Monthly Archives: Ekim 2009

Türk uçağı mı? Neden olmasın? – 2 : Sahip olmanın 3K’sı

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz hafta “Türk Uçağı mı? Neden olmasın?” başlıklı yazımız ile Türkiye’nin bir çok alanda önemli başarılara imza attığını, kabiliyetimiz dahilinde olan bu mesele için biraz özgüven, biraz da siyasi irade olmasının gerektiğini söylemenin yanısıra “uçak yapmak” kavramından ne anlamamız gerektiğini irdelemiştik.
Okurlardan gelen ve az sonra sizlerle birlikte sınıflandıracağım geribeslemeler beni bu yazının devamını yazmaya ve sizleri bilgilendirmeye itti.

Öncelikle bu geribeslemelerden bahsedecek olursak;

Konunun alevlendiği hafta basında yer alan olumsuz görüşler bırakın desteklenmeyi, tebrik bile edilirken, yazmış olduğumuz mesnetli ve destekli olumlu ifadelere hiçbir şekilde yanıt ya da muhalif bir düşünce ürünü gelmemiştir. Zira yazımızın sonunda da bu konudaki “yapamayızcılık” akımının bilgisizlikten kaynaklandığını ifade etmiştik. Bu bağlamda haklı çıktığımı ve yazının da amacına ulaştığını düşünebiliriz.

Nitekim yazılan yorumlar ve almış olduğum e-postaların tamamı “biz yapamayız” görüşünden gelen gına ve yazmış olduklarımızı daha önce sistemli bir şekilde hiçbir yerden okuma imkanı bulamamış olanların yüreklerine serpilen su hakkında idi.

Hakikaten de interneti araştırdığımızda karşımıza Türk Havacılık Endüstrisi’nin kapsamlı bir şekilde ele alındığı bir makale ya da deneme çıkmamaktadır.

Bu bağlamda aldığım karar ile geçtiğimiz hafta başladığım “Türk Uçağı mı? Neden olmasın?” konulu yazıma bir seri olarak devam etme düşüncesindeyim. Bu yüzden bu hafta da yine bu konuda yazmak istiyorum.

Read More

Uzun tüylü Burla Hatun Fotoğrafları

Sitemde bir kaç yeni düzenleme gerçekleştirdim ve üstteki menüyü daha etkin hale getirdim. Aslında wordpress’e yeni başladığım zamanlardaki acemiliğim dolayısıyla kurmak isteyip kuramadığım yapıyı kurdum da denebilir.

Bu sebeple Burla Hatun’un fotoğrafları eskiden adı “fotoğraflar” olan sayfadan çıktı… Bir şekilde arşiv olması için buraya koyuyorum.

Gallery Notice : Images have either not been selected or couldn't be found

Kişisel site sorumluluğu / Sanal birikinti alanı

Google’da “kişisel site” diye arandığında bazen ilk, bazense ikinci olmak üzere sonuçlarda bu site çıkıyor. Zira web sitesinin istatistik izleme aracı ile birlikte günde ortalama 20 kişinin “kişisel site” diye aratmak suretiyle bu siteyi ziyaret ettiğini görüyorum.

Bu insanlarımız yüksek ihtimalle kişisel site yapmak amacıyla örnek bir kaç site araştıran vatandaşlarımız. Esinlenmek, bilhassa web sitesi tasarımında ve kurgusunun yapılmasında birincil araçtır. Bu yüzden bu hareket normal karşılanabileceği kadar gereklidir de. Tasarım önce muadili rakipleri/ürünleri incelemekten geçer.

Lakin zaman zaman hoş olmayan durumlarla karşılaşıyorum.

Bu durumlardan birisi sitenin külliyen kopyalanması.

Evvela şunu belirteyim: Kopyalanmasından kastım sitenin tasarımı değil. Zira ben de wordpress kullandığım için ücretsiz olan ve kullanıma açık olan Gece&Gündüz temasını biraz yeniden şekillendirerek (bir uçak silueti eklemek kaydıyla) kullanıyorum o kadar. Bahsettiğim arkadaşlar metinlerimi de aynen alıyorlar. Hatta sitenin giriş yazısında biraz kendi internet mazimden bahsediyorum dikkat ettiyseniz… Onu bile! İnanılmaz değil mi?

Tabi ki bu mesele o kadar da büyütülecek bir mesele değil, veyahut kopyalanan şeyler bir sanat eseri de değil, ancak hiç yazı yazamayacak birinin de kişisel web sitesi yapacağını düşünmüyorum. Bu yüzden birinin düşüncelerini ve hatta kişisel tecrübelerini içeren bir yazıyı almak naiflik, acizlik değil de nedir?

Basit bir giriş yazısını kopyalayan kimsenin telif hakkı alınmamış bir edebi eseri -sözgelimi bir şiiri- aynı umarsızlıkla kendi ürünü haline getirmesinin önündeki engel nedir? Hiçbir şey.

Bir çeşit sanal birikinti alanı

Kötü niyetli amaçlarla değil de beğenildiği için kullanıldığını düşündüğüm bir başka fikri eserim daha var. O da kişisel sitem için bulduğum slogan: “Bir çeşit sanal birikinti alanı”.

Benim bu sloganı kendi web sitem için yazmamdaki amaç, kendi fikri, edebi ya da görsel tüm ürünlerimi biriktirmeyi başardığım tek düzenli yerin burası olması idi. Ancak bu slogan tutulmuş olmalı ki epey yerde kullanılıyor.

Buyrun buradan yakın, ne kadar kullanılmış:

http://www.google.com.tr/search?q=sanal+birikinti+alan%C4%B1

Abartanlara örnekler

Örneğin bu arkadaşlarımız benim giriş yazımı aynen, tamamı ile kopyalamış. Buyrun girin bakın… (Umarım onlar da site istatistiklerinden geliş trafiğini kontrol eder, bu sayfaya ulaşır ve yaptığı naif fikir hırsızlığını telafi eder).

http://www.ufukacikel.com.tr/

http://www.tuggun.com/

http://coskundunukkaya.co.tv/

Bu arkadaşlarımız ise sadece “Neden Kişisel Web Sitesi” başlıklı yazımı kullanmışlar. Biraz daha affedilebilir gibi görünüyor. En azından benim tecrübelerimi naifçe bir biçimde kendi tecrübeleriymiş gibi yazmış olmuyorlar :)

http://emustafa.com/

Şu arkadaşımız ise abartmış ve bir de “Bu sayfadaki tüm içerik Çözüm Ajans’a aittir, izinsiz kopyalanamaz vb.” gibi bir “copyright” ifadesi koymuş:

http://www.huseyineksi.com/

Ne diyelim; hayırlı olsun :)

Türk uçağı mı? Neden olmasın?

Gündemi zaman zaman meşgul edip unutulan, ama bugünlerde gündemi tekrar meşgul eden bu önemli konuyu dilim döndüğünce, her bakımdan ele almak istedim.

Konuyu devlet makamları 10. Ulaştırma Şurası’nda dile getirdi. Karar alındı. 2023’e kadar Türkiye kendi sivil uçağını yapacak. Muhtemelen bu uçak turboprop itkili bir bölgesel jet olacak…

Konu üzerine epey konuşuldu. Gerek TV programlarında, gerek haberlere yazılan yorumlarda, gerekse kapalı kapılar ardında çok kişi bu konu hakkında bir şeyler söyledi, bir yorum yaptı. Ancak konuyu genel çerçeveden ele almak gerek.

Bu yazıyı TV’de söylenenler, haberlerin altına yazılan yorumlar ve benim konuştuğum kişilerin söyledikleri üzerine derledim. Benim görüşüm istenirse yapılmasının önünde hiçbir engel olmadığı yönünde, ve şimdi benden farklı düşünenlerin iddialarına nacizane yanıtlar vereceğim.

Her şeyden önce bir uçağın “bizim uçağımız” olması ne anlama gelir, onu irdeleyelim…

Read More

4. Ulusal Tasarım Kongresinden Notlar

Türkiye’nin ilk ve tek hakemli kongresi Ulusal Tasarım Kongresi’nin dördüncüsü, bu yıl “Tasarım ve Kriz” temasıyla gerçekleştirildi.

Daha önce de yine buradan haber verdiğim üzere ben de kongrenin ilk gününde “Havacılık Sektöründe Krizle Mücadele Yöntemi Olarak Tasarım” adlı çalışmamı sundum. Çalışmanı PDF olarak indirmek ve incelemek isteyenler için aşağıda linkini sunuyorum. Ancak kongre hakkında bazı önemli notları da siz değerli okurlarıma aktarmak istiyorum:

İstanbul Teknik Üniversitesi, Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümü tarafından gerçekleştirilen organizasyon, yine bu bölümün bulunduğu İTÜ Taşkışla Kampüsü, Mimarlık Fakültesi binasında gerçekleştirildi. Benim beklediğimin çok çok ötesinde vasat olan organizasyondan madde madde notlar aktarmak gerekirse:

– Kongrenin gerçekleştiği salonların etrafındaki tuvaletlerde peçete, kağıt havlu vb. hiçbir şey yoktu.
– Çay arası denen saatlerde salonların önündeki masalar boştu. Katılımcılara sadece açılış anında çay-kahve dağıtıldı. Bir de konuk konuşmacının geldiği saatte. Yani “şekilcilik” ön plandaydı.
– Bildiri kitabında tüm bildiriler elbette ki vardı, ama çağ olarak iletişim teknolojilerinin ilerlediği bir çağdayız. En azından kongredeki oturumların kamera ile kayıt altına alınması gerekirdi diye düşünüyorum. Yapıldıysa –özürdilerim- haberim yok…
– Kongre’nin bildiri ile katılım ücreti 100 TL, bildirisiz katılım ücreti 150 TL idi. Ancak kimin ödediği, kimin ödemediği belli değildi. Ben ödedim, ama sorduğum bazı başka katılımcılar ödememişti. Yine bildirisiz olarak katılanlardan ödeyen de görmedim.
– Bu ücretler –eğer ödendiyse- ödenmesine rağmen öğle yemeğinde bildirili-bildirisiz kim katıldıysa 4,5 TL yemek ücreti alındı. Böyle bir organizasyon için bence “ayıp” kavramının karşılığıdır.

Kongrenin tek güzel tarafı, meraklı, hevesli, bilinçli fakülte öğrencilerinin kongreyi başından sonuna kadar takip etmesiydi. Bizler gençlerimiz için faydalı olabildiysek ne mutlu. Zira kongreden sonra bana gelip teşekkür eden öğrenciler, kongrenin tüm aksaklıklarını unutturdular.

Hatta bir öğrenci İzmir’den sırf bu kongre için İstanbul’a gelmişti. Kongreden sonra geldi, merak ettiklerini sordu… Ne kadar güzel! O kadar yolu tep, kongredeki konuşmacıları dikkatle dinle, hatta bir de kongre sonrasında yakala, sorularını sor… Tebrikler… Ancak kendisi de herhalde kötü organizasyonun yarattığı saygısızlık havasından bozulmuş.

İşte, Türkiye’nin temel meselesi: Yapılmak için yapılması…

Umarım buradaki eksiklikleri kendileri de görmüşlerdir… “Amaaaan, biz düzenledik, oldu” demedilerse…

Bildirim için lütfen tıkayın:
http://www.savunmasanayi.net/UTK_Uyar.pdf

İyi haftalar.

Privacy Settings
We use cookies to enhance your experience while using our website. If you are using our Services via a browser you can restrict, block or remove cookies through your web browser settings. We also use content and scripts from third parties that may use tracking technologies. You can selectively provide your consent below to allow such third party embeds. For complete information about the cookies we use, data we collect and how we process them, please check our Privacy Policy
Youtube
Consent to display content from Youtube
Vimeo
Consent to display content from Vimeo
Google Maps
Consent to display content from Google