Eurovision’dan notlar

2008 yarışması az önce sona erdi. birinci oldu, onu takip etti ve üçüncülük koltuğuna Ukrayna oturdu. Nacizane, -hazır da doluyken-, taze taze bir kaç not aktarmak istiyorum:

Her sene aynı şey…

Bir bilgisayar programının Eurovision’u doğru ya da doğruya yakın bir şekilde simüle etme olasılığı nedir? Oldukça yüksek. Kabiliyetli bir bilgisayar programının diaspora,  komşuluk ve  kültür benzerliği ilişkilerini göze alarak Eurovision’un gerçek sonuçlarına yakın sonuçlarını tahmin edebileceği söylenebilir.

Eurovision 2008 de gösterdi ki seksapelite yarışmada büyük bir etken. Ukrayna’nın sahne şovu ile bir striptiz şovunu birbirinden ayıran tek şey ortada bir direk olmaması ve kadının ona sarılıp üstünü çıkarmaması idi (Kıyafeti tek parça olduğundan olsa gerek). Yunanistan da bu sefer “cinselliğe” oynadı. Yunanistan ile ne ilgisi olduğunu çözemedim -aşk teması üzerine yürüttüğü turizm kampanyaları ile ilgisi olabilir- ancak POSTCARD adı verilen ülkelerin tanıtım bölümünde ateşli bir sevişmenin başlangıç sahnesi yer alıyordu. Görünen o ki Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nden gelecek 12 puan haricinde puanlara da hormonel taarruzlarla erişmek istedi. Ancak yine da şarkılarının vasat olduğu söylenemez. Ancak ikinciliklerinde seksapelitenin, avrupa’da yoğun olarak yaşayan Yunan halklarının ve komşuluk ilişkilerinin etkili olduğuna inanıyorum.Ukrayna da benzer şekilde Kuzey Avrupa ülkelerinin oyları ve seksapeliteden faydalandı.

Belki Mor ve Ötesi’nde “Erkekten öte” bir de bayan olsaydı durum daha farklı olabilirdi.

Baltık ve Doğu Avrupa: “Ev alma, komşu al”

Baltık ülkelerinin oy dağılımının spikerler tarafından okunması tamamen bir israf. Danimarka, İsveç, Norveç, İzlanda… Belki bir de Estonya, Letonya… Ben bu ülkelerin Avrupa haritası üzerindeki yerlerini henüz bir çocukken Eurovision sayesinde öğrendim. Dağılan Yugoslavya’nın geride bıraktığı ülkeler ve aralarındaki ilişkileri de sadece Eurovision’a bakarak tahmin edebilirsiniz.

Özeleştiri

Burada başka ülkeleri eleştirdiğimiz sanılmasın. Aslında eleştirim tamamen Eurovision üzerinde. Zira görüldüğü gibi Azerbaycan ile 12 puanları paslaştık (Ancak yıllardır böyle bir komşuya hasrettik de…) Komşuluktan öte, Aliyev’in dediği gibi “Bir Millet İki Devler” durumu vardı. (Aynen Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi arasında olduğu gibi).

Bu defa Belçika, Hollanda ve Almanya’daki vatandaşlarımız “Bir ben çekmesem bir şey olmaz. Herkes mesaj çekiyor” demiş olsalar ve büyük bir kısmı böyle demiş olsalar gerek ki 12′şer puan gelmedi. Oysa ben Belçika’dan “Douze Point: La Turquie” cümlesini duyacağıma emindim. Moralim de ilk orada kırıldı zaten.

Ne olmalı?

Adil bir jüri sistemi kurulmalı. Sadece bu “Televote” dedikleri saçmalık hiçbir işe yaramıyor. Gerçekten müziğe evrensel anlamda bakabilen kimselerden de bir juri grubu oluşturulmalı. Halk oylaması ile eşit ağırlığa sahip olmalı.

Ya da belki de komuşlardan sadece birine verilebilmeli. Ya da aynen şampiyonlar liginde olduğu gibi Avrupa gruplara ayrılmalı. O gruba verilen puanların en yükseğini alan, artık sıradaki puan neyse, yani genelde kaçıncı sıradaysa ona göre puan almalı. Kısacası bir değişiklik yapılmalı. Ne olduğu mühim değil, çünkü ben bile, yanı bir “Eurovision Sever” olarak, artık Eurovision’a önem vermeyeceğim, çünkü adil olduğunu düşünmüyorum.

NOT:

Merak edenlere

Merak edenlere söyleyeyim. Ben de oy verdim. Oyumu da ’ya verdim. 80′leri çok severim ve o şarkı “80′lerin” ritmine, dokusuna sahipti. Hele ki klibi çok hoşuma gitti.