Kafkasya da kararsız denge

500.jpg

Çek Cumhuriyeti ve Polonya’ya füze kalkanı kurulmasını engelleyemeyen, Kafkaslarda ve Doğu Avrupa’da gerçekleşen devrimleri engelleyemeyen, Kosova’nın bağımsızlığında ağırlığını koyarak başarılı olamayan ve bugün de NATO kıskacı içerisine girme paranoyasıyla savaşan Rusya, bölge statükosunun korunmasındaki ısrarını bütün Dünya’ya gösterirken, eski arka bahçesinden bu kadar kolay vazgeçmeyeceğini ilan etmiş oldu.

Geçtiğimiz günlerde hemen yanı başımızda patlak veren bir savaşın hayretini yaşadık. Öncesinde belirgin bir gerilim gözlenmeden patlayan savaş bir an için bir çok kimseyi şaşırttı. Ancak öncesinde gerilim olmadığı gibi bir sanıya kapılınmasının sebebi aslında gizli bir gerilimin süreğen olarak birikmesi ve bugüne dek ateş ile konuşmayan Rusya’nın davranışlarının kanıksanmış olmasıydı. Bölge ülkelerinin Sovyetlerden kopmasından bu yana süregelen Batı/Rusya egemenlik mücadelesi Rusya’nın ciddi bir tavır koymasıyla yeni bir sürece girmiş oldu.

Kararsız denge patlak verdi

Sovyetlerin dağılmasından sonra ortaya çıkan devletlerden birisi olan Gürcistan, bağımsızlığını kazanmasıyla beraber içerisinde bulunan üç özerk bölgenin sorunlarını da kabul etmiş oldu. Zira bağımsız olur olmaz bu üç özerk bölgeden kendi bağımsızlığını şiddetle ilan etmek isteyen Güney Osetya ve Abhazya ile silahlı çatışmalara girişti. Temmuz 1992’de imzalanan ateşkes ile Rus lehine kararsız bir denge oluştu. Ancak Ruslara göre “Anlaşma, anlaşmadır”. Hatta batının Gürcistan’ın sandığının aksine bu çatışmalarda insanlıktan ve istikrar oluşturulmasından yana olmaktan başka açık bir saf tutmamaları da bu antlaşmaya dayanmaktadır. Barış gücü sadece Rus askerlerinden de oluşuyor olsa, Gürcistan tek taraflı olarak bu antlaşmayı bozdu ve Güney Osetya’ya askeri müdahelede bulundu. Rusya’nın ise buna karşılık vermesi uzun sürmedi.

Acil misillemenın arkasındaki mesaj

Çek Cumhuriyeti ve Polonya’ya füze kalkanı kurulmasını engelleyemeyen, Kafkaslarda ve Doğu Avrupa’da gerçekleşen devrimleri engelleyemeyen, Kosova’nın bağımsızlığında ağırlığını koyarak başarılı olamayan ve bugün de NATO kıskacı içerisine girme paranoyasıyla savaşan Rusya, bölge statükosunun korunmasındaki ısrarını bütün Dünya’ya gösterirken, eski arka bahçesinden bu kadar kolay vazgeçmeyeceğini ilan etmiş oldu. Zira Rusya’nın çatışmalardan sonraki istekleri arasında Saakaşvili’nin istifa etmesini istemesi, 2003 yılında gerçekleşen Gül Devrimi’ni askeri müdahaleyle karışık bir karşıdevrimle ortadan kaldırma amacını taşındığını gösteriyor. Gürcistan’ın tek taraflı ateşkesinden sonra Rusya’nın kararlı ilerleyişi ve sivil kentlerdeki stratejik hedeflerin bombalanması da halk üzerinde Saakaşvili aleyhinde bir etki ve kışkırtma bırakmaktan başka amaç taşımıyor gibi görünüyor. Ancak son NATO toplantısında da Gürcistan’ın NATO hayalini henüz gerçeğe dönüştürememiş olan Saakaşvili’nin mazlum bir halkın korkusuz başkanı olması engellenememiş gibi görünüyor. Ayrıca Kosova konusunda “her iki tarafın isteklerinin gözetilmesi” konusunda ısrarcı tavır sürdüren Rusya’nın Güney Osetya ve Abhazya konusunda kendi / özerk bölgenin otonom isteklerini bastırmasının yarattığı çifte standart izlenimi Kafkaslardaki sempatizanların elindeki bazı kozları düşürmüş gibi görünüyor.

Ermenistan kazığı ve bölgesel etkiler

Şüphesiz Gürcistan-Rusya çatışmasının bölge üzerinde köklü etkileri olacaktır. Bu etkilerin başında ise kısa süre içerisinde izleyeceğimiz “Ermenistan-Gürcistan” sorunları var. Ermenistan ve Gürcistan’ın imzaladığı ikili savunma anlaşmasına göre her iki ülkenin de saldırı altındayken saldıran tarafa kendi topraklarını kullandırmaması gerekiyor. Ancak Gürcistan’ı bombalayan uçakların Ermenistan’dan kalkmış olduğu gerçeği Gürcistan’ı en kısa zamanda Ermenistan ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye zorlayacaktır. Ermenistan’ın hangi amaçla böyle bir anlaşmaya izin verdiği bilinmez ama BTC’de dışlanmış olmanın da verdiği hırsla Rusya’ya diğer Kafkas komşularına tavır alırcasına yaklaşması safların yeniden düzenlendiği gerçeğini de ortaya çıkarıyor.

Bunun yanında bölgedeki dengesizliğin Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki Karabağ sorununa yeni bir anlam kattığını söyleyebiliriz. Güney Osetya’nın ve Abazya’nın statükosundaki herhangi bir değişiklik Azerbaycan’ı harekete geçirmek için geçerli bir neden olacak gibi görünüyor. Bugün Kafkaslar’daki diğer özerk bölgelerde de yeni soruların sorulmaya başladı bile.

Türkiye’nin konumu

Şüphesiz yakın tarihi boyunca doğu ile batı arasında kalan Türkiye, yine Doğu tarafını temsil eden Rusya ile Batı yanlısı Gürcistan arasında kalacaktır. Her şeyden önce Azerbaycan da dahil tüm Türk Cumhuriyetleri’yle en önemli kara bağlantımız Sarp Sınır kapısı, yani Gürcistan sınırıdır. Dahası Türkiye’de gürcü kökenli vatandaşlar ve Gürcistan’a yakın duran Kafkas kökenli diğer vatandaşlar önemli bir çoğunluktadır. Bunun yanı sıra Türkiye’nin göstereceği tavır Karabağ konusunda göstereceği tavırla çelişkili olmamalıdır. Rusya ile de iyi ilişkiler geliştirmeye başlayan Türkiye’nin terazinin kefelerini de iyi ayarlaması gerekmektedir. Tüm bunları zedelememek için Türkiye’nin tarafsız bir barış elçisi görevi görmesi maalesef yetmez, çünkü her iki taraf da barış için kendi askerlerinin söz konusu özerk bölgelerde yer alması gerektiğini savunmaktadır. Şu halde Türkiye’nin günlük gelişmeleri iyi değerlendirip, değişken bir strateji izlemesi gerekmektedir. Aynen satranç oynar gibi…

Girilen yeni süreç ve sonuç

Girilen yeni süreçte tüm Kafkas ülkelerinde –belki batıdaki Demirperdelerde bile- Rus yanlısı muhalefet ya da iktidarların elinin güçlenmesi öngörülebilir – ancak bu defa eskisi gibi sempati üzerine kurulu bir etki değil, belki de biraz korkuya dayalı bir saygı çerçevesinde gelişmiş bir çerçeve söz konusu-. NATO’ya dâhil olmaya çalışan ülkelerde de belirgin bir istek yavaşlaması olacağı da beklenebilir. Rusya’nın, Gürcistan’a Batı’nın yardımcı olamamasından aldığı cesaretle bundan sonra daha sert politikalar uygulayacağı da beklentiler arasında. Balkanlara göre nispeten daha istikrarlı görünen Kafkasların da dengelerinin her an bu gibi çatışmalarla bozulabileceğinin idrak edilmesi de önemli sonuçlar arasında yer alıyor.

5 Comments On This Topic
  1. özlem başkar
    15 Ağustos 2008

    =(

  2. ÖmürTekince
    16 Ağustos 2008

    Büyük devletlerin yarışında, olan küçük ülkelere oluyor.

  3. Özgün Sarı
    16 Ağustos 2008

    Rusya ile Gürcistan arasında patlak veren durum bir kez daha gösteriyor ki, savaşlar haklı ile haksız arasında değil, güçlü ile güçsüz arasında oluyor her zaman.

  4. Tekin Tuzsuz
    22 Ağustos 2008

    Dengeler sürekli değişiyor. İbre bir o yana, bir bu yana. Ama işin özünde olan ne? İnsan denen varlık kendi soyunu kurutuyor. Kendi cinslerini katlederek, doğayı katlederek, diğer canlıları katlederek.

  5. Melih Şentorun
    28 Ağustos 2008

    Türkiye sınırları etrafındaki kriz bölgelerinin hepsinde kurmaya çalıştığı denge stratejisini bu kez daha dikkatli uygulamalı. Malumunuz ne demografik yapı ne de ekonomik çıkar değil kafkasyadaki mesele. Güçler dengesinde NATO’dan yana tavır alan ülkemiz; medeniyetler arası köprü vazifesinde olduğu gibi güçler dengesi arasındaki tek merkezdir.

Yorum yapın (Facebook ya da Twitter profilinizle de yorum yapabilirsiniz...)

%d blogcu bunu beğendi: