dakika sonra bir şey ifade etmiyor.

Filmin üzerinde durduğu temellerden birisi de SAMMY. Sammy, bir sigorta eksperi olan Leonard’ın araştırdığı bir müşteri… Ancak aslında öyle olmadığı filmin sonlarına doğru anlaşılıyor. TEDDY’nin filmin sonunda yaptığı konuşmanın “gerçek” olduğunu ispatlayan iki sahneden birisi bununla ilgili.

Birincisi;

SAMMY psikiyatri kliniğindeyken bir ara yüzü Leonard’a dönüşüyor. Dikkatlice izlenmedikçe ve filmi durdurmadıkça yakalanması mümkün olmayan bir sahne.

İkincisi;

Filmin son sahnesinde Leonard kendiyle konuşurken karısıyla ilgili bir sahneyi hatırlıyor. Üzerindeki bütün dövmeler orada! Yani karısı sağken de dövmeleri var.

Bir diğer eklenmesi gereken nokta da; Leonard’ın daha sonra TEDDY’nin katil olduğunu ispatlamakta kullandığı plaka bilgisini, bilerek ve isteyerek, daha sonra onu katil olarak etiketlemeye hevesli halde kendisinin bizzat not alması.

Sonuç olarak Leonard durumundan memnun bir John G. avcısı olarak karşımızda durmuş oluyor. Bir anlamda; hafıza kaybını başka sebeplerden yaşıyor; karısını da SAMMY üzerinden anlattığı öyküde olduğu gibi kaybediyor. Daha sonra karısının bir katili olduğuna inanmaya başlıyor ve intikam duygusuyla ilerliyor…

Filmin sonunda kendisinin de dediği gibi: İnsanın yaşaması için bir sebebi olmalı… Karısını kaybettikten sonra kendine biçtiği dedektiflik rolü, John G. avlama maceraları, bireysel bir rahatlama amacından ve boşluktan kurtulmaktan başka bir şey değil…

Bu inanılmaz kurguyu bir kez daha seyretmek için plan yapmaya başladım. Siz de bir kez seyrettiyseniz ve yukarıdaki ayrıntıları kaçırdıysanız, muhakkak bir kez daha izleyin…

NATALIE’nin söylediği gibi: Zührevi Hastalıklar, LEONARD’ın dediği gibi: Kronik Alkolizm, kısa süreli hafıza  kaybının nedenlerinden bazıları…

Bunlardan uzak durmak ya da tedbir almak için iyi bir neden.

İlgili Yazılar

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: