Sevgililer Gününü Bekleyenler için “Taksonomik Yaklaşım”

Hep ciddi, sosyal ya da siyasal içerikli bir şeyler karalamaktan biraz daha uzakta “mizahi” bir şeyler yaptığımı da bazen kendim de unutuyorum. Ziyanı yok. İşte bir fırsat: Yaklaşan sevgililer günü…

Üstelik bir çok siyasi, toplumsal ya da bilimsel karalamalarıma yaptığım gibi bir giriş de yapayım istedim:

Bu yazımızda sevgililer gününe üç gün kalmasının sağlayacağı anlam gücüyle, kimin ne beklentisi olduğuna taksonomik bir yaklaşım getirelim istedik. 14 Şubat’ın varlığından memnuniyet dereceleri ve bu varlıktan etkilenme biçimlerine göre elde edilen sınıflandırma aşağıda listelenmiştir:

Sevgilisi olmayanların bir kısmı “sevgililer günü olmasın” derler…

Bu grup yapacak çok işi olanların, ancak o iş aralarında çok fazla iş yapmaya alıştıkları için kendilerini fazla boşlukta hisseden bir gruptur. Sevgililer gününden nefret eden kitlenin ana gurbudur ve muhtemelen 15 Şubat sabahı bu kitlenin bir kısmı üstlerinden buldozer geçmiş gibi hissedecektir. Yaşları 15 ila 22 arasında değişen ve insan hayatının yaş/kişilik simetrisine göre doğal olarak yaşları 48 ila 55 arasında değişen bu grup üyeleri, kendileri gibi yalnız olan partnerleriyle şu sıralar tanışmayı ümit ederler. 13 Şubat akşamı bir kafede bu ümit tavan yapacaktır, hatta 14 şubat sabahı da devam edecektir. Barlara gidebilecek yaştaki olan kısmı ise yine de 14 Şubat gecesini kerametli sayacaktır ancak sadece %0,1 (binde bir) hayal kırıklığına uğramayacaktır.

İnci, boncuk, çinçi, çanak satanlar da “keşke sevgililer günü senede iki gün olsaydı” derler…

Çünkü bu arkadaşlarımız ticaretin sırrını çözmüşlerdir. Bir çok belirli gün ve haftanın aslında belirli alışveriş günleri ve belirli alışveriş haftaları olduğunu da çoktan idrak etmişlerdir. Bir kısmı sevgililer gününün senede iki gün olsa daha iyi olacağını düşünür. Bir kısmı daha olası olan “sevgililer haftası”nı hayal etmeyi tercih ederler. Akıllı olanları sevgililer günü fiyatları küçük oranlarda arttırır, vitrinleri gül ve kalplerle süslerler. Genelde erkekler kadınlara hediye alacağından kadınlara yönelik hediyelik malzemeler vitrinde en ön sırayı kapacaktır.

Bir çoğu dükkanı geç kapamayı tercih edeceklerdir çünkü daima o gün hediye almayı unutan unutkanlar da olacaktır.

Sevgilisi ile aşkı gerçekten yakaladığına inanan bir kimseler, “bize her gün sevgililer günü” derler… ve bu güne pek ehemmiyet vermezler. Ya da en azından öyle söylerler.

Hatta kimileri o gün inadına buluşmayacaklardır. Buluşsalar da özel bir şey yapmayacaklardır. Bir kısmı sürü psikolojisine uyarak birbirlerine hediye alacaklardır ama muhakkak hediyeyi verirken, “aslında biliyorsun, sevgililer günü pek de mühim bir şey değil” gibi ya da gibisinden bir cümle zikredecektir.

Zaten her gün aynı evde yaşayanlar “dışarıda yemek yemek için iyi bir fırsat” olarak değerlendireceklerdir…

Açıklama gerekmeyecek kadar açık bir başlık olduğu için bir şey yazmama da gerek olmayacaktır.

Ortaokul ve Liseliler, henüz “özelini” oluşturamadıkları sevgilileriyle beraber sevgililer gününü özel sayarlar.

En büyük kaygı düzeyine ulaşan grup 17 yaş ve altıdır ve bunların da büyük çoğunluğu sırf sevgililer gününü yalnız geçirmemek için büyük ihtimalle şu sıralar birileriyle çıkmaya başlamışlardır.

Dişi olanları “Ay sevgililer günü yaklaşıyo ve ben daha can’a ne alacağıma karar vermedim” demeye başlamışlardır. Harika hediye fikirleri olanlar kapalı çevrelerinde bunun yayılmaması için ısrarla söylemeyeceklerdir ama sevgililer gününe yaklaşık bir gün kala heyecanlarına yenik düşerek, “bak sadece sana söylüyorum ama kimseye söyleme tamam mı” ön cümlesiyle herkese de söyleyeceklerdir. Ve bu “herkes” kendi arasında henüz alınmamış hediyenin dedikodusunu aynı gün yaparlarken, diğerinin bildiğine şaşıran birisi “benden kaçar mı kızım” cümlesini de kesin duyacaktır.

Erkek olanların bir kısmı sevgilisi olmamasına ya da ancak bir adet olmasına rağmen, hala da baba parası yiyor olmasına karşın “sevgililer günü ekonomik krize girmek” gibi cümleler kuracaktır. Playboy özentisi olmaktan kaynaklanan bu cümlenin altının boş olduğu sevgililer günü sonrasında sevgilisine aldığı “değersiz” bulunan hediyenin “değersiz” bulunduğunun her yerde anlatılmasıyla ortaya çıkacaktır. Ancak kimse bunun üzerinde pek durmayacaktır ve tüm fırtına 20 Şubat akşamı dinecektir.

GSM operatörleri sevgililer gününün ayrı şehirlerde geçirilmesini savunurlar.

Çünkü o gün inanılmaz bir mesaj trafiği yaşanacaktır. Telefon trafiği ise ayrı dert… Daha fazla açıklamaya gerek yok sanırım.

Bazıları o günü sebepsiz yere uyuyarak geçirirler.

Sevgilisi olmayan ve 14 Şubat’ın curcunasını uzaktan izlemeyi seven ve seve seve de tercih eden, bugünün anlam ve öneminin ancak yukarıda sayılmış gruplar için yukarıda sayılmış sebep ve sonuçlar kadar olduğunu düşünen benim gibileri muhtemelen 14 Şubat’ı uyuyarak geçireceklerdir… Gerçi haftaiçine denk geliyor ve bu da işe gitmem gerektiği anlamına geliyor ancak, ben uyanıkken de derin bir uykuda olduğumu düşünüyorum…

Tabi her ne kadar böyle söylese de insan,
Dünküyle bugünkü insan bir değildir.

Sevgililerin sevgililer gününü şimdiden kutlarım… Dünya öpüşme yarışmalarını izlemeyi unutmayın… Rekorları evinizde deneyebilirisiniz.

[poll=6]

İlgili Yazılar

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: