Doğumgünüm ve “Armadillomsu Kuzu”

dsc_0414.JPG

Her sene olduğu gibi bu sene de bir yaşıma daha girdim. Rutin olmasına rağmen insana keyif veren nadir şeylerden birisi. Bir çok rutin zamanla monotonluğundan dolayı sıradışılığını yitirir… Oysa her sene tekrar eden yaşlanma, çocuk iken “büyümek” idi. Genç iken “olgunlaşmak”. Orta yaşlarda “yaşlanmak”. Yaşlıyken de ölüme bir adım daha “yaklaşmak”. Sıradışılığını hiç yitirmemesi bundan olsa gerek. Belki de umutsuz ve paranoyak dünyamızda, her şeye yeniden başlayabilmenin, temiz bir sayfa açabilmenin, “kaç yaşındasın” sorusuna farklı bir yanıt verebilecek olmanın getirdiği o garip duygu…

Saat 00:50. Kulağım telefonda, ama telefon oralı bile değil. Telefonu oralı yapmayanlar, buralı bile olmayan -ki yarının pazartesi olduğunu unutmamak gerekir- arkadaşlar, dostlar, tanıdıklar… Keyfim artsın diye. Nitekim bizim arkadaşlar tarihler konusunda biraz hafızasızdırlar… Mühim de değil. Ajandaya kaydolmuş bir satır olmanın ehemmiyeti de yok… Umutsuzluluğumuz ve çirkin dünyamız olmasa aslında bugünün anlamı da yok. ve aslında bugünün ne kadar anlamsız bir gün olduğunu, anlamlı ve olumlu bir kaç satır karalayamamamdan da anlıyorum…

Belki de bu yüzden doğumgünlerinde insanları anar, onların doğumunu kutlarız, onlara bir de hediye alırız. Günü anlamlandırma saplantısına yardımcı olmak için. Öyle ya… Doğumgünleri salt bir gün olarak hatırlanmazlar. “O doğumgünümde şöyle olmuştu” diyebilecek bir şey olmadıkça da anımsamaya değer de bulunmazlar. Bu hediyeler, kutlamalar vb. şeyler, o günü anlamlandırmaya katkıda bulunurlar.

Bugün, bugünümü anlamlı kılan bir şey var! Yukarıda resmini gördüğünüz armadillomsu kuzu! Çok fazla vakti olmamasına, onu bugün yalnız bırakmadığım için gizli gizli mutfağa girme fırsatı çok az olmasına, benim hafiyemsi duygularımın kabarmasıyla, kulağımın mutfakta, gözümün yırtılmış nişasta, vanilya vb. pasta muhteviyatı şeylerin ambalajlarını aramak üzere çöpte olmasına rağmen, yine de gizli gizli bu şaheseri hazırlamış… PES! Kendisine bugünümü anlamlandırdığı için çok ama çok ama çok teşekkür ediyorum! Sana minnettarım… Teşekkür ederim Canan’ım!

Bu şaheserin yapıtaşlarına gelince… Şekildeki şey bir tür şekerleme… Dışarıdan alma falan da değil… Glukoz şurubu, yumurta akı falanli filanlı, zahmetli bir sürecin sonunda ortaya çıkmış bir tür şeker. Yumuşak, ama tadı şu pastaların üstündeki şemsiyeler gibi… Harflerin renkleri de iğne iğne dövmelenmiş gıda boyası… Hele bi ara ben AVIATECHS’in sitesiyle uğraşırken bir sessizlik olmuştu… İşte o sessizlikten bu şey doğmuş. İlk bakışta kaplumbağaya, ilk biyolog bakışıyla armadilloya benzese de asıl amaç kuzu yapmak. Sarkan kulakları, plakaya benzer yumakları ile işte size armadillomsu kuzu! Budundan ve kafasından yemeye başladım…

Sevgi ve selamlar…

İlgili Yazılar

4 Comments On This Topic
  1. canan
    17 Kasım 2008

    Yapraklara dallara, yeşillere, allara,
    Nice nice yıllara gülüm, nice nice yıllara.
    Yaprak dala, al yeşile yaraşır,
    Gayrı bundan böyle vermem seni ellere…

    İyi ki doğdun Tevfik, iyi ki…

  2. Ömür Tekince
    17 Kasım 2008

    Doğum gününkutlu olsun, aynı gün doğmuşuz :)

  3. Murat Gümüşel
    24 Kasım 2008

    Merhaba Tevfik;
    Canımın sıkıldığı bir andı ,nedendir bilmem acaba eski arkadaşlarım neler yapıyor sorusu geçti aklımdan.Adı ve soyadı aklıma gelenleri yazdım ve sende burada çıktın karşıma bir selam vermeden geçemedim.Doğum gününü kaçırmışım ama geçmiş doğum günün kutlu olsun. Uzun yıllar geçmiş aradan umarım bir gün bir yerde tekrar görüşmek dileğiyle.
    Sevgi ve Saygılarımla

    Eski Bir Dost

  4. Özlem
    02 Aralık 2008

    Ne de şeker o olmuş öyle =) yemeye kıyılmaz ki :D

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: